Sevap işlemek de tamamen bir nasip işidir; zira herkes namaz kılamaz, herkes hakkıyla tesettüre giremez, herkes sohbet veremez yahut o ilim meclislerine gidemez. Misal, bu akşam tam olarak böyle oldu; park sorunu yaşadığım için o çok istediğim sohbete katılmak nasip olmadı ve gruba gelemediğimi yazdığımda aldığım niyetin belki amelinden hayırlıdır cevabının güzelliği beni derin muhasebelere sevk etti. Tam da bu noktada, niyetimizin kalitesini ne ölçüde koruduğumuzu ve kendimizi ne kadar kalibre ettiğimizi samimiyetle düşünmemiz gerekir; acaba hal ve davranışlarımıza Kur'an ve Sünnet’e göre hakkıyla ayar verebildik mi? Bizim yegane mastarımız, saptığımızda ve yamulduğumuzda ölçü olarak alacağımız yegane mizan Kur'an ve Sünnet'tir; bu yüzden ara ara kendimizi kontrol etmeli ve niyetlerimize azami dikkat göstermeliyiz. Amellerin niyetlere göre olduğuna ve içimde İslam’a, imana ve Kur’an’a hizmet etmek adına taşan o samimi gayretlerin fiiliyata dökülemediği anlarda bile sanki yapılmış gibi sevap kazandıracağına inanıyorum; nitekim vaktiyle benzer bir konu ve yapmak istediğim hizmeti kabaca anlattığımda duasını aldığım Valide Sultan da tam olarak böyle söylemişti. Kim bilir, belki de bu akşamki niyetim amelimden fersah fersah daha hayırlıdır; tek duamız ve sığınağımız odur ki, Allah bizleri imandan, Kur'an'dan ve Onları dertlenmekten ayırmasın.