Spoiler içerir!
Sanırım ilk defa bir kitabı iki kez okudum. Ben incelemeleri kitabı hatırlamak için yazarım. Unutmam mümkün değil ama yine de kısaca bahsedeceğim. Ana karakterimiz Raif Efendi, bir şirkette mütercimlik etmekte. Kendi halinde, sessiz, insanlarla iletişim kurmaktan imtina eden bir profil. Baldızları, kayınçıları, eşi ve çocuklar derken kalabalık bir nüfusun tüm maddi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.
Babasının “Git bir mektep oku.” demesi üzerine İstanbul'a Güzel Sanatlar Akademisi'ne gidiyor. Bir süre sonra babası onu Berlin'e gönderiyor; çünkü Havran'daki sabunhaneleri ıslah etmek ve ticareti öğrenmek için Almanya'da bir fabrikada çalışacak. Raif Avrupa'nın ihtişamına kapılıp, ardından bir de Maria Puder'in ihtişamına kapılıyor. Bir resim sergisinde gördüğü bir portrenin tesiri altında kalıyor ve tabloya, yani ressama aşık oluyor. Sabunhane, ticaret vs. hikâye oluyor ve asıl hikâye başlıyor.
Maria ile bir aşk yaşıyorlar. Fakat Raif babasının vefatı sebebiyle Havran'a geri dönüyor. Raif döndükten kısa bir süre sonra Maria hastalığı sebebiyle vefat ediyor. Raif bu ölümü ve bir kızının olduğunu tesadüf eseri 10 yıl sonra öğreniyor. Raif'e kalan bir büyük acı, cesaretsizliğinin cezası ve sonsuz bir aşk. Bize kalan ise duygu yüklü bir kitap, bolca gözyaşı ve kapanış. :)
Raif Efendi'ye çok sitem etsem de hayatımın sonuna kadar ara ara okuyup yine ona ağlayacağım. :) Kürk Mantolu Madonna