Gönderi

Sarı İt
Puan vermedi·336 syf.··
2025 28. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 01:11
Romanın istikrarlı ve birbiriyle bağlantılı bir olay örgüsü içerisinde geçtiği pekala söylenemez, kaldı ki yazarın ilk okuduğum Afrodit Buhurdanında Bir Kadın kitabında da bu hissiyatımı handiyse romanın sonuna kadar korumuştum fakat Reşat Enis’i değerlendirirken salt eserleri üzerinden değil de; yaşadığı dönem dairesince ve o dönemin sosyal yaşamı, mesleği itibariyle olan durumunu da işin işine katarak, ortaya koyduğu eserlerini bir sebep-sonuç ilişkisi dahilinde değerlendirmek daha makbul olacaktır kanımca. Enis, gazeteci kökenli bir yazar, mesleğine adliye muhabiri olarak başlıyor. İlk öykülerini (1930) bu minvalde, bir mesleki deformasyon olarak - kime, neye göre? - röportaj havasında, gazetelerde yayımlıyor. Henüz Cumhuriyet, Selanik mavisi gözleriyle toraman bir bebek. Birçok anlamda taşlar yerine oturmamış, Cumhuriyet ilkeleri - özellikle Halkçılık? - halk tarafından tam olarak anlaşılıp, benimsenmemiş. Osmanlı’dan kalan kılıç artığı toplum ümmetçi, feodal, bağnaz bir yapıda. Çok daha sonra toplumsal-gerçekçi olarak ortaya çıkacak Yaşar Kemal, Orhan Kemal gibi büyük yazarlarımız daha çocuk. Öte yandan İkinci Sanayi Devrimi’nin yarattığı olanaklar ve bu olanakların etkisiyle sanayileşmenin hız kazanması, dolayısıyla köyden kentlere iş bulmak umuduyla gelen kitlenin rençberlikten çıkıp yeni bir sınıf oluşturması gerçeği var. İşte Aygen, böyle bir buhurdanın içinden, o nahif ruhunun kalemine verdiği güçle ortaya çıkıyor ve som, işlenmemiş, değerli bir maden gibi ilk toplumcu-gerçekçi eserleri birer – ikişer dolaşıma sokuyor. Nazım, Varşova Radyosu’na verdiği bir röportajda, ‘’Edebiyatımızın temel taşı’’ yakıştırması yapıyor onun için. Elbette Nazım’ın aksine birçok büyük yazar tarafından eserlerindeki olay örgüsü ve biçem, mesleğinden gelen 'deformasyon kökenli,' röportaj kıvamında değerlendirilip eleştirilse de, işçi sınıfı ve halkın romanda toplumcu-gerçekçi ilk sesi olması nedeniyle oldukça kıymetli ve kıymetli olmağa devam ediyor. Öte yandan, Aygen hakkında dar çerçeveli de olsa bilgi toplamaya çalışırken Çukurova Sanat Girişimi adlı bir grubun oturumunda, kendisi hakkında -Çukurova’da gazetecilik yıllarına binaen- enterasan şeyler söylenmiş: Aygen’in yalnız, münzevi, anti-sosyal bir hayat yaşadığı -teyide muhtaç - Yaşar Kemal ve Orhan Kemal’in de kendisini, Çukurova’daki gazetecilik yıllarında, gazete ofisinin penceresinin kenarında onu sürekli düşünür ve uzaklara dalar haliyle hatırladıklarını, buna rağmen özellikle Toprak Kokusu (1944) gibi Çukurova’yı çok iyi anlatan bir roman ortaya koymasını hayretle karşıladıkları bilgisi aktarılıyor. Elbette Yaşar Kemal’in bir nevi yazar kıskançlığı sebebiyle bu eleştirileri geliştirmediğini, bilakis Aygen’in bölge halkıyla çok fazla içli dışlı olmamamasına rağmen böyle sıradışı, kendi türünde bir ilk roman yazması, kendisinde bir tür imrenme ve feyz duygularını harekete geçirdiği şeklinde düşünmeliyiz bana kalırsa. Sadede gelip, rötarlı bitirdiğim Sarı İt kitabı konusunda da birkaç kelam edecek olursam şunları diyebilirim: Bu kitap Aygen’in okuduğum ikinci kitabı yukarıda bahsettiğim üzere. Konusu malum, Afrodit Buhurdanında Bir Kadın romanındaki gibi, Aygen’in hak-hukuk-adalet eksenindeki duyarlılığını temel olarak devam ettiriyor ama Sarı İt’in (1968) , emek -sermaye ekseninde özellikle 1960 Darbesi sonrası, hiçbir sendikayla organik bağ kurulmaksızın 1961 Anayasası marifetiyle asker-bürokrat-aydın troykasıyla oluşturulan toplu sözleşme ve grev hakkının "Müsaadeli Grev" mantığıyla yasalaştırıldığı, sendikacılığın sınırlarının çizildiği bir dönemin çalışma sahasındaki gözlemleri neticesinde oluşturduğu bir roman. Buradaki kitaba adını veren Sarı İt sıfatı ise, patronlara yaranmaya çalışan sendikacıları tarif ediyor. Romandaki olay örgüsü daha çok birbirinden bağlantısız durumlar üzerinden oluşturulmuş. Olay yok, durumlar var. Karakterlerin psikolojik derinliğine inilmemiş. Zaman zaman romandan uzaklaştığımı söyleyebilirim bu anlamda. Bir başka yergim ise, patronlara yaranan cinsiyetin sürekli olarak kadın karakterler üzerinden yapılmasıydı. Her şeye rağmen, toplumcu- gerçekçi bir formda, dönemin ruhunu anlatan ilk muhalif yazınsal kalkışmalardan birisi olmasından dolayı Sarı İt’i ve Aygen’in diğer bütün romanlarının okunmasını salık veriyorum. Keyifli okumalar.
Sarı İtReşat Enis · Evrensel Basım Yayın · 200227 okunma
·
48 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.