Yol haritası sadece bir macera rotası değil, aynı zamanda içsel bir arayışın manifestosu gibi: Her durağımız, aslında kaçındığımız veya özlem duyduğumuz bir parçamız. Vicus'taki masumiyet, Bataklık'taki dilekler, Ağlayan Topraklar'daki pişmanlıklar... Hepsi birer ayna. Belki de tüm bu unutulmuş diyarlara yaptığımız yolculuk, nihayetinde kendi unutulmuş köşelerimize yaptığımız bir yolculuktur. Peki, sıradaki durağın neresi olacak: Kaçış mı, yüzleşme mi?