Bu yazardan okuduğum ikinci kitap. İlki Vejetaryen; beni bambaşka yerlere götürmüştü, beklemediğim yerlerde "Bu konu nasıl bu şekilde anlatılabildi?" sorusunu sormuştum kendime.
Çocuk Geliyor ise sıkıyönetim döneminde insanların yaşadığı ruhsal acılara değiniyor. Ülkemizde geçmişte yaşanan benzer acılar da ilgimi çektiğinden kitabın konusuna kolay ısındım. Ruhsal acı diyorum çünkü 1980 yılında Kore askerlerine karşı gelen, protesto eden halk topluluğunun başından geçen olaylardan çok; ortak acıları yaşamış insanların iç döküş hikayelerinden oluşuyor kitap. Yedi farklı bakış açısı, yedi farklı hikaye ama ortak acı etrafında şekilleniyor.
İşkencelerin anlatıldığı yerlerde yazarın soğukkanlı betimlemelerine hayran kaldım. Kadın perspektifinden bakılan yerler de etkileyiciydi. İşkence gören ve yıllarca tutuklu kalan gençlerin, beraatten sonra yetişkin şekilde hayatta kalmaya çalışması, bazıların kalamayıp intiharı seçmesi gibi konulara değinilmiş. Bir diğer etkilendiğim kısımsa genç yaşta askerler tarafından öldürülen çocuğun dilinden ruhunun bedenden ayrılışını okuduğumuz
Ölümden sonraki yas hâli herkese farklı sirayet ediyor. Kitapta ölen gençlerin ailelerinin yaşadıkları da güzel kurgulanmıştı. Anlatım güzeldi yani