FerideNuray Ergen
#Feride – Nuray Ergen
Merhaba çok sevdiğim bir kalemin kitabı ile geldim . Feride ben ilk #Wattpatt platformunda okuyup çok beğenmiştim. Hatta dedimki keşke kitap olsa ben bu kitabı ara sıra okusam.
Nuray Ergen'in hem çok dram içine işleyen , hemde yormayan mutlu sonla biten hikâyeler yazan bir yazar.
Bu kez Feride’nin acısını daha derinden hissettim; direnişine, gururuna ve yeniden doğuşuna bir kez daha hayran kaldım.
Feride… Büyük bir aşkla girip umutla doldurduğu o konaktan, kalbi lime lime edilmesine rağmen başını eğmeden, dimdik çıkan bir kadın. Hayat onu defalarca sınadı; kırdı, yaraladı, yok saydı. Ama o her seferinde küllerinden yeniden doğdu.
İhanet, hor görülme, evlat sahibi olamamanın yükü, “eksik kadın” damgasıyla yaşamak…
Doğunun ağır adetleri, kadının sırtına yüklenen sessiz çığlıklar… Tabi ki bu yöresel değil aslında dünyada bir çok kadın zorbalığa maruz kalıyor hatta kendi hemcislerimiz tarafından.
Feride tüm bunların ortasında yalnız bırakıldı.
Ve en acısı, bir kadının nefesini bile kesen o karar: kuma getirilmesi.
Feride’nin buna boyun eğmeyişi, arkasına bile bakmadan gururuyla kapıyı kapatışı… İşte tam da o anda içimde tarifsiz bir saygı yükseldi. Çünkü Feride sadece kendini değil, bu coğrafyada sessizce ezilen tüm kadınları temsil ediyordu.
Yazarın kadınların gücüne, dik duruşuna ve “eksik değil, tamdır” oluşlarına verdiği önem ise eserin en güçlü yanıydı.
Kitabın sonunda yaşananlar ise içimi paramparça etti. Feride’nin yaşadıkları sadece bir karakterin değil, binlerce kadının gerçeğiydi…
Bu yüzden bu kitap benim için yalnızca bir hikâye değil, kadın olmanın ağırlığını ve onurunu hatırlatan bir eser oldu.
Yan karakterler kitaba daha güzellik katmış biraz gizemli işlenmiş şimdi onların da kitabını dört gözle bekliyoruz.
Bayıldım. Yıllar geçse de tekrar tekrar okuyacağım kitapların arasında.
Timur Ağa…
Keşke herkes onun gibi adam olmayı bilse.
Onun sevgisi gösterişli değil, gerçekti.
Mert, dürüst, yüreği uçsuz bucaksız bir adam…
Köyün zengin ağasının oğlu ama kendi gözünde tek kusuru aksayan ayağı. “Feride bana bakmaz,” diye düşünmesi öylesine derin bir mahcubiyetti ki içime işledi.
Feride’nin güveni kırılmıştı, kalbi yorgundu. Sevilmedi, anlaşılmadı, üzerinden geçip gidildi.
Ama Timur’un sevgisi ısrarcı değil; sabırlı ve iyileştiriciydi.
Feride uzun süre “evet” diyemedi çünkü yüreği hâlâ yangındı.
Dul olmak, çocuk sahibi olamamak… Bu toplumda kadına yüklenen ağırlıklar, eksik sayılmanın utancı onun omzunda taş gibi duruyordu.
Ama kalbe söz geçmiyor.
Timur’un sevgisi öyle güçlüydü ki, Feride bile en sonunda o sevginin sığınağı olduğunu kabul etti.