Merhaba dostlar; sizleri Kasım ayının son kitabı olan Alex Mıchaelıdes'in "Sessiz Hasta" ile selamlıyorum.
Alex Michaelides'in "Sessiz Hasta" kitabı, beni en başından itibaren buz gibi bir merakın içine çekti. Hikaye, ünlü ressam Alicia Berenson'ın kocasını öldürdükten sonra girdiği o mutlak sessizlik perdesiyle başlıyor ve bir psikoterapist olan Theo Faber'ın bu sessizliği kırma takıntısı etrafında örülüyor.
Kitap, bir dedektif romanından çok, insan zihninin karanlık koridorlarında yapılan gerilim dolu bir yolculuk gibi. Theo'nun, Alicia'nın psikiyatrik tedavi gördüğü Grove tesisindeki kişisel ve profesyonel çabalarına tanık olmak, "Gerçek ne?" sorusunu her sayfada daha yüksek sesle sormama neden oldu.
Ancak bu kitabın asıl gücü, o meşhur sonunda yatıyor. Michaelides, hikayeyi öyle ustaca kurmuş ki, ben de tıpkı Theo gibi, Alicia'nın sessizliğinin altında yatan travmaya odaklandım. Anlatıcının verdiği her ipucu, beni yanıltmak için atılmış bir yemmiş. Finalde, anlatıcının kimliği ve gerçek katilin motivasyonu ortaya çıktığında yaşadığım şok, gerçekten edebi bir darbeydi.
Kitaba notum 8/10
Bazen, en zor şey gerçeği duymak değil, onu kabullenmektir..
Sessizlik, en güçlü çığlıktır..
Bütün hayatlar bir gizemdir. Hepimiz sırlar taşıyoruz..
Bazıları için konuşmak, acıyı yeniden yaşamaktır. Bu yüzden sessiz kalmayı tercih ederler..
Travma, geçmişin geleceğe taşınma biçimidir..
#sessizhasta #alexmichaelides #domingo #beyceli #mehmetaçar #kitapalıntıları #kitaplarındünyası #kasımokumaları #okudumbi̇tti̇