Kitabı 2010 yılında okumuştum, o döneme kadar yaş itibari ağır kitapların üzerine hafifletici bulduğum romanları okurdum. Romanları okurken içerik haricinde uslüp, tasvir yeteneği, kurgu, dil bilgisi gibi belagatımı arttıracak yönlerini almaya çalışırdım. İçerik olarak incelediğimde tarihsel gerçekliği sıkıcı halden çıkarmak adına hayali bilgiler ile süslemiş ki bu roman kurgusunda bir gereklilik ve roman okuyucusu bunun farkında olmalıdır aksi halde kitap roman değil tarih kitabı olacaktır. Birden fazla pencere açılarak aynı anda birden fazla olay ve kahramını yumuşak geçişler ile verebilmiş. Okuduğum en iyi kurgu romanı diyemeyeceğim ancak tarihe olan ilgimi arttıran en önemli romanlardan biri olduğunu söylemeliyim.
O günlerde okuduğum yüzün üstünde roman kitapları arasında beni en çok etkileyen roman olduğunu söylemeliyim. İlk 10 padişaha ayrı sevgim var, herbiri mareşal , kudretli, basiretli, imanlı… Bir anket yapılsa en sevdiğin yada en önemli padişah kimdir diye sorsak sanırım milletimizin listesindeki ilk Fatih Sultan Mehmet olacaktır, benim ise Yavuz Selim… Yavuz’da kendimi buldum tıpkı halife Hz. Ömer’de bulduğum gibi. Yavuz ve dönemi ile ilgili onlarca kitap yüzlerce makale okumuşumdur sadece tek bir roman okudum , Aslında bu bir nasip meselesi 2010 yılında tarihe ilgi duyuyorum ve roman okumalarını bırakma dönemine giriyorum, aralarından kendime en çok yakın bulduğum padişah Yavuz oluyor ve son okuduğum tarihi roman kitapları Yavuz ve Kuşatma 1453 oluyor.
Yavuz’u anlatmaya nasıl başlar ki insan,
Yürekli, cesur, adaletli, bekleyen, sabırlı, öfkeli, sabırsız, nahif, mecanin-i kütüb, talebe, şair, aşık, ülkü sahibi, takva sahibi, idareci, gaye adamı, dertli, kudretli ve çok zeki.
Saydığım her bir özelliği için birer makale yazabilirim, ben Onda kendimi buldum,