Ya zaman düz bir çizgi değil de, kendi kuyruğunu yutan acımasız bir sarmalsa?”
Bazı kitaplar sadece hikâye anlatır, bazıları ise zihninizin içinde uzun süre yankılanır…
Çıban tam olarak ikinci grupta yer alıyor.
Furkan Emre Aynur, teknolojiyle kusursuzlaşmaya çalışan modern dünyanın aslında insan ruhunu nasıl çürüttüğünü çarpıcı bir şekilde anlatmış.
Güvenlikli siteler, plazalar, yapay zekâlar, kusursuz sistemler…
Ama içeride büyüyen görünmez bir “çıban” var.
Serdar karakteri; zekâsı, kibri ve yalnızlığıyla beni en çok etkileyen karakterlerden biri oldu.
Özellikle geçmiş ile geleceğin çatışması, Luvi medeniyetiyle bağlantılı gizemler ve psikolojik kırılmalar hikâyeyi çok daha derin bir hale getiriyor.
Kitap boyunca şu hissi sürekli yaşadım:
“İnsanlık gerçekten ilerliyor mu, yoksa sadece daha şık bir şekilde mi çöküyor?”
Karakterlerin gri olması, kimsenin tamamen iyi ya da kötü olmaması kitabı daha gerçek hissettirdi.
Ayruk’un adalet savaşı, Ezgi’nin mantıklı duruşu ve Serdar’ın kendi zihninde giderek kayboluşu etkileyiciydi.
Bilimkurgu, distopya, psikolojik gerilim ve toplumsal eleştiriyi bir arada okumayı seviyorsanız Çıban tam size göre olabilir.
Bazı yaralar görünmezdir…
Ve bazen en büyük çürüme insanın içinde başlar.