Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2020 23:14
"Büyük şehir bütün karmaşıklığı, sonsuzluğu içinde sessiz sedasız uyuyor ve birbirine benzemez milyonlarca insan ve macera saklıyordu. Esmer taş duvarları aşan bir muhayyile için bunun tasavvuru bile korkunçtu. Fakat bir insan kalbi bu şehirden daha karmakarışık, daha uçsuz bucaksız değil miydi?" "Köpek" isimli hikâyede Karabaş ve Çoban için kahroldum. Hayatım boyunca en az 3 köpek sahibi olarak ( her zaman yanımda en az üç köpeğim oldu demek istiyorum.) bir dostunu kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Ve benim de Karabaş isminde çok güzel bir köpeğim vardı. Okumasaydım keşke, üzüldüm. .
Edebiyat
SesSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20197,8bin okunma
5/10
·72 syf.··
2021 4. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2021 22:22
Günlük hayatta karşılaşabileceğimiz ama detaylı, akıcı ve anlaşılır bir dille anlatılan beş kısa öyküden oluşan bu kitap tam bir çerez tadında. Hemen bitiverdi. Hikayelerin sonunda hadi yaaa, bak bu kötü oldu, insan işte gibi tepkilerim oldu. Eğlenceli bir okumaydı.
SesSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20197,8bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2022 2. kitabı
Sabahattin Ali'nin okuduğum ikinci kitabı sanıyorum Ses kitabı. İlki bir romandı, bu ise bir öykü kitabı. Kitap, kitaba adını da veren Ses adlı öykü ile başlayıp Köpek, Sıcak Su, Mehtaplı Bir Gece ve Köstence Güzellik Kraliçesi öyküleri ile devam ediyor. Kitapta toplam beş öykü yer alıyor. Öyküler hayatın içinden, yürek sızlatan, bazen de sürpriz sonlu olaylardan oluşuyor. Kitabın dili her zamanki gibi sade, akıcı, yer yer yöresel ağızlarla desteklenen türden. Okurken keyif aldığım, bazen Stefan Zweig havası veren bir kitap oldu. Onun kadar yoğun bir anlatıma sahip olmasa da kitabın formu gereği böyle bir hisse kapılmış olabilirim diye düşünüyorum. "Biliyor musunuz, bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilemeyen bir karar, bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor." İyi okumalar :)
SesSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20197,8bin okunma
Puan vermedi
Toplam beş kısa hikayeden oluşan bir kitap ve hikayelerin hepsini başka bir kitapta daha önce okumuş olmama rağmen, tekrar okumak hiç sıkmadı. Küçük mesajlar da var, ince ama yerinde tespitler de. Tavsiye edebileceğim kitaplardan biri.
SesSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20197,8bin okunma
Sabahattin Ali - Ses
7/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2021 15:51
Bir çırpıda okunuverecek bir kitap ses.. 5 kısa halk öykülerinden oluşan sonunda ise Sabahattin Ali'nin hayatına er verilmiş ve en can alıcı noktası bir mezarı bile olmayan yazarımızı yaşatmanın en iyi yoludur eserleri ile son bulan bir kitaptı.Anadolu insanının yaşamından kesitler aldığı mini öykü kitabında ki olaylar aslında hepimizin aşina olduğu şeyler ancak Sabahattin Ali anlatımıyla yeniden zihinlerimizde canlanıyor ve yaşıyordu. Bir çıtır atıştırmalık almalık
Edebiyat
SesSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20197,8bin okunma
Herkez için eser
8/10
·72 syf.··
2020 5. kitabı
Sebahattin Ali'nin en kısa toplu eserler kitabı. Yazarın değindiği konular genelde meyve pazarı gibi ama okumaya yeni başlayanlar için de yazari bilip sevenler için okunması gereken eserlerden. Yazar hakkında şunu soylemek gerek kitaplarında sosyalizm yanlısı bir tarsf destekliyor trajedi konusunda oldukça başarılı karakterlerin hikayeleri eski yunan trajedisine benziyor hatta tam olarak öyle. sonuç olarak herkezin okuması gereken bir yapıt
Edebiyat
SesSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20197,8bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
Her kısacık hikayede nasılda uzuuun uzuuun hüzünlendim nasılda düğüm düğüm oldu boğazım... Nasılda çaresiz , suçlu hissettim kendimi toplumsal haksızlıklar karşısında ki acziyetim ile ... Asıl mesele ise şuydu 1937 den 2020 ye ne değişmiş ? “HİÇ” .
SesSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20197,8bin okunma
7/10
·72 syf.··
2021 17. kitabı
Güzel bir kitaptır kendisi yazara daha çok alıştığımı belirtmek isterim. Benim tavsiyem diğer arkadaşların yorumlarını okumanızdır bazı fark edemediğim detayları yakalamışlar.
SesSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20197,8bin okunma
Ses
Puan vermedi·72 syf.··
2025 34. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2025 11:20
Ses, Sabahattin Ali'nin hayatın içinden kısacık ama vurucu öykülerinden oluşuyor. Öykülerde Anadolu'nun içinden insanların beklenen ama vurucu hikayeleri yer alıyor. Yalnızca biri Berlin'de yaşayan iki Romanyalı'nın öyküsü. Sabahattin Ali'nin sıcacık üslubuyla gayet anlaşılır ve net bir eser. Tavsiyedir!
SesSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20197,8bin okunma
Ben şimdi bu “okuduklarımla” nasıl yaşayacağım?!
9/10
·68 syf.··
2025 72. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2025 10:04
Hep deriz: “Her kitap yeni bir hayat yaşamak,” diye. Her kitap yeni bir hayatsa aynı zamanda her kitap yeni bir “ölüm” aslında. Son zamanlarda şu cümleyi çok fazla kurmaya başladım, “Hiç böylesi
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.