“Modern insanın sessiz çığlığı” derler ya,
işte tam olarak bu kitap öyle bir his veriyor. Kalabalıklar arasında görünmezleşmiş hayatlar,
küçük takıntılar ve tekrarlar…
Her öykü, gündelik hayatın en sıradan anlarını bile bir iç hesaplaşmaya dönüştürüyor.
Karakterler dışarıdan sıradan görünüyor ama içlerinde usul usul büyüyen fırtınalar var:
sessiz saplantılar, ritüeller, kaybolan benlik… Obsesyonlar bir hastalık değil;
varoluşun kaçınılmaz bir parçası gibi anlatılmış.
Her satır, okurun iç dünyasına dokunuyor,
sayfalardan sızan duygularla kendi sessizliklerimizi, kendi yankılarımızı fark ediyoruz.
Basit görünen kelimeler, aslında derin anlamlar taşıyor;
küçük görünen öyküler, insanın en büyük yaralarına temas ediyor.
Eğer siz de kelimelerle sessiz bir yolculuğa çıkmak,
iç dünyanıza ayna tutacak öyküler okumak istiyorsanız, Obsesif Şişko tam size göre.