Gönderi

İNSANLIĞIN FIRTINASININ HİKAYESİ: MERDÜMGİRİZ
10/10
·98 syf.··
2025 4. kitabı
Zaman ne kadar hızlı geçiyor değil mi? Geçmişin hataları, yarının endişesi derken bir türlü bugünde yaşayamıyor, yaşadığımızı anlayamıyoruz... Bense sizleri bu inceleme boyunca, anda kalmaya davet ediyorum. Samimi olalım, dertleşelim de biraz olur mu? Gel öyleyse. Hepimizin hayatında "kırılma noktası" dediğimiz anlar oluyor. 16 yaşında bir çocukken, asrın depremi olarak anılan 6 Şubat depremine yakalandım. Her şeyden habersizce çocukluğumu yaşıyorken, apansızca gelen bir hayatın gerçeğiydi bu. Çokça içime kapandım, kendimi kitaplara verdim. Kitaplarsa bana çok şey öğretti, okudukça okudum. Duygularımızın ne kadar paha biçilemez olduğunu, yaşamanın ne denli anlamlı olduğunu idrak ettim elimden geldiğince. Sonrasında yazmaya başladım, yazdıklarımla var oldum. Bugünse 2 senedir üzerinde çalıştığım, kalbimden bir parça olan romanımı yayımladım. Şimdi bakıyorum da, 2 senelik o yazma sürecinde ne kadar çok şeyi fark ettim, ne kadar çok anılar biriktirip ne kadar da çok değiştim. En başta da söylediğim gibi, her ne kadar anda kalamıyor da olsak, kendime yeni bir sığınak, bambaşka bir dünya oluşturdum. İçine o dünyada yaşanan anları serptim kalbimden; tüm içtenliğim ve tüm samimiyetimle. İşte karşınızda, 3. kitabım Merdümgiriz:) MERDÜMGİRİZ NE ANLATIYOR? Merdümgiriz, kelime anlamıyla kendisini toplumdan soyutlamış, kalabalıkların arasında yalnızlığa çekilmiş kimse demektir. Romanın ana karakteri belirsiz; adının ne olduğu, nasıl göründüğü anlatılmamıştır. Burada bıraktığım muğlaklık, okuyan herkesin gözünde bambaşka bir hikâye oluşabilmesi içindir. Kendi yorumunuzla, kendi dünyanızdaki ana karakterimizle kitaba yakınlaşmanız için<3 Romanda belirli bir zaman dilimi de yoktur, iki farklı dünyada geçer. Birisi, her şeyin yaşanıp bitmiş olduğu dünyada kendisini yapayalnız bulmuş bir karakterin çaresizliğini anlatıyor. Diğer dünyada ise karakterimizin nasıl bu hale geldiğini anlattığı mektubu okuyarak en baştan, onun kaleminden dinliyoruz. Bu noktada kitap tam sizi mektupta yazılan olaylara sürüklemişken, ansızın karakterimizin mürekkebinin bitişiyle şaşırtıyor. Böylelikle ilk başta söz ettiğim "anda kalma" etkisi çarpıyor ansızın yüzümüze. Peki bu mektup nereye, kime mi yazılıyor? İşte kitabın hikayesi de tam olarak burada gizli:) Kitap ansızın gerçekleşen bir doğal afetin, fırtınanın etkisini anlatıyor. Karakterimizin bu fırtına sonrası ailesini ve çocukluk hatıralarının renklendiği köyünü ansızın sarsmasına karşı gösterdiği mücadeleyi anlatıyor. Bazen çok ağır bir içsel çatışmanın içerisinde buluyor kendisini, bazense dış dünyadaki mücadelenin içinde kendisini bile unuttuğu oluyor. Tanıdık geliyor, değil mi? Merdümgiriz, özel bir kitap. Duyguları kendi içerisinde gömülü, bir haykırış kitabı. Yalnızca bir olay örgüsünü takip etmeyeceksiniz, aynı zamanda okudukça kendi içinizdeki birçok şeyi sorgulayacaksınız. Kitabın ilk sayfasından bir alıntı yapıp, bitiriyorum. Buraya kadar okuduysanız, çok teşekkür ediyorum<3 "Kasvetlice kopan apansız bir fırtınada; uçsuz bucaksız karanlığın akıntısında kaybolan, insanlarca umut denilen hissinden yoksun, mutluluk esen rüzgarlardan mahrum, sevgi denizleri ile dolu gezegende toprağı çiçek açmaz bir çöle esir, gökyüzünde sayılması mümkün olmayan parlak ışıltıların arasında karanlıklara esir düşmüş sönük bir yıldız olan ruhunu, yaşamın griliğinde rengini kaybetmiş soluk bedeni ile taşımaktan bıkkın bir adamdı. Hayat denilen filmin içerisinde artık değersiz bir rol, kor gibi olan yüreği ise şimdi sönmüş bir parçaydı. Kendisi yaşam denilen oyunun içerisinde sürüklenebileceği her şeyden yoksundu. Gecelerin sessizliği ile bütünleşmiş bir soluk çiçekti. Uykuların tatlı halinde gözleri sıvası çatlak duvarından ayrılmayan, fikirlerinin derin denizinde yüzme bilmediğinden boğulup du- ran, işte birkaç saatlik uykularını böylece harcayan bir adamdı. Büyük bir şehir ve kalabalıklarının içerisinde akılların anmaya en uzak köşesindeydi. Aslında kendini bildiğinden beri hiçbir şeye anlam verememişti bile. Çoğu zaman bu saçma çarktan kurtulmak için apansız fırtınada kaybettiği ruhunu bulabilmek umudu ile kendisini insanlardan uzak yerlere savururdu. Sonu gözükmeyen; bazı aylar yeşil, bazense kurumuş otların sarıya bürüdüğü uçsuz bucaksız tarlalarda gezerdi. Sonra kendisi ile getirmeyi hiç ihmal etmediği kitabını eline alır, yüzyıllar önce bu çarktan bir şekilde kurtulmuş sev- gili dostlarıyla gün batımına kadar bir ağacın gölgesinde muhabbet ederdi. Aslında bütün hikayesi bu kadardı işte: ne fazla ne eksik." Saygılarımla. Arda Aytekin Merdümgiriz
Edebiyat
MerdümgirizArda Aytekin · Doksun Dokuz Yayınları · 20252 okunma
·
1 +1'leme
·
1.200 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bazı insanlar başlarına gelen olaylardan sonra hiç ders almazlar o acı dolu yıl hepimizi derinden etkiledi bir süre sonra o yaşananları unutanlar oldu ve hiç unutmayanlar senin kendini geliştirmen ve böyle güzel açıklayıcı bir şekilde yazmaya heves etmen yazman kitap çıkarman çok güzel birşey alıntıyı okudum ve kitapta neler anlatmaya çalıştığını çok iyi anladım bu yaşta güzel şeyler başarman çok iyi başarılarının devamını dilerim ☺️
Arda Aytekin
Gönderi Sahibi
Güzel dilekleriniz için çoook teşekkür ediyorum💞