SeyyahGurme

SeyyahGurme
@Seyyahgurme
Bu platform bir maskeli balo ve ben maske sahiplerine tenkitler yazıyorum
Lokanta Camına Ekmek Banmak
Son zamanlarda profil sayfamdaki görüntülenme sayısının anlamsız, tuhaf artışını engellemek için sadece birkaç kişiyi engellemem yetti. Benim insan sarraflığım ve tahminlerim kuvvetlidir; kimlerin arka planda stalk yaptığını, profilime girip girip, bakıp bakıp geri gittiğini çok iyi tahmin edebiliyorum. Garip olan ise derdi neyse söylesin, çekinmesi sylesin dediğimiz halde uzaktan ekmek banmalara karşı artık banlandınız diyorum. Bu abuk, bu zavallı durum bana Kemal Sunal’ın filmindeki sahnesini hatırlattı: Lokanta vitrininin önüne geçip, dönen tavuğa bakarak kuru ekmeğini cama banma eyleminin aynısıydı bu çekingenlik! youtube.com/shorts/dortdfuv... Ben de baktım ki bu içinden geçenleri anlatamayan çekinikler vitrinin önünü kapatıyor; bastım engeli. Bundan sonra zerre tahammülüm yok kimseye. Artık ulaşamayacakları, hiçbir zaman dahil olamayacakları vitrinime uzaktan ekmek bile banamayacaklar., banlandılar.
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Portreni çizerken
Beklerken durup düşündüm, fani kalbimin asıl muradı, asıl istediği neydi diye; tek tek listeledim ve satırların sonunda yine senin temiz silüetini çıkardım karşıma. Anladım ki burası, yani bu sanal dehliz, hakikatin nefes aldığı bir yer değil; sadece zihnimizde yankılanan boş tahayyüllerden ibaret, adeta hayali resimler çiziyoruz burada. Ben de senin resmini çizdim zihnimde; lakin her fırça darbesinde görüntü daha da bulanıklaşıyordu, sanki içine bir sürü yabancı sen katılmış, katışıklı ve tahrif olmuş bir sureti seyrediyordum sensizliğin kimsesiz tuvalinde. Dışarıda sana benzer, senin şiarını taşıyan insanlar gördüm ama hiçbirinde seni bulamadım; zira sen Kur’an kokuyordun, Kur’an’ın o vakârını taşıyordun. Güya Kur’an hamili olanları gördüm, hadis alimlerini, hafızları gördüm; lakin kalplerine emanet edilen muazzam nuru amellierini bilmem ama dillerine taşıyamıyorlardı, taşıp dökülüyorlardı. Nice sineler müşahede ettim, iç dünyalarında, yüzlerinde bize gösterdikleri takva maskesinden zerre kadar eser yoktu. Seni göremedim; sadece senin silüetine bürünmüş ama senin ruhundan fersah fersah uzak, kalabalıklarla karşılaştım. Şimdi yine bekliyorum ama içimde tarifi imkansız bir korku var; çünkü bu yüzler yalan söylüyor, sahte ve laubali ruhlarıyla senin o temiz silüetini kirletiyorlar. Bekliyorum ama korkuyorum; senin duru tuvalini başka kirli fırçaların lekelediğini çok geç anlıyorum. O fırçaların tuvale dokunmasına müsaade edişim, sırf onları sen sandığımdan, seni bulduğumu zannettiğimdendi; oysa sahte fırçaların vurduğu her bir darbede senden, senin hakikatinden daha da uzaklaşıyorum. Nihayetinde yabancı fırçalara küstüm ve artık önüme gelen herkese fırça atıyorum. Eskiden öfkem sadece davam içindi, şimdi sevdam için de davam için de öfkeliydim; lakin bu
Beklemeyi beklemek
Beklenti insanı yorar, bu demek değildir ki bekle/me. Bekle belki gelir, beklemek vefadır önce kendine Ne zaman sebepsiz daralsam gönlüm doğuya bakar Bilirim bir bekleyenim var, bekleyen de beklenir İnsan bekler, karşılık bulmuş yada bulmamış ne önemi var Karşılık yok ise bu demek değildir ki değmezsin İnsan bekler, imkansızlık varsa da bekler İmkansızı yaratanın kapısında bekler Bekleneni eker, bekleyenden geçer Az hiçten çoktur, beklemeyi bekle Bakalım beklenen beklediğin midir?
Şiir
Abiniz Değilim
Bu sosyal mecralarda üslubuma yansıyan mesafeli, vakur ve koruyucu duruş, meğer etrafta tam bir abi havası estiriyormuş; profilde bıraktığım bu olgun iz, harflerin asaletinden ve fıtri duruşumuzun ciddiyetinden kaynaklanıyor olsa gerek, yoksa abiniz değilim öyle bir havamda yok.
1000Kitap
Dijital Bataklıkta Boğulan Ruhlar
Buranın yazı dilindeki içi kof ve cüce bırakılmış eksiklikten midir, yoksa psikolojisi topyekün laçka olmuş bir güruhun yalandan, kurgudan ve riyadan ibaret hayatları profil diye kusup arkalarında bıraktıkları o şizofrenik gerçek hayat kırıntılarını öngörmekten midir bilmem; bu sosyal platformlar insana zerre kadar, en ufak bir emniyet ve güven hissi vermiyor. Şurada kafayı nereye çevirsek, beş kuruşluk itimat edip selamı ziyan edecek tek bir haysiyet sahibi yok, kelimenin tam manasıyla hiç kimse! Hepsi, kendi elleriyle ördükleri yalan dünyasının pis suyunda can havliyle çırpınan akvaryum balıkları gibiler; sahte dünyalarından çıkıp gerçek hayatın iklimine geçmeye ne yüzleri var ne de nefesleri, zira o temiz havayı soludukları an ciğerleri patlar, anında boğulurlar, daha kötüsü karşılarındaki temiz sineleri de kendi bataklıklarına istemli yada istemsiz çekerler. Bundan sonra kendime değil sizlere tenkid yazıyorum. Dilimin sert ve sivri tarafıyla tanışmak isteyenleri beklerim. Bundan sonra engel var, daha sivri dil var, fazla düşünüp aman üzülmesin diye düşünmek yerine diğergamlıktan yoksun sizin gibi biri var. Çarpılmak isteyen beri gelsin, kim kimin bataklığında boğacak görelim.
1000Kitap