Puan vermedi·296 syf.····Okunma: 30 Kasım 2025 00:00 Kendi hayatımı çok fazla düşündüğüm bir dönemde okuma fırsatım oldu.
Şimdiden söyleyeyim oldukça kişisel bir yazı olacak.
Bütün pişmanlıklarımı düşünüyordum; üniversite sınavında yeterince ders çalışmadığım için istediğim okulu kazanamamı, biraz daha dirayet gösteremediğim için yüksek lisansı yarıda bıraktığımı, sevdiğim mesleği yapamadığım için birkaç iş değiştirip sürekli düşük ücretlerle başlayıp kendi kendime yetemeyişimi, beni seven insanlara şans tanımayıp "sparkle" kovalayıp yanlış insanlarla kurduğum yanlış ilişkileri, "öyle olmasaydı, şöyle olsaydı, tam olarak nerde ne yaşansaydı ya da yaşanmasaydı kendimi bu durumda bulmazdım" diye içimi yiyen düşünceleri, uyuyamadığım bütün o geceleri, kısacası olan ya da olmayan bütün dönüm noktalarına karşı duyduğum pişmanlıkları... Ve çok uzun zamandır bunları düşünüyordum.
Pişmanlık öyle bir his ki üzerinize serilen eski, ağır, soğuk bir battaniye; hareket etmenizi zorlaştıran, sizi huzursuz ve rahatsız hissettiren. O battaniyenin altındayken sade o battaniyenin altında olmadığınızda yapacakları düşünürsünüz ama o battaniyeyi de üzerinizden atamazsınız.
Nora böyle bir akşamda o ağır battaniyenin altından çıkamayacağını düşününce hayatına son vermeye karar veriyor. Ve bütün o dönüm noktalarında farklı kararlar verdiği hayatları yaşıyor; istediğim üniversiteyi kazansaydım ne olurdu? Yüksek lisansa devam edip akademide kalsaydım ne olurdu? Sevdiğim işi yaptığım için iş değiştirmek zorunda kalmasaydım ne kadar para kazanırdım, kendi kendimi geçindirebilir miydim? Beni seven o insanı bırakmasaydım şu an kendime mutlu bir yuva kurabilir miydim? Peki tüm bunlar beni şu an içimde bulunduğum durumdan daha mutlu eder miydi?
Kitabı okurken yer yer gözlerim doldu, bitirirken ise bir süre ağladım. Nora'nın hayatı ve yaşadıklarını meşru kılma çabası, aslında hayattan kopmak isterken tekrar dönme çabası, hayatı "anlamlandırmayı" bırakıp sadece "yaşamaya" çabalaması yüreğime dokundu.
Aslında hepimiz farklı hayatlar yaşasak da benzer duygular hissediyoruz; hüzün, mutluluk, acı, neşe, kaygı, ağırlıklar, hafiflikler... ve ne yaşarsak yaşayalım bunları deneyimlemediğimiz bir hayat olmayacak; sadece faklı şekillerde deneyimleyeceğiz.
Hislerimden bağımsız teknik açıdan incelemek gerekirse de, kitap basit anlatıma sahip, kolay okunur. Edebi metin olduğunu söyleyemem. Araya sıkıştırılan felsefi aforizmalar çiğ dursa da keyif verdi. Çoklu evrenler, kuantum fiziği bir değinilip geçilen hepimizin bildiği şekilde aktarılmış; biraz felsefe, biraz bilimle güzel bir kurgu ortaya çıkmış. Best seller olması ve goodreads'in 2020 yılında "yılın en iyi romanı" olarak adlandırmasını hem kitabın herkese hitap edebilecek kadar basit bir anlatıma sahip olmasına hem de ara ara metinde geçen bu felsefi ve bilimsel söylemlere bağlıyorum.
Okumaya değer bir kitap; pişmanlıklarınız sizi uyutmuyorsa ve bu konuda basit bir anlatıma ihtiyacınız varsa yardımcı olacaktır.
Nora Seed, seni sevdim, bana çok benziyorsun.