Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·80 syf.··
2021 41. kitabı
Okuduğum kitapta başka öyküleri de vardı Ve hepsi güzeldi ama sen sonunda yazılanlar Sabahattin Ali'yi anlatan yazarların yazıları çok daha güzeldi. Sabahattin alinin hayatı ve kişiliğini ilke defa okudum şaşırdım. Solcu olduğunu bilmiyordum Romanda devrimci olduğunu da bilmiyordum .. Daha bilmediğim çok şey var hepsini öğrenmem gerek
Edebiyat
SesSabahattin Ali · Mahzen Yayınları · 20197,8bin okunma
Değirmen-Ses-Kağnı
7/10
·80 syf.··
2020 12. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2020 15:22
Sabahattin Ali’nin kısa ve mükemmel bir biçim ile kaleme aldığı öykü serisi diyebilirim. Sabahattin Ali'nin öykülerinde genellikle yoksulluğun çaresizliğin en dibe vurduğu anı veya yüksek mevkideki bir siyasetçinin bir bürokrat, köylerde ise yoksul , çaresiz halkın ağa ve ya o an zorbalığa gücü yeten biri tarafından gördüğü zulüm ve hor görmüşlüğün doruk noktasında olduğu anı kaleme almış. Okuduğum her bir öykü böyle bitmemeliydi dedirtecek bir yürek sızısı bıraktı. Ayrıca bir Kürt olarak ve Kürtçe aşığı bir okur olarak, Sabahattin Ali’nin Türkçe ve şu zamanda yok olmaya mahkum bırakılmış eski Türkçe kelimelerin mükemmel bir şekilde kullanılmasına hayran kaldım. İnsana insanlığını hatırlatacak okunması gereken eserlerden diyebilirim. İyi okumalar
SesSabahattin Ali · Mahzen Yayınları · 20197,8bin okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2020 287. kitabı
Derin etkileyici bir öykü Sabahaddin Ali kitaplarında hep para sıkıntısına ve bu sıkıntının getirdiği çaresizliğe değinir Bize vicdanımıza seslenir”Ey insan orda mısın “ diyerek yoklar okurunu O yüzden Sebahattin Ali’nin insani yanımızı inceden inceye sızlatarak bize bizi duyurmasına hayranım Her yapıtı bir başyapıt Ve tüm seriyi okumalısınız kesinlikle İyi okumalar Varolun
1000Kitap
SesSabahattin Ali · Mahzen Yayınları · 20197,8bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2022 8. kitabı
Sabahattin Ali’nin tasvirleri öylesine hayatın içinden o kadar güzeldir ki okurken orada o zamanda yaşayanlardan biri gibi hissettirir. Hem tasvirlerinin mükemmelliği öğle sonunda içilen acı kahve gibi zevk verir hem de karakterlerin bir sözü bir üzüntüsü Yeşilçam filmleri gibi boğazını düğümler okuyanın hatta ağlatır bile. Keşke bu karakterle arkadaş olsaydım keşke onu teselli edebilseydim dersiniz. Yaşadığımız zaman öylesine yabani bir çağ ki insanlar birbirine uzak kimsenin yakınındaki bir akrabasına bile böyle hissedeceğini sanmıyorum. Ama sabahattin Ali sanki eski bir dünyada insanların yabancı değil de dost olduğu bir dünyada karakterlerle birlikte onun acısına üzüntüsüne ortak ediyor bizi. Henüz okumadığım bir ya da iki kitabı kaldı ve onları okumaya korkuyorum bitecek ve başka bir şey kalmayacak diye. Keşke daha uzun ömrü olsaydı ve daha çok yazsaydı diyorum. Karakterlere üzüldüğüm gibi bir de yazara üzülüyorum. Ruhu şad olsun.
1000Kitap
SesSabahattin Ali · Mahzen Yayınları · 20197,8bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2021 218. kitabı
............................................................................... Dikenleri öpeceğiz, güllerde şaşıracak... ...............................................................................
SesSabahattin Ali · Mahzen Yayınları · 20197,8bin okunma
Ben şimdi bu “okuduklarımla” nasıl yaşayacağım?!
9/10
·68 syf.··
2025 72. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2025 10:04
Hep deriz: “Her kitap yeni bir hayat yaşamak,” diye. Her kitap yeni bir hayatsa aynı zamanda her kitap yeni bir “ölüm” aslında. Son zamanlarda şu cümleyi çok fazla kurmaya başladım, “Hiç böylesi
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
9/10
·78 syf.··
2025 37. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2025 11:22
Sabahattin Ali’nin kalemiyle ne zaman karşılaşsam, içimde tuhaf bir huzursuzlukla beraber bir sıcaklık da beliriyor. Ses adlı bu kısa hikâyeyi okurken de yine aynı duygular peşimi bırakmadı. Aslında sayfa sayısı olarak oldukça ince ama içeriği, duygusu o kadar yoğun ki, bir solukta okuyup uzun uzun düşündüğüm kitaplardan biri oldu. Hikâye basit gibi görünüyor: Bir adam, tesadüfen tanıştığı genç bir kadının şarkı söyleyişine hayran kalıyor. Ama Sabahattin Ali’nin derdi “şarkı söyleyen bir kadın” hikâyesi anlatmak değil. O sesi duyan adamın iç dünyasını, arayışını, boşluğunu, kadının hayatındaki yorgunluğu, yoksunluğu o kadar ince bir yerden anlatıyor ki, birkaç sayfalık bir metnin nasıl bu kadar dolu olabildiğine hayret ediyorsunuz. Bir yerden sonra hikâyeden çok kendi içime döndüm. Hepimizin hayatında böyle “sesler” olmamış mıdır? Tam tutunacak gibi olup kayıp giden insanlar… Ya da bir anlığına bir umut gibi belirip, sonrasında kendi karanlığına çekilen hikâyeler… Sabahattin Ali’nin o sade ama delip geçen dili burada da tüm gücüyle çalışıyor. Özellikle sonlara doğru karakterin iç çatışması beni gerçekten etkiledi. Her şey çok gerçekçiydi. Belki de en çok bu yüzden çarptı beni. Eğer henüz okumadıysanız, Ses’i bir çay molasında okuyabilirsiniz ama etkisi çay bittiğinde geçmeyecek. Benim için öyle oldu. keyifli okumalar.
SesSabahattin Ali · Ren Kitap · 20197,8bin okunma
7/10
·62 syf.··
2023 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2023 00:00
Kendisini çok erken kaybettiğimiz S. Ali'nin 1936 ve 1937 yılları arasında yazdığı bu öykü kitabında beş kısa hikaye karşımıza çıkıyor. Genellikle dramatik olayların yaşandığı öykülerde toplumsal hayatın gerçekleri de okuyucuya yansıtılıyor. Keyifli okumalar..
1000Kitap
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2021 73. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2021 15:38
5 kısa hikâyeden oluşan bir eser “Ses”. Sabahattin Ali’nin elinden ustaca çıkmış akıcı hikayeler içeriyor. İçerisinde hemen herkesin kendinden bir parça bulabileceği kimi zaman hayal kırıklarından kimi zaman bencillikten ve hayat şartlarından bahseden içten samimi bir eser.
SesSabahattin Ali · Can Yayınları · 20197,8bin okunma
9/10
·68 syf.··
2023 41. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2023 17:58
Merhabalar sevgili okurlar. Sabahattin Ali`nin okumuş olduğum 4. Eseri ve gerçekten her eserini okurken farklı duygular içerisine giriyorum. Ses eseri benim için yeri ayrı oldu artık. 5 hikayeden oluşan bu eserimiz her bir öyküsünde bizlere farklı farklı hayat dersleri veriyor. 1) Ses 2) Köpek 3) Sıcak su 4) Mehtaplı bir gece 5) Köstence güzellik kraliçesi Bu 5 hikayemizden en beğendiklerim ses, köpek ve mehtaplı bir gece oldu. Kitabın daha 5. Sayfasında Sabahattin Ali`nin yazmış olduğu daha sonra ise Zülfü Livaneli`nin bu hikayeyi okuyup sözlerinden çok etkilenmesi üzerine türkü haline çevirdiği ve bestesi 1975 yılında "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" albümünde yer almıştır. Bizler bugün Leylim Ley olarak biliyoruz. Kitabı Leylim ley türküsü eşliğinde açıp okuduğumu söyleyebilirim :) youtu.be/vGiwu-6gYzw youtu.be/Q9ey6GFR-DQ Tercihinize göre 2 farklı link bırakıyorum :) 68 sayfalık bu kısa eseri okumaktan memnun olacağınızı düşünüyorum. Kahvenizi veya çayınızı yanınızda bulundurmayı unutmayın :) Keyifli okumalar Kitapla kalın...
Edebiyat
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.