·200 syf.····Okunma: 22 Temmuz 2025 20:38 Şermin Yaşar’ın kitaplarını okurken sanırım hep benzer hislere kapılıyorum:
Basit gibi görünen anların içinde gizlenen derin bir acıma duygusu ve o acının içinden yükselen sıcak bir umut. Altı Harfli Bir Tatlı da Söyleme Bilmesinler de, Türk toplumunun kültürel dokusuyla modern çağ arasındaki uyumsuzluğu çok iyi yerden yakalayan hikayeler taşıyor.
Altı Harfli Bir Tatlı, daha sessiz, daha içe bakan bir hikaye. Yaşar, büyük acıları küçük gündelik ayrıntıların içine yerleştirmekte çok usta. Acının kendisini anlatmıyor; insanın üzerine nasıl çöktüğünü, nasıl yeniden nefes almayı öğrettiğini gösteriyor. Okurken kendimi 80’ler ve 90’larda büyüyen karakterlerin yaşadığı o “gündelik yaraların” benzerlerini hatırlarken buldum. Dokunaklı fakat abartısız. Sahici, yalın ve olduğu gibi.
Söyleme Bilmesinler ise insanı başka bir yerden yakalıyor. Kısa olmasına rağmen duygusu derin. Kalabalık aile içinde bireyin kendini saklama biçimlerini, sessiz direncini, dünyaya karşı geliştirdiği ince savunma hattını anlatıyor. Bana göre bu kitap, küçük bir öyküden çok, insan ruhuna açılan bir kapı gibi.
Her iki kitapta da beni en çok etkileyen şey şu oldu:
Şermin Yaşar büyük dramları değil, dramın içindeki insanı anlatıyor.
Sıradan görünen insanların olağanüstü dayanıklılığını… Sessizliğin içindeki çığlığı… Hepimizin içinde taşıdığı çocukluk sızılarını…
Kitapları bitirdiğimde içimde şöyle bir cümle yankılandı:
“İnsan kırılır, ama kırıldığı yerden yeniden filiz verir.”
Belki bu yüzden her iki kitabı da okuduktan sonra hem hüzünlendim hem de tuhaf bir sıcaklık hissettim. Çünkü Yaşar’ın hikayeleri insanı acıtırken aynı zamanda iyileştiriyor.