·368 syf.····Okunma: 24 Kasım 2025 12:27 hani bazı filmler vardır ya, oyuncunun seyirciye seslenmesiyle başlar ve yine aynı oyuncunun son sözlerini bizlere söylemesiyle sonlanır; bu kitap aynı hissi veriyor ve bu da kitaba samimi ve sıcak bir hava katmış. yazarın dili de oldukça samimi zaten, cümleleri mizahla harmanlanmış. fakat bu mizah zaman zaman hikayeye içten bir hava katmaktansa gerçeklikten uzaklaştırmış. en azından ben kimseyle girdiğim diyaloglar içinde bu kadar bayağı cümleler kurmadım ya da duymadım. kitaba ilişkin beni en rahatsız eden şey kullanılan dil ve betimlemelerin yapaylığı, orantısızlığı oldu. yine de nermin yıldırım kalemine bir şans daha verecek ve birkaç okuma daha yapacağım.
kurguya gelirsek, müthiş bir kurgu ve olabildiğince güzel işlenmiş. kitabımız evli bir kadın olan feribe'nin evliliği sırasında yaşayıp terk edildiği ilişkisi sonrası çektiği aşk acısına dayanamayıp yolu mazi imha merkezinde bulmasıyla başlıyor. orada aldığı seansları, hayatına ortak olan insanları, bir yandan da ihanet gibi ağır bir yükle yaşayıp "kötü kadın" olarak yaftalanmaya çok müsait olduğunun bilincinde olduğundan ve içten içe kendini de affedemediğinden kimseyle hiçbir şey paylaşamayan bir kadının yükünü okuyor, belirli noktalarda onu anlamaya davet ediliyoruz.
kitap, son sayfalara yaklaşırken yazarın dilinden duyduğum rahatsızlık sebebiyle " çok da sevmediğim romanlar" listeme eklenmekten çıktı. tam da burası spoiler içerdiğinden eğer kitabı okumadıysanız incelememi burada sonlandırabilirsiniz. okuyanlar için; roman boyunca bu aşk hikayesinin geçmişini merak edip durdum. ve sonunda da bir kavuşma yaşanacağından ya da kavuşma olmasa bile bir rastlaşma sonrası karakterlerin yollarına devam ederek tamamlanmış bir şekilde ayrılacaklarından emindim. fakat böyle olmadı. ne ilişkinin geçmişine ilişkin çok fikir sahibi olduk ne de kitabın sonu bir tamamlanmayla bitti. öylece bitti, akışta, yarım ve bu yüzden çok gerçek. çoğu hikayenin hiçbir zaman tamamlanmadığı gibi.