Birey yerine ferd!
Birey, Türkçede modern dönemde ortaya çıkan bir karşılıktır ve Batı düşüncesindeki individual kavramını yansıtır. İnsan, toplumdan özerk, kendi kendine belirleyici bir “öznedir.” Temeli seküler insan felsefesine dayanır ve İslam’da karşılığı yoktur. Ahlaki ve varoluşsal konumunu Tanrı’dan değil, kendisinden alır. Bireylerin toplamı toplumu meydana getirmez, toplumsal yapıyı meydana getirir. Halbuki ferd, Allah’a karşı doğrudan muhatap olan, tek başına sorumluluk taşıyan yani ahlaki özne ve dini muhataptır. Bu bağlamda insan toplumun ona atfettiği kimlik ile birey, Allah ile olan doğrudan ilişkisi ile ferd olacaktır. Birey topluma ve yasalarına hesap verirken ferd Allah’a karşı hesap vermekle yükümlüdür. Birey toplumdan bağımsız tamınlanırken ferd toplum içinde kemale erer. Toplum fertlerin toplamı değil, fertleri kemale sevk eden düzenleyici bir yapıdır. Batı düşüncesinde insanı birey yapma gayreti vardır ki kolay yönetilebilsin ve tüketim mazemesi olabilsin İslam düşüncesinde amaç ferdi birey yapmak değildir; ferdi şahsiyete dönüştürmektir. Ferd, toplumda erdem kazanarak şahsiyete dönüşür. Şahsiyetin temelini ise ahlak oluşturur. Birey ve ferdin ahlaki dayanakları farklı olduğundan sonuçlarıda farklı olur, birey için ahlak özerklik iken ferd için ahlak sorumluluktur. Ferd için erdemin kaynağı Kuran ve sünnet iken birey için erdem kendisidir. Bugün ülkemizin üzerindeki medya ve 5. kol faaliyetleriyle toplumu dizayn etme projesinin temelinde ferdin birey yapılabilmesi kaygısı yatmaktadır. Bunun için aileye ve özellikle geleceğin annelerine metafiziksel saldırılmaktadır. Erdemli bir toplum inşaa etmek için şahsiyetli ferdlere ihtiyacımız var, bu oluşumun ilk okulu ise ailedir, en önemli öznesi annedir. Bediüzzaman Said Nursi’nin dediği gibi insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir.
·
138 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.