Türk Edebiyatı Klasikleri - 41

Ses

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ben şimdi bu “okuduklarımla” nasıl yaşayacağım?!
9/10
·68 syf.··
2025 72. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2025 10:04
Hep deriz: “Her kitap yeni bir hayat yaşamak,” diye. Her kitap yeni bir hayatsa aynı zamanda her kitap yeni bir “ölüm” aslında. Son zamanlarda şu cümleyi çok fazla kurmaya başladım, “Hiç böylesi güzel ölmemiştim.” Öyle sonları var ki kahramanların, böylesini tahayyül bile edememiştim! “Artık ölmekten başka yapılacak şey kalmamıştı.” Ölmek de bir olay, başlı başına bir tantana! Ne gerek var bunca telaşa… “... mümkün olduğu kadar sıkıntısız bir şekilde bu dünyayı bırakıp gitmek istiyordu.” Mümkün oldu mu? Ne büyük muamma! “Hayatında yalnızlıktan başka bir şey görmediği için, müthiş yalnızlığının farkında bile değildi.” Yaşadığım mahallede bir teyze vardı. Müthiş yalnızlığının farkındaydı! Yalnız başına evde ölmekten korktuğu için sabah akşam, sıcak soğuk demeden gelir çocuk parkına otururdu. Haber aldım, evinde ölmüş. Kaderinden kaçamıyorsun, tıpkı kederinden kaçamadığın gibi. “Ölüm adildir,” diyordu Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Ran’ın “Ölüme Dair” şiirinde bir Acem şairi, “Ölümün âdil olması için, hayatın âdil olması lâzım.” Ah Nazım, bazen öyle dokunuyor ki bu zamanlı zamansız haklı oluşların. youtube.com/watch?v=yGXHwS_... Hep “gitmek” “gitmek” diyoruz değil mi? Hiçbir gidiş “Sivaslı Ali”nin gidişi kadar acıtmadı canımı. İlk hikayemizin kahramanı, “Hüzünlü gidişler ustası” koydum adını. Hepimiz Anadolu’nun bağrından kopup geldik ama çok azımız kaldık Anadolulu. “Ertesi sabah, aramızda topladığımız birkaç lirayı kendisine vermek ve onu Konya otobüslerine bindirip selametlemek için Haymana Han’ına giden arkadaşıma hancı, Sivaslı Ali’nin, sazını iki liraya satıp yol parası yaptığını ve şafakla kalkan kamyona binip Konya yolunu tuttuğunu söylemiş.” Her toprakta açmayan çiçek, ehline düşmeyip ziyan olan adam… Sesini hiç duymasam da her türküsünü onun sesinden dinedim sanki… __Ayın
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
7/10
·62 syf.··
2023 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2023 00:00
Kendisini çok erken kaybettiğimiz S. Ali'nin 1936 ve 1937 yılları arasında yazdığı bu öykü kitabında beş kısa hikaye karşımıza çıkıyor. Genellikle dramatik olayların yaşandığı öykülerde toplumsal hayatın gerçekleri de okuyucuya yansıtılıyor. Keyifli okumalar..
1000Kitap
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
9/10
·68 syf.··
2023 41. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2023 17:58
Merhabalar sevgili okurlar. Sabahattin Ali`nin okumuş olduğum 4. Eseri ve gerçekten her eserini okurken farklı duygular içerisine giriyorum. Ses eseri benim için yeri ayrı oldu artık. 5 hikayeden oluşan bu eserimiz her bir öyküsünde bizlere farklı farklı hayat dersleri veriyor. 1) Ses 2) Köpek 3) Sıcak su 4) Mehtaplı bir gece 5) Köstence güzellik kraliçesi Bu 5 hikayemizden en beğendiklerim ses, köpek ve mehtaplı bir gece oldu. Kitabın daha 5. Sayfasında Sabahattin Ali`nin yazmış olduğu daha sonra ise Zülfü Livaneli`nin bu hikayeyi okuyup sözlerinden çok etkilenmesi üzerine türkü haline çevirdiği ve bestesi 1975 yılında "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" albümünde yer almıştır. Bizler bugün Leylim Ley olarak biliyoruz. Kitabı Leylim ley türküsü eşliğinde açıp okuduğumu söyleyebilirim :) youtu.be/vGiwu-6gYzw youtu.be/Q9ey6GFR-DQ Tercihinize göre 2 farklı link bırakıyorum :) 68 sayfalık bu kısa eseri okumaktan memnun olacağınızı düşünüyorum. Kahvenizi veya çayınızı yanınızda bulundurmayı unutmayın :) Keyifli okumalar Kitapla kalın...
Edebiyat
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2022 6. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2022 15:22
5 kısa hikayeden oluşan, sabahattin ali'nin yine o buram buram duygu, samimiyet yüklemesiyle etkilenip bir süre kendime gelemediğim şu an bile gözlerimi dolduran bir kitaptır. her hikayesini ayrı ayrı o kadar çok sevdim ki yazarımızın tek küçük bir olayla bu kadar fazla duygu aktarımını nasıl başardığına hala aklım ermiyor. örnek vermek gerekirse bir kuzu sürüsünün köpeğin etrafında toplanması çok naif, duygusal bir ayrıntıydı. o noktada kitaba bakarak donup kalmıştım. okuduğunuzda bana hak vereceğinize eminim. hikayelerin içeriklerinden ise bahsetmek istemiyorum bizzat kendiniz görün isterim o vakit daha manalı olur gibi geliyor.
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
Sabahattin Ali / Ses
10/10
·68 syf.··
2022 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2022 13:11
Sabahattin Ali’nin kalemini çok seviyorum gerçekten. Romanlarının yanı sıra öyküleri de beni büyülüyor. Ses kitabında toplamda beş tane öykü yer alıyor. Kitap zaten 57 sayfacık. Bir oturuşta bitiveriyor ki ben de 1,5 saatte falan bitirdim.. Anlatımı o kadar güzel ki öykülerinde yer alan karakterlerin neler hissettiklerini çok güzel aktarıyor Sabahattin Ali. Kitapta yer alan öykülerin isimleri şu şekilde: Ses, Köpek, Sıcak Su, Mehtaplı Bir Gece ve Köstence Güzellik Kraliçesi. Benim içlerinde en sevdiklerim Sıcak Su ve Köstence Güzellik Kraliçesi oldu. Özellikle Sıcak Su öyküsünde ağlamamak için zor durdum diyebilirim.. Çok hoş, çok tatlı, çok duygulu kısacık bir öykü kitabı işte… Kafa dağıtmalık bir oturuşta bitirilebilecek kitaplardan biri, üstelik Sabahattin Ali… Tabii ki okumanızı tavsiye ediyorum..
Hikaye-Öykü
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
“O zaman içimde bir şeyin burkulduğunu hissettim.”
10/10
·68 syf.··
2023 1632. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2023 21:38
Sabahattin Ali, Türk edebiyatının en parlak kalemlerinden biridir, bu yüzden onun eserlerini okurken hiçbir zaman beğenme endişesi taşımadım. Eserlerinin içinde yer aldığı bu kitap da istisna değil. Beş bağımsız hikaye içeren bu eser, beni etkileyen her biri ayrı güzellikte öykülerle dolu. Hepsi ayrı cevherdi! Bu türde kitapları yanımdan ayırmam. İnce şiir kitapları ve öyküleri çantamda, arabada, mutfak dolabında, her yerde-her zaman bulundururum. (Bazen PDF evet!) Banka sırasında beklerken, çocuğum parkta oynarken veya kısa bir boşluğum olduğunda hemen elime alırım. Bu tür eserler, vakit geçirmek için mükemmel bir seçenek. Sık sık kısa videoların olduğu platformlarda zaman kaybediyoruz, ama belki de birkaç öykü okuyarak bu zamanı daha verimli bir şekilde kullanabiliriz. Keşke! Tabii ki, burada bir kamu spotu vermek istemiyorum. Hikayeler gerçekten etkileyiciydi. 1936-1937’de yazılmış olmalarına rağmen, hal güncel sorunlara ışık tutması, dönemin toplumunu ve insanlarını çok iyi yansıtması muhteşem bir başarı; toplumumuzun da sosyal sorunları açısından başarısızlığı… Bazı öykülerde içim buruldu, bazılarında ise derin düşüncelere daldım. İşte bu kitabın güzelliği, sizi farklı duygusal yolculuklara çıkarabilmesi. Kişisel favorim ilk hikaye oldu. Oraya bir parça kalbimi bıraktım diyebilirim. Bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Okuyunuz efendim. İş Bankası’nın güncel baskısı da oldukça başarılıydı. Bir danışanım Yapı Kredi Yayınları’ndan okumuş ve o da çok memnun kalmıştı. Önerebileceğim bir hikaye kitabı oldu. Sanırım tüm öykülerinin olduğu baskıyı aldırtacak bana. Öyküleri sevenlerin yanı sıra, öyküleri pek tercih etmeyenlerin bile içindeki bu beş değerli esere bağlanacağına eminim. Kesinlikle 10/10! Sabahattin AliSabahattin Ali SesSes Bütün Öyküleri - 2Bütün Öyküleri - 2
Hikaye-Öykü
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
' Ay bir yandan, sen bir yandan sar beni. '
5/10
·68 syf.··
2024 30. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2024 21:27
Sabahattin Ali daima kalemini beğendiğim yazarlardan biridir. Toplumcu gerçekçi yazarların öncülerinden biri olan yazarımız, her kitabında toplumun parçalarını o kadar güzel anlatır ki, her defasında kendimizden bir parça buluruz. Ses kitabında ise kısa kısa öykülerden oluşan toplam beş ayrı hayat anlatır bize. Toplumun alt sınıfından olan insanların uğradığı aşağılamaları, haksızlıkları ve yalnızlıkları görürüz. Yazarımız genellikle köy, kasaba, şehir yaşamını ele alsa da kitaptaki hikâyelerinden Köstence Güzellik Kraliçesi yurtdışında geçmesiyle diğer hikâyelerden farklılık teşkil etmiştir. En çok etkilendiğim hikâye 'Ses' olsa da ki bu bence içindeki şiirden kaynaklı :) genel anlamda severek okuduğum bir kitap oldu. Sağlıcakla kalın :)
İnceleme
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
7/10
·68 syf.··
2023 99. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2023 23:42
Yazarın kitaplarını çok seviyorum bu kitabı da 5 hikayeden oluşuyor en uzun hikaye Ses.. Ses hikayesinde : Sivaslı bir işçinin sesinin onu dinlemek isteyen insanlarda ortaya çıkardığı duyguları anlatıyor. Burukluk bıraktı ben de özellikle saz alıp sonra satması.. Diğer öykülerde de bir pay çıkartıyor insan kendinde yine akıcı bir dille kısacık bir kitap.. Beğendim eserii
İnceleme
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2022 00:00
Kitaba ismini veren Ses hikayesi, anlayacağımız üzere bir sesin üzerine kurulu. Ben her nedense bu sesi gaipten gelen, gizem dolu bir ses olarak tahayyül etmiştim. Ancak ses gayet somut bir varlığa ait, Sivaslı Ali'nin sesiymiş. İki arkadaş Beyşehir'den Konya'ya doğru yol alırken, bindikleri kamyon arızalanır ve bir müddet beklemeye mecbur kalırlar. Bekleye bekleye ay ışığı, yolu ve tarlaları aydınlatmıştır bile. İkisi kendi zihin âlemlerinde kaybolmuşken, az ötede amelelerin bulunduğu çadırların ordan bir ses yükselir. Her bir mısra kendi gönlünden dökülen bir halk şairiymiş bu yirmi iki yaşındaki genç. Ali'nin sesini şöyle anlatmış o iki arkadaştan biri: "Ömrümde bu kadar gür, tatlı bir erkek sesi dinlememiştim. Bir insan gırtlağından bu kadar manalı ve sarıcı seslerin nasıl çıkabildiğine hayret ediyordum." Ali'nin adresini alıp Ankara'ya çağırırlar, yol parasını belediye karşılamıştır. Büyük bir binaya, gösterişli insanların bulunduğu bu yer Ali'de adı konulamayan duygular uyandırmıştır. Bunu yazar bile tasvir edemez. Sahneye çıkar, sazını çalıp söylemeye başlar. Üstün bir gayret sarf etmesine karşın, o ılık ilkbahar akşamındaki sesine kavuşamaz. "Ben o odada bir türlü sesimi bulamadım!" der ve iki arkadaşın mahçup bakışlarını ardında bırakıp çıkar gider. Ben bu 12 sayfadan oluşan hikayeceği çok sevdim, umarım siz de keyifle okursunuz. Ait olduğumuz yeri bir an önce bulup asla bırakmamak ümidiyle. Diğer bir hikayemiz: Köpek On sekizinde genç bir çobanın, Konya'nın yaz yağışlarıyla yeşeren bozkırlarında iki köpeğiyle tiftik keçilerini otlatırken gelişiyor olaylar. Öyle sakin sessiz bir biçimde ağasının vereceği parayı, annesini, geçim kaygısı gibi şeyleri düşünüyordu. Lüksçe bir arabanın koca bir toz bulutu kaldırarak gelip yolun kenarında durmasına kadar...
Edebiyat
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
Sabahattin Ali - Ses
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
İçinde 5 öykü içeren kısacık bir kitap. Uzun ve yorucu 2 roman bitirdikten sonra biraz rahatlatıcı bir şeyler okumak için başlamıştım tam da amacına uygun oldu. Yormadan, akıcı bir şekilde ilerliyor hikayeler ve kısacık oluşundan dolayı da yaklaşık 2 saat gibi bir sürede bitirmiş oldum. Hikayeler insanın içine dokunan cinsten olsa da beğendim. Siz de yorucu bir şeyler bitirip araya çerez keyfinde bir şeyler okumak isterseniz okuma listenize alabilirsiniz.
Edebiyat
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.