·552 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Kasım 2025 00:09 “Kür Şad ölmüş fakat attan düşmemişti. Ölmüş fakat yenilmemişti...”
Bozkurtlar; bir ulunun etrafına dizilmiş, yürekleri gürül gürül akan bir kaynak suyundan farksız, öğrenme isteği ile yanan evlatların ululardan dinlediği bir gerçekliktir. Türk milletinin şiarının ve varoluş amacının, her diyalog ve karakterde tekrar tekrar aklımıza bir mıh gibi çakıldığı bu metinde; Türk, “Ben neden varım?” sorusuna cevap bulsun diye Göktürk dönemine gideriz. Varlığı, yokluğu, zaferi, bozgunu ve nihayetinde yeniden başlamayı bizzat deneyimleriz.
Eser; umutsuz durumlarda, umudun bağlandığı tek yerden kurtuluşun geleceğini göstermesi bakımından kıymetlidir. Türk töresi, Türk’ün en büyük yol göstericisidir. “Töre yürüsün, yurt kurtulsun” diye nice yiğit, canlarını çekinmeden verir. Büyük bir teslimiyet ve bahtiyarlıkla yapılan bu fedakârlıklar; Türklerin ataları Göktürkleri defalarca kez düşman karşısında zaferdar kılmış, yıkılan dirliğin tekrar tekrar kurulması gibi zahmetli ve zor işleri başarabilme gücünü bahşetmiştir.
Kür Şad ve kırk çerisinin hikâyesi, günümüz için bile geçerli olan bu gerçekliği gözler önüne serer. Varlığının sebebini milletini ve ulusunu yaşatmakta bulan Kür Şad, bütün umutların söndüğü anda bir alev olmuş; onun alevi sadece bir gece yanıp sönmüş olsa bile bütün Türk yurdunun meşalelerini yakmaya yetip de artmıştır. Günümüzde yaşayan Türkler, o dönemin şartlarından bambaşka bir dünyaya doğmuş olsalar bile; yüzyılların getirdiği genetik ve kültürel miras, her birinin içerisinde zerre kadar da olsa Kür Şad’ı taşıdıkları gerçeğini değiştirmez.
Bozkurtlar, dünyaya Türklerin gerçeğinin ilanıdır. Türk varlığı, bağımsızlıkla aynı göbekten kesilip dünyaya düşmüştür. Kür Şad bir bayrak olmuş olsa bile varlığının özüne varmış her Türk, birer alemdardır.
Bozkurtlar; Türklük bilincine ermek veyahut erdiyseniz bu bilincin gönlümüzde ve dimağımızda gürül gürül çağlayan yüksek bir seciyenin sesi olduğunu fark etmek için okunması gereken bir eserdir.