Puan vermedi·517 syf.····Okunma: 28 Kasım 2025 08:25 (Spoiler içerir.)
Çok önerilmesine rağmen okumamakta ısrar ettiğim için kendime çok kızdım. Bir dostumun tavsiyesiyle başladım. Bir kitap ne kadar güzel ve etkili olabilirse öyleydi. Hafızamdan silinse de yeniden okuyup o duyguları tekrar tekrar yaşasam denir ya hani, tam olarak öyle. Martin eden, her okurun kendinden bir parça bulabileceği bir karakterdir. En başlarda Ruth için kendini geliştirmeye çalışan birini görmeye inandıysam da aslında yaşama tutunmak için bir şeyler yapmaya çalışan biri olduğunu kitabın son sayfalarından anlayabildim. Belki de insan yaşamak için bahanelere sığınan bir varlıktır. Küçücük bir şeyi de yaşamak için bahane edebilir. Martin, doğduğu dünyada mutlu olamadığı için kendi kafasında dünyalar kurmak istediyse de aslında bunun da onu mutlu edemeyeceğini bilmiyordu. Yoksa neden kendini bu kadar değiştirmek, geliştirmek istesin? İçinde olduğu dünyanın kendisine göre olmadığını düşünüyordu ve bu yüzden gözünde büyük bir yere sahip olan Ruth ve ailesinin dünyasında yer almak istiyordu. Çünkü kafasında öyle bir konuma getirmişti ki Ruth'u ona yakınlaşabileceğini dahi düşünemiyordu. Onun için imkansız gibi bir şeydi. İmkansız olmasını sağlayan da yine "Onu uzaklaştıran ve kendine imkânsız görünmesini sağlayan, aslında Martin'in kendi aşkıydı. Arzu duyduğu tek şeyden, kendini aşkıyla mahrum etmişti." Kitapta da yer alan bu cümle ifade etmiştir. Kitabın sonlarına doğru aslında Ruth'a karşı hislerinin olmayacağını anlayacaktı ve onu da yine kitapta geçen "Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth değil, idealize ettiği, kendi kafasında yarattığı uhrevi bir şeydi; kendi aşk şiirlerindeki ışık saçan ruhtu." Bu cümlelerle ifade etmiştir. Bütün bunlara rağmen her zaman dediğini yapan ve kendisine, doğru gelmeyen hiçbir şeyi kabul etmeyen biridir Martin. Ruth'un dünyasına girmek istedi çünkü kendi dünyası istediği şeyi vermiyordu. Başardı da ama bu başarı herkese başarı gibi gelmeyecektir. Çünkü aslında başarınca kaybetti. Hayal ettiği beklentisini karşılamayan bir dünyayla karşı karşıya kalınca yaşamak için bir sebebinin kalmadığını anlayınca yaşamına son verdi. Bu durumu da yine "Ama bir gün hayata doyabileceğimi hiç hayal etmemiştim." sözleriyle bize yaşamak için bir sebebinin kalmadığını hissettirdi. Biz okurlar da onunla beraber bir sona şahit olduk. Aslında kitaptan hep güzel bahsettim. Bir noktada kendiyle çelişen sözleri de olmadı değil Martin'in. Ünlü ve tanınan biri olunca sürekli yemeğe davet edenlere karşı iç sesi sürekli "Ben aynı kişiyim değişmedim, yazdıklarım ben ünlü olmadan önce de vardı beni ben olduğum için davet etmiyorsunuz öyle olsa açlıktan yataklara düştüğüm zaman neredeydiniz?" diye kızıyordu. Ama unutmayalım kendisi açken yataklarda hasta yatarken açlıktan ölen insanlar aklına gelirken, Yemeğini yedikten sonra onları unutup bu sefer aşık olduğu için aşk acısı çekenleri düşünmesi de bu iç sesiyle çeliştiğini gösterir. "Açlık çekerken aklına dünyanın dört bir yanında açlıktan ölmek üzere olan binlerce insan gelmişti, ama şimdi ziyafetten yeni kalkmışçasına toktu ve açlık çeken insanlar artık zihnini meşgul etmiyordu. Onları unutmuştu ve şimdi bir âşık olarak dünyadaki sayısız aşığı düşünüyordu." Kitapta geçen bu cümle ne demek istediğimi tam olarak ifade etmiştir.