Gönderi

Eros ve Psykhe'nin Hikâyesine Yeni bir Bakış
7/10
·320 syf.··
2025 10. kitabı
”Yüzünü güneşe dönen çiçekler gibi birbirimize döndüğümüzde bir kehanetin ya da eski bir hikâyenin gereğini yerine getirmiyorduk. Kendi hikâyemizi yazıyorduk.” Eğer Yunan mitolojisindeki bir aşk hikâyesi yeniden anlatılıyorsa bu genellikle Hades ve Persephone'un öyküsü olur. O yüzden farklı bir hikâyenin yeniden anlatımını görünce insanın ilgisini çekiyor, ki bende de böyle oldu. Fakat bu kitabı okuyacaksanız beklentinizi çok yüksek tutmamanızı öneririm, nedenlerinden aşağıda bahsedeceğim. Kitap, Perseus'un oğlu Alkaios ve Kraliçe Astydamia'nın yönettiği Miken'de başlar. Alkaios, vârisi doğmadan önce onun geleceğine dair biraz olsun fikir sahibi olabilmek için Delphi kahinine gider. Aldığı cevap karşısında mutluluktan havalara uçar: "Çocuğun, tanrıların bile korktuğu bir canavarı alt edecek." Fakat asıl muamma çocuğu doğunca başlar: Çocuk, bir kızdır. İyi ama Yunan mitolojisinde kahraman olan, canavarları alt eden erkeklerdir, kızlar değil. Alkaios, ilk başta şaşkınlığa uğrasa da bunların hiçbirini takmaz ve kızını savaşçılar gibi yetiştirir. Yaşıtı olan kızlar dokumayı öğrenirken Psykhe, ok atmayı öğreniyordur. Bu sırada Eros da günlerini diğer tanrıların çekişmelerinden mümkün olabildiği kadar uzakta kalmaya çalışarak deniz kenarındaki bir evde geçiriyordur. Fakat bir gün Afrodit, Eros'tan Psykhe'i lanetlemesini ister ve o gün ikisinin de hayatı, sonsuza kadar değişir… Öncelikle, kitabın yazım dili oldukça akıcıydı ama sanki olaylar çok hızlı olup bitiyordu. Örnek vermem gerekirse Psykhe, bir bölümde Hera Oyunları denen bir yarışmaya katılıyor. Normalde bunun büyük bir olay olması lazım, çünkü Psykhe, kendini kanıtlamak için katılıyor o yarışmaya. Şayet yarışmayı kazanırsa kızların sporlarda en az erkekler kadar becerikli olduğunu bütün Yunanistan'a göstermiş olacak. Ama tüm yarışma 4 sayfada olup bitiyor, hatta 3 sayfasının Psykhe'in diğerleriyle konuşması olduğu düşünülürse tek sayfada. Diğer bir örnek de Atalante'nin Psykhe'ye vedası. O sahnenin duygusal bir sahne olması gerekiyor, sonuçta Psykhe eğitimini tamamlamış ve öğretmeniyle belki de birbirilerini bir daha asla görmeyecekler. Ancak o da bir paragrafta oluyor. Psyche'in görevleri de aynı şekilde. Demeye çalıştığım, bu olaylara daha fazla sayfa ayrılsaydı olayların iyice yerleşmesi açısından daha iyi olurdu bu durum. Öbür türlü hızlı hızlı geçiştirilmiş gibi hissettiriyor. Diğer ve bence en önemli konu da şu: Kitapta mitolojiden yapılan değişiklikler. Hatırladıklarım şunlar: • Aile bağları: Psykhe'in Perseus'un torunu, hiç ablası yok ve Agamemnon ile Menelaus'un yeğeni. Perseus'un Psykhe'nin büyükbabası olmasını pek sorun etmedim şahsen ama ablalarının olmaması? Ablaları, hikâyede ana karakter ile ters düşen Yazar, Psykhe'nin ablalarından hiçbir zaman hoşlanmadığını, kardeşleri için endişelenmemelerinin mantıklı gelmediğini söylüyor ama Psykhe'in ablaları, öyküde ana karakterle ters düşen karakterler olması açısından önem taşıyordu. Onların yerine Akhilleus, Klytemnestra, Agamemnon vesaire var. Ayrıca Helen'in kardeşi Klytemnestra değil, Penelope. Bu değişikliğin gerçekten hiçbir amacı yok. Yazar buna da gerekçe olarak bu versiyonda Klytemnestra'nın Agamemnon'un savaş esiri olmasını, dolaysıyla Helen ve Klytemnestra'nın kardeş olamayacağını göstermiş gelgelelim bu ikisinin bağlantısını ben hâlâ daha çözemedim. • Dönem farklılıkları ve mantık hataları: Psykhe, bir bölümde Helen'in düğününe gidiyor ve orada Penelope, Klytemnestra, Helen, Elektra, İphigenia, Agamemnon ve Menelaus'la tanışıyor. Ve yukarıda bahsettiğim gibi, Menelaus ve Agamemnon onun amcaları. Şimdi, yanlış biliyorsam düzeltin ama bildiğim kadarıyla bu saydığım isimler Psykhe'ten çok sonra doğuyorlar. Arada muhtemelen en az bir 100 yıl vardır. Dahası, Hera Oyunları'na gittiği zaman Patroklos ve Akhilleus'la karşılaşıyor. Ek olarak, bizzat Atalante'den ders alıyor. Bu nasıl mümkün olabilir? Mantık hatasına gelecek olursam kitabın sonu. Hikâyeyi bilmeyenler için sürprizkaçıran olabileceğinden detay veremiyorum ama Zeus'un o konu hakkında bir şey yapmaması saçma geldi, ne de olsa ortada izni olmadan yapılan bir şey var. • Psykhe'nin savaşçı olarak yetiştirilmesi ve kehanet. Bana soracak oluranız bu durum, Psykhe'in hikayesinin önemini biraz azaltıyor. Psykhe, sıradan bir prenses gibi yetiştirilmiş. Kendisinden kahraman olması beklenmiyor ve buna rağmen karşısından çıkan zorlukların üstesinden geliyor. Belki fiziksel anlamda güçlü değil ama zihinsel ve ruhsal anlamda kesinlikle güçlü. Bu, fiziksel güçten daha önemli ve değerli. Lakin burada bir bakıyoruz Psykhe zaten güçlü olacak şekilde eğitim almış. Doğal olarak kendisinden bir şeyler bekleniyor. Kehanet de buna uygun olarak değiştirilmiş: Asıl kehanet, Psykhe'in tanrıların bile korktuğu bir canavarı alt edeceği yönünde değil, o canavarla evleneceği yönünde. Gelelim kitabın sevdiğim yönlerine. Yazım dilinin akıcılığı dışında Psykhe ve Zephyros'un arkadaşlığı gerçekten çok hoşuma gitti. Psykhe ve Eros arasındaki kimyayı hissedemememden kaynaklı olacak, ikisinin sahnelerini okumak çok keyifliydi. Her ne kadar zamansal anlamda bu mümkün olmasa da Helen'in düğünü, Atalante'nin domuz avına katılması gibi olaylarla Yunan mitolojisinde kadınların çektikleri zorluklara değinilmesini de sevdim. Özetle, kitabı okumayı düşünüyorsanız bu söylediklerimi göz önünde bulundurun derim. Ayrıca bir uyarıda da bulunmam gerek, 15. bölümde cinsel içerik var. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Psykhe ve ErosLuna Mcnamara · Dex yayınevi · 0289 okunma
·
390 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.