Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2021 54. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2021 09:09
içerisinde beş farklı hikaye barındıran eser sürükleyicidir. Stefan Zweig eserleri tadında Sabahattin Ali delemesi bu ayki favorilerimden olmuştur. Mekan anlatımları Anadolu’yu gözünüzde kusursuzca canlandırmanıza olanak sunmaktadır.
SesSabahattin Ali · Anonim Yayıncılık · 07,8bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2023 21. kitabı
İçtenlik ve samimiyetle ele alınmış 5 kısa halk hikâyesi... Hızlı okuma serisi içinde değerlendirilebilir.Her ne kadar tüm hikayelerden aynı etkiyi beklemesek de hikayelerin birbiriyle paralel değerde olduğunu düşünüyorum.Köpek hikâyesinde diğerlerinden biraz daha farklı bir dokunuş var çok spoi vermeden hemencecik keyifli okumalar diliyorum :)
1000Kitap
SesSabahattin Ali · Anonim Yayıncılık · 07,8bin okunma
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2022 39. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2022 12:35
Okudum ve bitirdim. Sabahattin Ali 'nin beş tane öyküsünün olduğu bir öykü kitabı idi.Öykülerin her biri içimizdeki birini anlatıyor. Sivaslı Ali,Çoban,Zavallı Emine,Köstence güzellik kraliçesi Marina hepsi her gün gördüğümüz arkadaşımız gibi.Okuması zevkli bir kitap. İyi okumalar dilerim.
SesSabahattin Ali · Anonim Yayıncılık · 07,8bin okunma
8/10
·64 syf.··
2026 10. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 22:20
Ses’i tek oturuşta bitirdim, gerçekten çok sürükleyiciydi. Hikâyeler kısa olmasına rağmen etkisi çok büyüktü ve bazıları içime işledi. Sade bir anlatımı olmasına rağmen duyguları çok güçlü yansıtıyordu. Bittikten sonra bile etkisi devam eden bir kitap oldu. Puanım: 8.5/10
SesSabahattin Ali · Anonim Yayıncılık · 07,8bin okunma
Sabahattin Ali'den Öyküler
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Yazarın romanlarından sonra sırada öykü kitapları vardı. İlk olarak Ses isimli öykü kitabını okumak istedim. 60 sayfadan oluşuyor ve içinde beş farklı öykü barındırıyor. Kitapta en beğendiğim öykü kitabın da adını aldığı ses isimli öykü oldu. Ses öyküsü, kalbimin bir köşesine gelip oturdu. Bir yanda Anadolu’nun bağrından kopup gelen, hiçbir teknik eğitim almamış ama ruhunu saza döken o genç; diğer yanda ise o saf yeteneği 'notalarla', 'kurallarla' kalıba sokmaya çalışan bizler... Sabahattin Ali, o gencin sesinde aslında hepimizin bir yerlerde kaybettiği doğallığı anlatıyor. İnsan eli değmemiş bir güzelliğin, sistemin çarkları arasına girdiğinde nasıl solduğunu hissetmemek imkansız. Diğer dört öyküye gelince onlar da çok güzel ama ben beni en çok etkileyen öyküye yer vermek istedim. Okumayanlara tavsiye ederim.
SesSabahattin Ali · Anonim Yayıncılık · 07,8bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2022 26. kitabı
Çok beğendim. Hele Ses ve Köpek isimli öyküler burnumun direğini sızlattı. Köpek isimli öyküye değinecek olursam ne kadar yüksek okul okursan oku vicdan ve merhametin kişinin özünde olduğunu düşünüyorum. Nişanlısının yanında kendini kanıtlamak için yolun kenarında keçi otlatan zavallı çobanı aşağılaması ve gderkeğde çobanın köpeğine silah sıkması avamlıktan başka bir şey değildi. Seni kınıyorum mühendis bey!
SesSabahattin Ali · Anonim Yayıncılık · 07,8bin okunma
Ben şimdi bu “okuduklarımla” nasıl yaşayacağım?!
9/10
·68 syf.··
2025 72. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2025 10:04
Hep deriz: “Her kitap yeni bir hayat yaşamak,” diye. Her kitap yeni bir hayatsa aynı zamanda her kitap yeni bir “ölüm” aslında. Son zamanlarda şu cümleyi çok fazla kurmaya başladım, “Hiç böylesi
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
9/10
·78 syf.··
2025 37. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2025 11:22
Sabahattin Ali’nin kalemiyle ne zaman karşılaşsam, içimde tuhaf bir huzursuzlukla beraber bir sıcaklık da beliriyor. Ses adlı bu kısa hikâyeyi okurken de yine aynı duygular peşimi bırakmadı. Aslında sayfa sayısı olarak oldukça ince ama içeriği, duygusu o kadar yoğun ki, bir solukta okuyup uzun uzun düşündüğüm kitaplardan biri oldu. Hikâye basit gibi görünüyor: Bir adam, tesadüfen tanıştığı genç bir kadının şarkı söyleyişine hayran kalıyor. Ama Sabahattin Ali’nin derdi “şarkı söyleyen bir kadın” hikâyesi anlatmak değil. O sesi duyan adamın iç dünyasını, arayışını, boşluğunu, kadının hayatındaki yorgunluğu, yoksunluğu o kadar ince bir yerden anlatıyor ki, birkaç sayfalık bir metnin nasıl bu kadar dolu olabildiğine hayret ediyorsunuz. Bir yerden sonra hikâyeden çok kendi içime döndüm. Hepimizin hayatında böyle “sesler” olmamış mıdır? Tam tutunacak gibi olup kayıp giden insanlar… Ya da bir anlığına bir umut gibi belirip, sonrasında kendi karanlığına çekilen hikâyeler… Sabahattin Ali’nin o sade ama delip geçen dili burada da tüm gücüyle çalışıyor. Özellikle sonlara doğru karakterin iç çatışması beni gerçekten etkiledi. Her şey çok gerçekçiydi. Belki de en çok bu yüzden çarptı beni. Eğer henüz okumadıysanız, Ses’i bir çay molasında okuyabilirsiniz ama etkisi çay bittiğinde geçmeyecek. Benim için öyle oldu. keyifli okumalar.
SesSabahattin Ali · Ren Kitap · 20197,8bin okunma
7/10
·62 syf.··
2023 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2023 00:00
Kendisini çok erken kaybettiğimiz S. Ali'nin 1936 ve 1937 yılları arasında yazdığı bu öykü kitabında beş kısa hikaye karşımıza çıkıyor. Genellikle dramatik olayların yaşandığı öykülerde toplumsal hayatın gerçekleri de okuyucuya yansıtılıyor. Keyifli okumalar..
1000Kitap
SesSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267,8bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2021 73. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2021 15:38
5 kısa hikâyeden oluşan bir eser “Ses”. Sabahattin Ali’nin elinden ustaca çıkmış akıcı hikayeler içeriyor. İçerisinde hemen herkesin kendinden bir parça bulabileceği kimi zaman hayal kırıklarından kimi zaman bencillikten ve hayat şartlarından bahseden içten samimi bir eser.
SesSabahattin Ali · Can Yayınları · 20197,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.