Angosta hayali bir ülke(mi?) ama o kadar tanıdık ki, hepimizin gerçekten yaşamaya çalıştığı, çırpındıkça dibe çekildiğimiz bir ülke gibi.
Hector Abad Faciolince aslında gerçek bir dünya yaratmış büyüleyici bir dille. Kurgunun #distopik olduğu gerçeği okuruna içinde bulunduğu durumu, birebir yaşadığı ortamı hatırlatmış.
Üç katlı, üç halklı ve üç iklimli şehir #angosta … ne demekmiş peki?
Dar…
Tıpkı insanların boğulup nefes alamadıkları, yaşadıklarını zannedip aslında ölüme terk edildikleri, kast sisteminin içerisinde yutuldukları, sömürüldükleri; katman katman sektörlerin arasında izin belgeleri ile geçiş yapmaya çalışan, S, I, H sektöründe kademe kademe sıralandıkları; tam “bitti, daha fazlası olamaz” derken, milisler ya da Secur (devletin gizli gücü) görevlilerince ortadan yok edilmeleri gayet sıradanmış gibi… Dar işte, daracık bir dünya…
And Dağları’nın çetin rüzgârlarında Kolombiya’nın “Yedi Alimler”i karar veriyor, temizleyiciler bahse konu olan kişiyi ortadan kaldırıyor. Hükümet aleyhinde yazı yazanlar, protesto edenler, edilenler; eylemde bulunanlar bir bir yok ediliyor.
Tuhaf geliyor okura; sanki hiç yaşamamış da kurguda okuyarak dehşete kapılıyor ve cümleler arasında sürükleniyor; nefessiz, boğazı düğüm düğüm…
Takoz’un tozlu raflarındaki kitap kokuları arasında -nefes alabildiğim tek yer diyebilirim- Andres Zuleta, Jacobo Lince gibiler keşke daha fazla olsa, diye düşünmedim değil.
Mükemmel çeviri kurguyu gerçeğin bir parçası yapmış; teşekkürler Banu Karakaş.
Banu Karakaş
AngostaHéctor Abad Faciolince · Livera Yayınevi · 202128 okunma