Adem

Adem
@tutamak_
Oğuz AtayOğuz Atay ∞ Kendi başıma kalınca, hiçbir zaman salt yalnız olmuyorum ki... Çok yalnız kaldığım için, yalnızlığımı çoğaltıp, tek başımayken de kalabalık olmasını öğrendim. Aziz NesinAziz Nesin
@tutamak_·
·
sabitlendi
- Tutamak sorunu. İnsanın bir tutamağı olmalı. -Anlamadım. -Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; ki­mi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutu­nan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, "- Veli ağanın öküzleri gibi öküz yoktur," demesini isterdi. Da­ha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülü­ğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi!
Sayfa 148·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Kadının Konumu
(...) Kızılbaş Alevi toplumu ataerkil bir yapıya sahiptir ve toplumsal örgütlenmeleri de geçmişten günümüze dek erkek egemen toplumun bütün özelliklerini göstermektedir.(...) İbadete katıldıklarında kadınlar daha geri pozisyonda, arkada dururlar; erkekler ise öndedirler. Musahiplik ceminde de kadınlar erkeklerin arkasından ve onların eteğinden tutacak şekilde içeri alınırlar. (...) Ayrıca kadınların dede postuna oturması da görülmez. Ancak dedelerden sonra bulunurlar. Ocakzade aşiretlerinde dedelik-pirlik de erkek çocukların yapacağı bir görev olarak görülür. Kadınlar bu görev için hazırlanmaz. Üstelik soya bağlı olarak edinilen bu makamlarda, pirlik erkek soy kütüğüne göre aktarılır. Bu cephede de kadının adı yoktur. Kızılbaş Alevi toplumunda kaç-göç, haremlik-selamlık gibi uygulamaların olmadığından dem vurulur ama bu da kadın erkek ayrımının başka biçimlerde sürmediği anlamına gelmez. Mesela, Kızılbaş Alevi toplumunda, eskiden "gelinlik yapmak" diye bir şey vardı. Bugün büyük oranda kalksa da bu uygulama kadının sosyal alanda ikinci sınıf oluşunun en temel göstergelerindendir. Buna göre, evlenerek başka bir aileye gelin giden kadın, başta kayın pederi, kaynanası olmak üzere kendisinden büyüklerin ve yaşa bakılmaksızın eşinin akrabaları olan erişkin erkeklerin yanında konuşmaz, konuşamazdı. Sesinin anlaşılır şekilde duyulması ayıptı. Katı bir itaate mecburdu, itiraz hakkı yoktu vb. Bu "sessizlik yasası" yıllarca sürebilirdi. Bu uygulamaya kadının erkeklerle aynı sofraya oturmaması, kapı eşiğinde ayakta durarak beklemesi gibi kurallar da dâhildi. Aksi davranışlar ayıplanır, kınanırdı. Kadınların evde erkek şiddetine ve baskısına maruz kaldıklarını söylemeye gerek bile yok. Zira Kızılbaş Alevi kadını da bunlardan azade değildi, hala da değildir.(...) O kadar
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Alıntı
Öncelikle evlilik, Kızılbaş Alevi toplumunun geleneksel ilişkilerinde ve inancında önemli bir yerde durur. Evli olmama, yani mücerretlik, yol ve erkâna göre eksikliktir. Onun ( bekâr kişinin) sohbete, ceme ve erkâna dâhil edilmesi, Buyruklarda kesin emirle yasaklanmıştır. Kızılbaş Alevi inancından bir bireyin toplumun gerçek bir üyesi olarak kabul görmesi için pirin eteğinden tutup yola bağlanması ve musahip tutup ikrar vermesi şarttır. Bu şartların ön şartı da evli olmaktır. Yöreden yöreye kimi farklılıklar ve esnemeler olsa da esası bu çerçevededir.
Sayfa 44·Kitabı okuyor
Alıntı
Talipler topluluğunu yılda bir kez ziyaret eden pir, aynı zamanda toplum içindeki anlaşmazlıkları ve sorunları da çözmek durumundadır. Suçları açığa çıkarmak ve suçluları cezalandırmak da buna dâhildir. Hukuk sadece talipler topluluğunu değil, ocakzadeleri de bağlar. Onların suçları da cezasız bırakılmaz. Bunların yol ve yöntemleri de belirlenmiştir. Mesela, aynı suçu işleyen bir pirin cezası, talibine göre beş kat daha ağırdır.
Sayfa 42·Kitabı okuyor
Alıntı
"Musahiplik imandır, musahiplikten dönenler imandan dönmüş sayılır."
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Edebiyat
Reklam