Puan vermedi·364 syf.····Okunma: 21 Haziran 2025 13:09 Bu güzide esere ilgimi arttıracak olan, tekrar tekrar okuyacağım şu satırlardı: "Ağlama Angelita; bu akşam ya sana bir ev alacağım ya da yasımı tutacaksın."
Kitap başlangıçta yoğun olarak İspanya İç Savaşına odaklanıyor. Franco önderliğindeki isyancı Milliyetçiler ile yönetimde bulunan Cumhuriyetçilerin ideoloji ve silahlı çatışmalarının yansımaları objektif olarak ele alınıyor. Gerek burjuvazi halk gerek de devletin işleyişi kitaba yansıtılıyor. Bu iç savaşın getirmiş olduğu yoksulluk, açlık, sefalet ve ölüm ise halkı yaşam mücadelesine sürüklüyor. Kitabın ana teması olan Manuel Benítez, işte bu zorlu şartlarda, yetim bir çocuk olarak büyüyor. Böyle bir dönemde henüz genç bir delikanlı iken meşhur olan boğa güreşçiliğine merak sarıyor ve hayatını idame ettirebilmek için kendine bir söz veriyor: O arenaların ünlü torerosu ve İspanya'nın zengini olacaktır.
Manuel, ün serabına doğru uzun bir yolculuğa çıkıyor. Kendine bir yer edinme çabası içerisinde kentten kente dolaşıyor ancak röportajlarında "Cesaretimi herkese, bir demet çiçek gibi sunuyordum ama kimse istemiyordu. Herkesin gözünde aç ve umutsuz bir serserinin tekiydim." diye anlatıyor. Ne iş bulabiliyor ne de kalacak bir yer. Aşağılanıyor, dövülüyor yine de pes etmiyor. Tüm zorlu çabalarına rağmen dünyada ses getiren, İspanya'nın sevilen matadoru El Cordobés olarak Madrid arenalarının görkemli kumlarında bulunan asi boğaların güreşçisi, kuşağının en ünlüsü oluyor.
Savaş muhabiri ve yazar olan iki gazetecinin yoğun araştırmaları ve şahıslardan bizzat elde ettikleri röportajlar neticesinde ele alınmış biyografik ve aynı zamanda belgesel bir roman: Yasımı Tutacaksın. Hem edebi hem de tarihi açıdan doyuma ulaştıran, alışılagelmiş konuların dışında okuyucusuna farklı bir bakış sunan ve bambaşka yerlere sürükleyecek türden bir başyapıttı. Lakin elimdeki mevcut eser '96 basımı olunca okumakta epey zorlandım. Tavsiyem daha güncel basımının tercih edilmesi olur.