Şems-i asr idi, asrda şemsün,
Zilli memdûd olur, zamanî kasîr...
(Asrın güneşiydi; güneşin de ikindi vakti gibiydi
Gölgesi çok uzun ancak zamanı kısa idi... )
Yavuz sultan selim okudukça daha da hayran kaldığım padişah. Mütevazılığı, cesareti, açıksözlülüğü, şairane yanı, sadakati ve İslam'a olan saygısı... O kadar özel değerli bir insan ki kelimelerle anlatılmaz. Tüm karşıtlıklara karşı devleti için her şeyini feda eden adam. Dünyanın en yalnız adamı. Hazreti Ali'nin 'şahsınıza yapılan kötülüğü affedin, milletinize yapılan ise asla' şiarı ile yönetmiş, geçmişin yaralarını hüznüyle büyütmüş, zevkten sefadan, gösterişten hep uzak durup Allahın rızası kazanma gayesi ile hayatını tamamlamıştır. Ben her sayfasından çok etkilendim. Çok sevdiğim padişahı farklı bakış açılarıyla ve alıntılarıyla okumak ayrı zevk verdi. Kesinlikle öneririm...
-"Sanma Şah'ım, herkesi sen, sadıkane, yar olur,
Herkesi sen, dost mu sandın, belki ol, ağyar olur,
Sadıkane, belki ol, alemde bir, dildar olur,
Yar olur, ağyar olur, dildar olur, serdar olur."
Selimi ( Yavuz Sultan Selim)
En sevdiğim padişahlardan biri keşke anlık yükselmeleri olmasa bu onu çok acımasız gösteriyordu oysa ki şiir yazan bi insanın çok ince ruhlu olduğuna hep inanmışımdır yine de 8 yılda çok büyükler işler yapmış biri keşke daha uzun yaşasaydı..Kitabı çok sevmiştim bi çırpıda bitmişti
Sonuna kadar soluksuz okunan bir eser.
Okay Tiryakioğlu her ne kadar yapıtlarına kurgu adını verse de biz tarih severler olarak gerçeklik payını gözardı edemiyoruz. Bunun yanında sıkmadan bir sürükleyicilik de bizi etkisi altına alıyor ..
Bu kitabı lisede okudum. Tarihe bu kitap sayesinde merakım arttı. Üniversitede tarih bölümü okudum. Şimdi ise tarih öğretmeniyim. Bütün sorumlusu bu kitaptır.
Merdüm-i dideme bilmem ne fûsûn etti felek ,
Eşkimi kıldı fûzûn, giryemi hûn etti felek,
Şîrler pençe-î kahrımda olurken lerzân ,
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek.
Kısa bir ömür, büyük zaferler , hiç abartılı olmayan ama kahramanlarının dayandıkları manevi gücü de yok saymayan, son nefesine kadar,kaybettiği kardeşleri ve can dostalarının özlemi eşlik etmiş büyük OSMANLI PADIṢ̌AHI .
Bir hayat nasıl uçlarda yaşanır? Her an diri, kuşkucu, akıllı, çevik olmak zorunda mı? Hepsinin hayatların da vuķû bulduğu saltanat öyküsü..
Bir yanı; alemi yakıp yok edecek kadar öfke, hiddet sahibiyken , bir yanı da ; çadırda bulduğu bir mektup ile masum bir çocuğun yüreğine benzedi ...
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı Yavuz. Biraz tereddütlü bir şekilde almıştım. Yazarla ya da kitapla ilgili herhangi bir malumatım da yoktu. İlgimi çeken esas şey hayranı olduğum Yavuz Sultan Selim'di. Kitap bir roman. Açık söylemek gerekirse Tiryakioğlu'nun kalemini hayli beğendim. Nitekim sonrasında bütün romanlarını okudum yazarın. Sürükleyici, iyi anlatılmış, güzel kurgulanmış bir roman olmuş. Yavuz'un kısa süren saltanat dönemini iyi biliyorum, anlatılan şeylerin bir kısmını da öyle. Ancak eser kendini okutuyor, sürükleyici ve ilgi çekici. Kurgu hayli başarılı.
Gerçek şahsiyetlerin yanında roman karakteri olanlar da var. Yavuz Sultan Selim’in unvanı olan Yavuz’un ne manaya geldiği malumunuz. Karakterini ve yaşadıklarını görünce, -tabii yaşattıklarını da- Sultan Selim Han’a bu lakabın beyhude verilmediğini anlıyorsunuz.
Yavuz, kısa süren hükümdarlık döneminde yüzünü batıya dönmeye fırsat bulamamıştı. Öyle ki, çok ciddi bir sıkıntıya dönüşen Safevi/Şah İsmail riskini en iyi bilen ve hissedenlerden biriydi Yavuz. Bu nedenle tahta geçer geçmez ilk iş olarak Safeviler üzerine sefere çıkmıştı. İki yıl sonra ise art arda iki Memluk seferi daha yaptı. Roman, bu seferlerin ruh halini yansıtan bir yapıya da sahip. Yavuz’un kısa süre içinde çok sayıda sadrazam değiştirmesi ve bir çoğunu idam ettirmesi gibi durumları da anlatmaya çalışıyor.
Özetle, başarılı bir tarihi roman okumak isteyenler için Yavuz ideal bir kitap.
Tarihi romanlar ilgimi çekmese de kitaba başladım. Tarihi olaylar sırayla anlatılıyor gibi. Romandan çok tarih kitabı gibi. Bazende tam kitaba girecekken birden seyahatname kısmı geliyor ve anlatıcı değişiyor bunu hiç beğenmedim. Tarihi roman sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum.
Yavuz..
Gerçek manada hayran olduğum bir padişah. Tıpkı ismi gibi tahtta kaldığı her gün güç kelimesi onun için bir sembol olmuş. Kitabın içindekiler kurgu olsa da tarihin gerçekliğini yansıtmasından asla kaçamıyorsunuz. Yavuzun bazen liderliğinden bazen de devletin idamesini sağlamak adına karar aldığı acımasızca davranışları… Bir taraf böyleyken bazen şaşırıyorsunuz. Sanata bu kadar düşkün olan her bir dizesini yaşanmışlık ve hislerle ilmek ilmek kaleme döken bu padişah nasıl olur da bu kadar acımasız olur?Tarihin kazanç dolu her anı yansıtılmış aynı zamanda çok sürükleyici bir eser olmuş bunun dışında kitaptan öğrendiğim en iyi şey insanın içinde gerçekten ulaşmak istediği bir hedef arzusu varsa onun için gözden çıkaramayacağı hiçbir şeyin olmadığıdır.
keyifli okumalar. :)
Yazarın kaçıncı kitabı bilmiyorum ama kesinlikle ustalık eseri olduğunu söyleyemem.
Kitap, bende genel itibariyle bir müsamere tadı bıraktı. Buna rağmen olay örgüsünü ve kurgu türünü sevdim.
Tatilde ya da kafa dağıtmak için tercih edeceğim 'çerezlik' diye tabir ettiğim bir kitap oldu benim için.
1972 yılında Mersinde doğdu. Çocukluğu İstanbul - Erenköyde geçti. Annesinin armağan ettiği gizemli ve kara mizah yüklü öykü kitaplarıyla edebiyata dair ilk heyecanları uyanmaya başladı. Bilkent Üniversitesindeki eğitimini 1994 yılında yarıda bırakarak tamamen edebiyata yöneldi. Yurtdışında, uzak ve gizemli ülkelerde yaşamayı daima sevdi.
Edebiyat çalışmalarının roman alanındaki ilk ürünü olan Karanlığın Çağrısı isimli eseriyle Beyan Yayınları 2002/İlk Romanlar ödülünü kazandı. İkinci romanı Gölgeler 2004 yılında basıldı. Bunu 2005te üçüncü romanı Bin Yılların Gecesi takip etti. Asıl çıkışını 2009 yılında Kuşatma 1453 ile yaptı. Tarihi roman okurlarının büyük ilgisiyle karşılaşan Kuşatma 1453ü, Kanuni ve Yavuz başta olmak üzere diğer romanları izledi.