Bir insan için hayatta kalma umudu, çoğu zaman her şeyin üstündedir. Szpilman’ın yaşadıkları, bize acının en derin hâlinde bile küçücük bir umudun insanı nasıl ayakta tutabildiğini gösteriyor. Bazen sıcak bir çorba kadar basit bir şey mutluluk getirir; bazen de o gece SS Subayları tarafından kapının çalınmaması… Belki de Szpilman’ın babasının iyimserliği, elinden hiçbir şey gelmeyen bir insanın kendini ayakta tutma çabasıydı. Kimi zaman kendimizi kandırmak bile bir dirençtir, bir hayatta kalma yöntemidir ve o bunu başarmıştı en azından o vagona hala bir umutla bindi.
En kötü zamanlarda, en zalim yapıların içinde bile bir tek iyi insanın varlığı kaderi tamamen değiştirebilir. İnsanlık, en karanlık dönemlerde bile tamamen ölmez; bir yerlerde hep bir ışık kalır.
Bu kitabın bilim kurgu olmasını dilerdim ayaklarından tutulup kafasının duvara çarptılarak öldürülmeyen çocukların olmadığı bir dünyada yaşamak, bir topluluk bunca yaşananları nasıl unuttu ? nasıl kendilerine yapılan katliamı şuan filistinli çocuklara yapıyorlar aklım almıyor, en iyi zamanlarda da hep kötü insanlar kalmak zorunda mıydı ?