İkinci şans temalı, güzel bir eski dönem kurgusu.
Bu tarz kitapları genellikle severim; bunu da sevdim ama ne yalan söyleyeyim, bazı yerleri beni fazlaca sıktı. Yer yer diyaloglar çok uzundu, bazı kısımları şöyle bir göz gezdirip atlayarak okudum.
Konusuna gelecek olursak; Feride, evliliğini ve kocasını hayatının merkezine koymuş ama aynı karşılığı alamamış bir kadındır. Eşinin ailesini kendi ailesi bilmiş, bir dediklerini iki etmemişken onlardan yalnızca çocuğu olmadığı için “kısır” olması yüzüne vurulmuş, adeta bir hizmetçi gibi kullanılmıştır.
Feride her şeye rağmen bunu sineye çekmiştir… ta ki kocası bir gün eve başka bir kadınla gelene kadar. Artık sabrının sonuna gelen Feride, zor da olsa boşanıp ölen anne babasından kalma eve taşınır. Komşusunun yardımıyla bir iş bulur; evlere temizliğe ya da tarlalarda çalışmaya gider. Onun bu çalışkanlığı ve dirayeti, bir toprak sahibinin dikkatini çeker ve kısa sürede çavuş (yani işçilerle ilgilenen, her şeyi yöneten kişi) olur. O dönemde bir kadının çavuş olması hiç görülmemiş bir şeydir.
Gel zaman git zaman, yanında çalıştığı ağanın oğlunun bir arkadaşıyla tanışır. Bu adam, Feride’yle evlenmek istediğini söyler ama yaralı kalbiyle Feride onu reddeder. Yine de Timur pes etmez. Onun için Feride’nin çocuğunun olmaması hiçbir şey ifade etmez; zira kendisi de geçirdiği bir kazadan ötürü topaldır. “Sen beni olduğum gibi kabul edersen, ben de seni ederim,” der.
Feride’ye düşünmesi için zaman tanıyan Timur, bir süre ortadan kaybolunca bu kez Feride boşluğa düşer. Onu özler, pişman olur. Sonunda ağanın evinde yeniden karşılaştıklarında, adamın teklifini kabul eder ve evlenirler.
Sonrası… olaylar olaylar. Daha fazla anlatıp spoiler vermeyeyim.