“Ben istiyorum ki meşguliyetim olsun. Elimde bir işim olsun. Bekleyecek bir şeylerim olsun… Telefonun başında çocukların aramasını bekleyeyim, pencerenin kenarında çocukların, torunların bana uğramasını bekleyeyim, ağaç yapraklansın diye bekleyeyim, salatalıklar çiçek açsın diye bekleyeyim, domates kızarsın diye bekleyeyim. Öyle şeyler… Zaman kolay geçsin istiyorum ben. Başka derdim yok. Ölüp kapımı çalana kadar bir şeyler oyalasın işte beni.”
~
Bir gün bizim de yaşlanacağımızı bilmeden yaşıyoruz. Ölüm bile daha çok aklımıza geliyordur belki. Yaşlılığı hiç yakıştıramıyoruz ama kendimize.
Selime teyzenin yerine koydum bazen okurken kendimi, bazen de çocuklarının.
Şükrettim. İkisi için de henüz geç değil.
Eski komşularım yaşlı bir çiftti 80 yaşlarında. Her gün çağırırdı bıkmadan. Bir gün gitmesem niye gelmedin derdi. Rahatsız etmek istemediğim için gitmezdim çoğu zaman.Şimdi onları daha iyi anlıyorum. Aynı yerde olsaydık her gün giderdim :)
Yaşlılığı, yalnızlığı, beklemeyi anlatan sıcacık bir hikayeydi Selime Teyzenin hikayesi