Bir hikâye nerede başlar? Kelimelerin kâğıda düştüğü o ilk anda mı, yoksa yazarın zihninde, bir toz bulutu gibi savrulan imgelerin, fısıltıların ve kaderlerin çarpıştığı çok daha önceki bir zamanda mı?
Mehmet için "Son Arayış", bir düşüncenin gölgesinden sıyrılıp ete kemiğe büründüğü, nefes almaya başladığı andır. Bu kitap, haritası olmayan bir diyara açılan bir kapıdır. Yazar, bu kapıyı aralarken, yalnızca Ogan'ın değil, kendi yaratıcılığının da labirentlerinde yolunu aramaktaydı. Her satır, bilinmeyen bir bölgenin karanlıkta parıldayan ipliklerini dokuyarak ilerleyen bir kâşifin cesaretidir.
Bu sayfalar, sadece bir kılıcın şakırtısını veya bir büyünün mırıltısını değil; bir yüreğin en uzak köşelerinde yankılanan sessiz çığlıkları da taşır.
Ogan'ın kayıp kız kardeşi için duyduğu özlem, sadece bir macera motoru değil, hepimizin içinde taşıdığı bir eksikliğin, tamamlanmamış bir ezginin metaforudur.
Karakterler, sadece eylemleriyle değil, suskunluklarıyla, tereddütleriyle ve en karanlık anlarında gösterdikleri kırılgan insanlıklarıyla var olurlar. Onlar, yazarın kendi içsel arayışının yansımalarıdır.
Mehmet, bu evreni inşa ederken, kelimeleri bir duvar örer gibi değil, bir rüyayı dokur gibi kullandı.
Yağmurlu bir sabahın sisinde kaybolan bir kardeş, kadim bir kuyunun dibindeki sırlar, bir büyücünün zihninde gezen şüpheler…
Bunların hepsi, gerçeklikle düş, destanla kişisel trajedi arasındaki sınırları flulaştıran bir aynanın parçalarıdır.
"Son Arayış" okura şunu sorar: Sen kimsin, ve neyin peşindesin?
Bu soru, kitabın kalbinde, tıpkı Ogan'ın kılıcı gibi, keskin ve dönüştürücü bir güçle durur. Bu, bir kaçış hikâyesi değil, bir yüzleşme hikâyesidir.
Kahramanlarımız, dışarıdaki canavarlarla savaşırken, aslında içlerindeki korkuyu, ihaneti, sevgiyi ve umudu keşfederler.
Bu kitap, Mehmet'in kelimelerle kurduğu bir dünyadır, ancak onun gerçek amacı, okurun kendi iç dünyasında yeni kapılar açmaktır.
Bu satırları okurken, siz de bu arayışın bir parçası olacak, kendi labirentinizdeki Monitör'le yüzleşmek için bir meşale yakacaksınız.
Çünkü her hakiki arayış, en nihayetinde, insan olmanın anlamına dair bitmeyen bir yolculuktur. Ve bu yolculuk, şimdi, tam burada, bu sayfayı çevirdiğiniz an başlıyor.