“Ben Başak” – Gülümay Coşkun
Kırılgan görünen insanların aslında nasıl dayanıklılık ördüğünü gösteren bir roman.
“Ben Başak”, baskının gölgesinde büyüyen bir ailenin sessiz ama derin mücadelesini anlatıyor. Şiddetin sadece fiziksel değil, duygusal ve düşünsel bir hâkimiyet olduğunu hissettiren bir eser bu. Evin içindeki herkes, susarak ya da direnerek kendi hayatta kalma yöntemini buluyor.
Kitap, otoritenin yanlış ve yıkıcı kullanımının bir aileyi nasıl şekillendirdiğini gösterirken, aynı zamanda umudun en beklenmedik anlarda filizlenebileceğini hatırlatıyor.
Her karakterin kendi içinde taşıdığı çatlaklar, aslında güce dönüşen yerler. Sessiz bir annenin sabrından, bir çocuğun eğitim arzusuna, bir gencin hayallerine kadar herkesin hikâyesi birbirine dokunarak derinleşiyor.
Romanın asıl etkileyici yanı şu:
Hem karanlığı anlatıyor hem de o karanlığın içinden çıkmayı mümkün kılan ışığı gösteriyor.
Ama bunu asla melodrama kaçmadan, acıyı abartmadan yapıyor. Tam aksine, sanki yan odadan duyduğun bir fısıltı gibi; gerçek, tanıdık ve sarsıcı.
“Ben Başak”, aile içi baskının görünmeyen yüzünü anlatırken aynı zamanda dayanıklılığın, cesaretin ve doğru zamanda uzanan bir yardım elinin ne kadar dönüştürücü olabileceğini hissettiriyor.
Okur olarak kendini hem o evin içinde sıkışmış hissediyorsun hem de karakterlerin içsel yolculuklarına tanık oldukça umutlanıyorsun.
Son sayfayı kapattığında zihninde tek bir cümle kalıyor:
Bazen en sessiz insanlar, en büyük direnişleri yazar.
Nebahat Dilara DemirciBen BaşakGülümay Coşkun
Ben BaşakGülümay Coşkun · Kitap doku yayınevi · 20236 okunma