·68 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Kasım 2025 16:42 Yazıldığı dönem itibarıyla Anadolu ‘daki garibanlık, boynu büküklüğe projektör olan öykülerden oluşan, bir solukta okunacak Sabahattin Ali klasiği…
Birbirinden bağımsız beş öyküden oluşmaktadır;
1)Ses…
Bir kamyon yolculuğu esnasında kamyon yolda bozulur ve kamyonda bulunan iki kişi orda çalışan yol işçilerinden güzel sesli bir gariban çocuğu keşfederler. Sonra Ankara’ya gittiklerinde gerekli kişilerle görüşüp bu çocuğu Ankara’ya ses İmtihanına çağırırlar. Çocuk ses imtihanındayken doğal ortamının da değişmesine bağlı olarak asıl performansını sergileyemez ve başka bir çocuk seçilir. Gariban çocuk sazını satar tekrar memleketi Konya’ya döner.
2) Köpek…
 Bir ağanın çobanı yanında köpekleriyle beraber sürüsünü otlatmaktadır. Yanında nişanlısı ve kayınvalidesi ile son model arabasıyla oradan geçen bir mühendis çobanın yanında durur. Nişanlısı hiç çoban görmediği için bugüne kadar çobanla konuşmak ister. Adam çobanla kısmen alaycı samimi olmayan bir sohbet yapar. Bizim çoban çekinikliği ile kısa cevaplar verir çok konuşamaz. Adam tam arabasıyla ayrıca sırada orada bulunan köpekler adamın nişanlısına havlar. Çobanın kısa cevaplar vermesine sinirlenen adam orada silahıyla bir köpeği öldürür ve hemen uzaklaşır.
3) Sıcak Su…
İşi cinayetten aranan kadın evinde tek başına oturmaktadır . Kadının kocasının evde olduğuna dair gelen ihbar üzerine jandarma eve gelir. Lakin aramada adamı göremezler. Kadına adamın yerini sorarlar kadın görmediğini söyler. Sonra jandarmanın birinde sinsi bir fikir belirir. Arkadaşına kadına eziyet ederlerse kocasının bunu görüp dayanamayıp geleceğini söyler. Kadın sesini çıkarmaz sırf kocasını el ele vermemek için. Sabaha doğru jandarmalar evden ayrılır. Kadın da evden ayrılıp kaybolur. Ormanda saklanan kocası geldiğinde ise kadını bir daha hiç göremezsin.
4) Mehtaplı Bir Gece…
Yeni bir hayat kurma umuduyla köyünden ayrılıp şehre gelen çocuk yıllar geçmesine rağmen adamakıllı bir düzen kuramaz ve hastalığa yakalanır . Hastalığından dolayı çalışamayacak duruma gelir. Kalacak yeri de yoktur. Bir ara dayısında kalır oradan kovulur biraz akrabaların da kalır oradan da kovulur. Tedavi olabileceği hastane arar ama bulamaz. Artık ölümü beklemeye başlar ve sokakta gittikçe ağırlaşan hastalığıyla yaşar. Bir akşam sahilde ölümü arzularken kendisi gibi sokakta duvar yığınları arasında yaşayan, bedenini satan bir kadınla karşılaşır. Çocuk çok hastalanır kadın bunu yaşadı üstü açık duvarların arasındaki şiltenin üzerinde yatırır. İmkânsızlığına rağmen o çocuğa o akşam iyi gelebilecek bir şeyler yapmaya çalışır ve ağlar, gözyaşları çocuğun üzerine dökülür. Çocuk ilk defa kendisine böyle şefkat duyan, kendisi için ağlayan biriyle karşılaşır.
5) Köstence Güzellik Kraliçesi…
Berlin sokaklarında bir akşam vakti yürüyen adam gelen müziğin sesini merak ettiği için bir bara girer. Yanına berduş halde bir adam gelir. Barın içindeki bir kadın, berduş haldeki adamın yanına gelir onunla biraz muhabbet eder ve gider.  bizim adam berduş haldeki adamın bu kadına sırılsıklam aşık olduğunu görür ve adama bir içki ismarlar. Adam bu arada dayanamaz hayat hikayesini anlatır; zamanında orada kendisiyle konuşan kadınla gönül ilişkisi olduğunu ve kadının kendisine bağlanmasına rağmen onu terk ettiğini söyler. Yıllar sonra kadını bir barda görür ve kadına yaptıkları yüreğini dağlar, kadına aşık olur. O günden belli beş yıldır her şeyinden vazgeçmiştir kadının ardı sıra şehir şehir, bar bar dolanıp kadına kendini affettirmeye çalışır. Kadın adamı sevmesine rağmen ve kendisi için her şeyini terk etmiş adamla konuşsa da onu affetmez…