Sarı İt

Reşat Enis
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 31 dk.
Sayfa Sayısı:
336
Basım Tarihi:
2002
Yayınevi:
Evrensel Basım Yayın
ISBN:
9789756525012
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Sarı İt
Puan vermedi·336 syf.··
2025 28. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 01:11
Romanın istikrarlı ve birbiriyle bağlantılı bir olay örgüsü içerisinde geçtiği pekala söylenemez, kaldı ki yazarın ilk okuduğum Afrodit Buhurdanında Bir Kadın kitabında da bu hissiyatımı handiyse romanın sonuna kadar korumuştum fakat Reşat Enis’i değerlendirirken salt eserleri üzerinden değil de; yaşadığı dönem dairesince ve o dönemin sosyal yaşamı, mesleği itibariyle olan durumunu da işin işine katarak, ortaya koyduğu eserlerini bir sebep-sonuç ilişkisi dahilinde değerlendirmek daha makbul olacaktır kanımca. Enis, gazeteci kökenli bir yazar, mesleğine adliye muhabiri olarak başlıyor. İlk öykülerini (1930) bu minvalde, bir mesleki deformasyon olarak - kime, neye göre? - röportaj havasında, gazetelerde yayımlıyor. Henüz Cumhuriyet, Selanik mavisi gözleriyle toraman bir bebek. Birçok anlamda taşlar yerine oturmamış, Cumhuriyet ilkeleri - özellikle Halkçılık? - halk tarafından tam olarak anlaşılıp, benimsenmemiş. Osmanlı’dan kalan kılıç artığı toplum ümmetçi, feodal, bağnaz bir yapıda. Çok daha sonra toplumsal-gerçekçi olarak ortaya çıkacak Yaşar Kemal, Orhan Kemal gibi büyük yazarlarımız daha çocuk. Öte yandan İkinci Sanayi Devrimi’nin yarattığı olanaklar ve bu olanakların etkisiyle sanayileşmenin hız kazanması, dolayısıyla köyden kentlere iş bulmak umuduyla gelen kitlenin rençberlikten çıkıp yeni bir sınıf oluşturması gerçeği var. İşte Aygen, böyle bir buhurdanın içinden, o nahif ruhunun kalemine verdiği güçle ortaya çıkıyor ve som, işlenmemiş, değerli bir maden gibi ilk toplumcu-gerçekçi eserleri birer – ikişer dolaşıma sokuyor. Nazım, Varşova Radyosu’na verdiği bir röportajda, ‘’Edebiyatımızın temel taşı’’ yakıştırması yapıyor onun için. Elbette Nazım’ın aksine birçok büyük yazar tarafından eserlerindeki olay örgüsü ve biçem, mesleğinden gelen 'deformasyon
Sarı İtReşat Enis · Evrensel Basım Yayın · 200227 okunma
Sarı İt - Reşat Enis
5/10
·336 syf.··
2022 2. kitabı
Eser Gerçekçi değildir! Nedenini Romanda Estetik Kalkışma 2 kitabında yazdığım değerlendirme yazısında belirttim. Eserin içinde bir sürü olay var. Bu durum İzlek ve örge üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratmaktadır. Ayrıca bu durum yazarın gazetci kökenli olmabından kaynaklanır. Türkiye de ilk işçi hareketleri ve Sendikal hareketler üzerine yazılmıştır. Rastlantıların çokluğu romanı gerçekçiliğinden uzaklaştırır. Sarı İt adı isi Sarı Sendikacılığa göndermedir. Okunmalıdır. Dönemi anlamak için. Ama gerçekçiliğnden büyük eksiklikleri vardır. Bu roman bu güne kadar benim yazımdaki gibi derinlemesine incelenmemiştir. Okulanızı tavsiye ederim.
Edebiyat
Sarı İtReşat Enis · Evrensel Basım Yayın · 200227 okunma

Yazar Hakkında

Reşat EnisYazar · 12 kitap
Unutulmaz sosyalist gerçekçi romanlar yazmış ve 1980'lerin başından günümüze kadar birçok önemli eserlerinin yeni baskılarının mevcut olmadığı, adeta suskunluk komplosuna maruz kalan, unutturulmaya çalışılan, görmezden gelinen, mütevaziliği, çalışkanlığı, aydın sorumluluğu ve cesaretiyle birbirinden değerli toplumcu eserlere imza atmış büyük bir yazarımızdır. Babasının subay olması sebebiyle çocukluğu Anadolu'nun değişik yörelerinde geçti. Ortaokulu Çanakkale'de (1924), liseyi İstanbul Erkek Lisesi'nde (1928) tamamlamıştır. Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu'nda ve İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümünde okumuştur. Daha sonra Milliyet gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başlamış ve adliye röportajlarıyla tanınmıştır. Gazeteciliğe Vakit ve Haber gazetelerinde devam etmiştir. Ünlü şairimiz Nazım Hikmet tarafından “Türk edebiyatının temel taşı." olarak takdir edilen Afrodit Buhurdanında Bir Kadın (1939) genel ahlaka aykırı olduğu iddiasıyla basıldıktan kısa bir süre sonra toplatılmıştır. Bu eserinde yazar, çalışan ve yoksul bir kadının yaşadığı çifte sömürüyü çarpıcı bir şekilde tasvir etmiştir. 1940-1945 yılları arasında Adana'da Bugün gazetesini yönetmiştir. En önemli eserlerinden biri sayılan ve yayınlanır yayınlanmaz toprak ağalarının yoğun baskısı nedeniyle toplatılan Toprak Kokusu (1944) bu dönemdeki gözlemlerinin bir sonucudur. Bu başyapıt, daha sonra ancak 1969'da o da bazı bölümleri sansürlerek Kara Toprak adıyla tekrar yayınlanabilecektir. Bu konuda 1996 yılında Mavi Dergisi'nde yayınlanan söyleşisinde Yazarın oğlu Sayın Gökçe Enis şu değerli bilgileri verir: “Babamın vefatından sonra Milliyet Sanat’da Yaşar Kemal’in övgülerle dolu güzel bir yazısı çıkmıştı. Fakat bir sürü övgünün içinde bir de eleştirisi vardı Yaşar Kemal’in: Reşat Enis’i gazetenin önünden her geçişimizde camın önünde oturur görürdük. Sonra da kitap (Toprak Kokusu) çıkınca şaşırmışlar. Bu nasıl oturduğu yerden Çukurova romanı yazar ki, bize sorsaydı biz onu bazı yerlere götürür, birtakım insanlarla tanıştırırdık. Oysa o oturduğu yerden yazmamış ki. Onun çalıştığı gazete, ağanın gazetesi ve oraya işçiler, topraksız köylüler, yoksul, çaresiz insanlar geliyor. Babam bir gazeteci gibi onlarla konuşup malzeme topluyor. Gezmesine gerek kalmıyor, yazacağı her şey bir bakıma ayağına geliyor. Gerçektende romanlarına bakarsanız, insanın oturduğu yerden yazacağı şeyler değil. Tarzı da öyleydi zaten. Balıkçıları anlatmak için (Ekmek Kavgamız) teknelerle Karadeniz’e açılmıştır. O insanlarla fırtınada, yağmurda ölümle burun buruna yaşamıştır. Keza Sendikacıları anlattığı “Sarı İt”de gene öyle. Sendikacıların içine girip çıkmış, yani insanların içine girip, malzemeyi bizzat onların içinden toplamış. “ [Unutturamadıkları Romancı Reşat Enis (Dosya) - Hazırlayan: Aydan Gündüz, Mavi Dergisi s.7, İstanbul (Kasım 1996).] 1945'de İstanbul'da dönen Reşat Enis Aygen Son Dakika (1945), Cumhuriyet (1952) ve Yeni İstanbul (1957) gazetelerinde köşe yazarı ve yazı işleri müdürü olarak görev yapmıştır. 1947'de yayınlanan Ekmek Kavgamız adlı eserinde balıkçıların hayatını yansıtmıştır. 1949'da Ağlama Duvarı ile yazar 2.Dünya Savaşı İstanbul'unda birçok çevreyi, olayı ve kişiyi okuyucuya aktarır. 1951'de yayınlanan Yolgeçen Hanı ise okurun Anadolu'yu karış karış dolaşan gezici tiyatrolar vasıtasıyla, politikacılar ve ağalar tarafından sömürülen, aşağılanan köylülerle yüzleşmesini sağlar. 1957'de yayınlanan Despot adlı bir diğer şaheserinde ise Kurtuluş Savaşı döneminde kendi çıkarlarını korumak için düşmanla bile işbirliği yapan Davut Ağa'nın öyküsü anlatılır. Roman yayınlanmadan önce Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilirken, roman aleyhine açılan dava beraatle sonuçlanmasına rağmen Cumhuriyet gazetesi bu değerli yazarımızın işine son verir. 1968'de Anadolu Ajansı'nın İstanbul Bürosu yazı işleri sekreterliğinden emekli olmuştur. Aynı yıl yayınlanan Sarı İt ise Türk Edebiyatında işçi-sendika ilişkilerini ele alan ilk romandır.Sarı sendikacılık olarak tarif edilen ve işçi sınıfına düşman bir anlayış bu romanın eleştiri konusunu meydana getirir. Bu önemli sosyalist gerçekçi yazarımız 1970'lerde herhangi bir üretimde bulunmaz, yazmaktan vazgeçer. Yazarın oğlu Sayın Gökçe Enis, Sabah Gazetesinde yayınlanan söyleşisinde bu acı durumu şu sözlerle dile getirir: "Neden bıraktı bilmiyorum. Emekli olup yürüyüşler yapmaya başladı. Fakat yazmadı. Sanırım küstü." Son romanı olan 1981'de tamamladığı ve vasiyetinde yayınlanmasını arzuladığı Kırmızı Karanfil ise ancak ölümünden 25 yıl sonra Yordam Kitap'ın desteğiyle gün ışığına çıkabilecektir. Tıpkı Emile Zola, Maksim Gorki ve Orhan Kemal gibi Reşat Enis de keskin gözlem gücüyle kenar mahallelerdeki yoksul ve dışlanmış insanları, onların gündelik ayakta kalma mücadelerini eserlerinde işlemiştir. Romanlarında fabrikalarda ve madenlerde yaşanan vahşi ve gaddar sömürü bütün açıklığıyla dile getirilir. Eserleri, yaşadığı döneme çarpıcı bir tanıklık olarak her zaman güncelliğini, anlam ve önemini muhafaza edecektir.