Puan vermedi·70 syf.··Beğendi
· VERİ VE HAYALET:
"Çünkü benim dünyam sessizdi. Ama sizin sessizliğiniz gibi değil. Benimki boş bir odanın sessizliğiydi."
Kaan, hayatını sıfırlar ve birlerle toparlamaya çalışan, duyguları “sistem hatası” gibi gören bir IT teknisyeni. Görevi: VeriHold'un derinliklerinde gömülü, Project Phoenix adlı bir projenin LANETLİ ARŞİVİNİ tek tek yok etmek.
Ama işte o an geliyor: Ekranda beliren KIRMIZI HATA MESAJI! Ve bu mesaj, sadece dijital bir aksaklık ya da sıradan bir veri bozulması değil; çökmeyi reddeden Simge’nin yardım çığlığı gibi olan şarkısıydı.
Ve Kaan, o anda ilk kez görevini unutuyor ve izleri takibe başlıyor. Simge’nin bu "Bir Hayaletten Ağaca" dönüşümü: Eskişehir'in dumanlı barındaki "Akrep"’ten , Bozcaada'nın tuzlu rüzgarındaki "Sessiz Kız"’a ve nihayet Eğirdir Gölü kenarındaki o huzurlu taş evde toprağa kök salan kadına evrilmesi... Simge, dijital bir arşivden ibaret değildi; o, sistemin çalmak istediği yeteneğin ve ruhun sembolüydü.
Kökleri havada kalmış bir ağaç gibi savrulan, fakat yine de toprağı arayan bir ruh… Simge .
Ve Kaan, bir dosyayı silmeye giderken aslında kendi içindeki tüm yarım kalmışlıklarla yüzleşiyor. İşte o meşhur fıkra... “Sonsuz dilek hakkın var… Özür dilerim.” Aslında romanın bütün ağırlığı burada saklı.
Kaan'ın bu yolculuktaki dönüşümü ise, bir algoritmanın çöküşü gibi. O, hayatı boyunca kaçtığı kaosa tanıklık etmek için Simge'nin peşinden gider ve bu süreçte, hayatın en değerli verisinin, hesaplanamayan insani bağlar olduğunu anlıyor.
Bir sunucuda saklı kalan o tuhaf çizim: Kökleri Havada Ağaç unutulmazdı.
Bir veri arızasından yola çıkan adam, silmek için peşine düştüğü bir ruh sayesinde kendi hayatını geri yüklüyor.
Ve final... Silmek mi, saklamak mı? Bir veri dosyasından daha fazlası olduğumuzu en sade hâliyle gösteren bir sahneydi.
Sizce en büyük kaos, dışarıdaki düzensizlik mi, yoksa Kaan'ın sandığı gibi kaçtığımız kendi duygularımız mı? Yorumlarda buluşalım!