Kitap resmen kiliseye ahlak dersi veren ve tezatliklarini ortaya döken bir kişisel farkındalık eseri.
Kitabın girişinde şu cümle dikkat çeker; "Kara Papa" lakabını takmıştı kendisine hayranları. Anton LaVey'in, Şeytan Kilisesi'nin Baş Rahipliği yolculuğu, daha 16 yaşında bir lunapark orgçusu olduğu günlerde başlamıştı:
"Cumartesi geceleri lunaparkta, yarı çıplak dansçı kızların peşinden azgınlar gibi koşan adamları görüyordum. Pazar sabahları ise, lunaparkın diğer ucundaki gezginci vaizlerin çadırında org çalarken, aynı adamları karıları ve çocuklarıyla sıralarda oturmuş, Tanrı'dan kendilerini bağışlamasını ve bu cinsel arzulardan arındırmasını dilerken görüyordum. Sonraki cumartesi gecesi, yine lunaparkta ya da başka bir eğlence yerinde olurlardı.
"O zaman anladım ki, Hıristiyan kilisesi tamamen ikiyüzlülük üzerine kurulu ve insanın doğasındaki bu cinsel dürtü asla bastırılamaz!"
İşte o genç yaşından itibaren yolu belli olmuştu. Nihayet, 30 Nisan 1966 gecesi -ki cadıların en önemli bayramı olan Walpurgis Gecesi'dir- LaVey, eski cellatlar geleneğine uygun olarak kafasını kazıttı ve Şeytan Kilisesi'ni kurduğunu açıkladı. İnsanın bedenini ve cinsel arzularını kutlanacak bir şey haline getirecek bir kiliseye ihtiyaç olduğunu görmüştü. "Çünkü," diyordu, "bedensel zevklere tapmak insana haz verir, o halde tam bir zevk tapınağı olmalı..."
Tespiti ve isyanı yerindedir, ancak adresi düşman şeytanda bulması onun talihsizliği, Şeytanın elinde bu dünyada istediğimiz şekilde istediğimizi yapmamız bizi tatmine ve huzura erdirmez bu yüzdendir ki kilise ve doğu dinlerinin çileci ve kısıtlayici kurallarının aksine, yüce Rabbimiz ve eşsiz dininde insanın doğası red edilmez, hazlari, zevkleri dışlanmaz, hukuk çerçevesinde bu hazlari yaşamasına ruhsat verilir ve elbette haz ve zevklerin sonsuzunun ve sürprizinin de cennet bahçesinde olacağı inananlara müjdelenir. Huzurunuzu koruyun ve gelişin ve başarın!