·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Aralık 2025 15:26 ÂMÂ
ʙɪʀ sᴏᴍᴜɴᴄᴜ ʙᴀʙᴀ ʀᴏᴍᴀɴı
𝕱𝖆𝖙𝖎𝖍 𝕯𝖚𝖒𝖆𝖓
Bursa'dan bir Somuncu Baba geçmişti. Bursalılar bir daha o kadar lezzetli bir lokma ekmek yemediler. Ve bundan gayrı Bursa'yı ananların hatırına muhakkak onun ismi de gelecekti. "Bursa" diye söze başlayanlar muhakkak Somuncu Baba'yı da ekledi ardına. Ama o bir daha Bursa'yı hiç görmedi.
.
.
Ben mi? Ben... Ben Kibir'im... Üstadım Nefs'in onlarca askerinden biri. Hilelerime yenilenler çoktur. Ne sultanlar ne âlimler benim söylediklerimle düştüler bu kuyuya. Ancak işte Şeyh Hamid gibi beni elinde bir oyuncağa çevirenler de oldu. Somuncu Baba gibi benimle cenge girip muzaffer çıkanlar da oldu.
.
.
Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil, gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil...
İnsan ne güçsüz ne aciz ve ne küçüktür...
Kendimize, kendi nefsimize, kendi kibrimize yenilirsek, zalime de küffara da bir daha galip gelemeyiz...
Yine bitmesini istemediğim kitaplardan biriydi. Her satırını büyük bir heyecanla okuduğum, sayfaları bazen hüzün, bazen umutla çevirdiğim bir eser oldu benim için. Kitapta Şeyh Hamid Nam-ı diğer Somuncu Baba'nın o örnek alınası hayatı günümüzle harmanlanarak anlatılmış. Bilinmemek için nice çabalar sarf eden, ben kendimi değil Rabb'imi bildirmek için varım diyen o tevazû sahibi güzel insan. Kibrinin esiri olmayıp, kibri kendisine esir eden o kıymetli zât.
Bursa'dan böyle bir gönül ehli geçti. Okuyalım ki bilelim kibrimizin bizi nasıl ele geçirdiğini...Nasıl elinde oyuncak ettiğini...