Hiç kimsenin görmediği
Yaradır gecemin penceresi.
Hayat aynasına kırgın bakar yüzüm;
kaderimin efendisi ben değildim.
Kapımı çalınca “gelme” diyemezdim.
Şimdi numarasız çıkmazlar arasında
kalan nefesim karanlıkta bir yol arar.
Bir yanım susar, diğer yanım sorgular…
Ben mi yetişemedim,
yoksa ömür mü dar?
Gördüğüm her iz, taşıdığım her yük ağır —
hayat öğretirken yine ömrümden çalar.
Kader mi çizdi bu yolu, yoksa ben mi karanlığı seçtim?
Tek bir hakikat duyuyorum içimde:
En derin yenilgiyi insan yüreğinde taşır aslında.
Gün doğar…
içimdeki ağırlık bir adım kımıldamaz.
Mutluluğa çıkar sandığım yollar
sessizliğe sapar.
Bir yanım susar, diğer yanım sorgular…
Ben mi yetişemedim,
yoksa ömür mü dar?
Gördüğüm her iz, taşıdığım her yük ağır —
hayat öğretirken yine ömrümden çalar.
Kader mi çizdi bu yolu… karanlığı ben mi seçtim?
Tek bir hakikat duyuyorum içimde:
İnsan en derin yenilgiyi yüreğinde taşır aslında.
Bir gün cevapsız tüm sorular
suskunluğa bürünür.
Ve insan, kendini affetmedikçe
asla ilerlemez.
Tüm korkular saklandıkları yere
geri dönmez…
Ama o an anlarsın:
Kader bazen bir seçimdir
ve her seçim gibi
bedel ister.
Söyle hayat… kim yürüdü kırılmadan bu yolu?
Kimin gülüşü gerçekti, kimin kalbi gizlice kanar?
Düşerken kaç kere dağıldım bilmiyorum…
Yine de yürüdüm.
Çünkü insan, karanlıkta bile
ışığını arar.
Ve bazı sorular, cevap değil
bir ömür süren sınavdır.
Yol uzun…
Sözler eksik…
Hayat yine sorar.
Ben yine susar…
cevaplar ararım.