Kitap hakkındaki yorumlarım spoiler içerir:
Sanırım bu türde çok fazla film izleyip bir de çokça kitap okumaya başladığım için beklentimi fazla karşılamasa da sadece dümdüz “iyi” diyebileceğim bir okumaydı. Yani bir sürü Agatha Christie okumuş olmamın, üstelik farklı yazarlardan polisiye–gerilim okumamın da etkisiyle aynı lezzeti bekliyorum beğendiğim kitaplardan. Evet, bu kitabı beğenmedim diyemem; benim için puanı 6.5–7 arası bir şey olurdu. Tam olarak 7 değil çünkü bence kitabın genel olarak kurgusu akıllıca olsa da bazı yerler eksik hissettirdi.
Şunu sevdim: Yazar her bölümün sonunda bir şüphe tohumu ekiyor ve gerçekten “yok artık” oluyorsun. Mesela kadının ağzından yazılan bölümün sonunda büyük bir ters köşe ekliyor ve “Ne oldu şimdi?” diyorsun. Sonra devamını okumak istiyorsun; ama önce erkek bölümünü bitirmen lazım. Bir bakıyorsun, erkek bölümünde de ters köşe var. Yani sürekli, aralıksız ters köşelerle ilerliyor.
Ve bu dediğim durum özellikle ilk 100–150 sayfadan sonra başlıyor. Kitap aslında ondan sonra açılmaya başladı. Kitaba ilk başladığım gün “elimden bırakamadım” gibi bir şey olmadı; tam tersi, çok akmadı benim için. Normalde ben gerilim–polisiye okuduğumda elimden bırakmam, bir günde, bir gecede biter belki. Ama bu kitabı okumam üç gün sürdü. Neyse ki bahsettiğim sayfalardan sonra aktı.
Katili tahmin ettim mi?
Şöyle diyebilirim: Herkesi tek tek düşündüm. Evet, katilin anne olabileceğini düşündüm; ancak her bölüm sonundaki ters köşeler beni anneden uzaklaştırdı. Biraz da bunu en uç ihtimal olarak görüyordum çünkü kadın Demans hastasıydı. Ama bir yandan da “Demans olması onu katil yapabilir mi, yani yapıp hatırlamıyor olabilir mi?” diye düşündüm.
Annenin aslında Demans olmamasına şaşırdım. Hatta bir yerde Anna’yı işaret ediyor gibiydi oklar... Katil Anna olsaydı, bu beni hiç tatmin etmeyecekti. Çünkü Anna’nın ağzından anlatılan kısımlarla uyuşmayan şeyler vardı; onun böyle bir intikam girişimine kalkışamayacağını da okuyoruz kitapta.
Jack’ten de oldukça uzaklaştım; zaten Rachel’ın ölümüyle nasıl bir korkuya kapıldığını biliyoruz. O yüzden ben hep Cat Jones üzerinde düşündüm. Daha sonra “Cat Jones çıkarsa kitabın sonu çok basit olur” diye de düşündüm. Nitekim katilin anne çıkması da beni çok tatmin etmedi.
Özellikle belirtmek istediğim mantık hataları da vardı. Annenin fiziksel özellikleri ile uyuşmayan şeyler… Çünkü katil çok zeki, çok akıllı, çok dinamik bir profil çiziyor. Her an her yerde olabiliyor. Yaşlı ve kanser hastası bir kadının, sırf kızı eve dönsün diye bunları yapabilmiş olması bana pek mantıklı gelmedi. Ama yazar böyle bir son uygun görmüş.
Hem katilin kim olduğuna dair seçim beni tatmin etmedi, hem de ölüm nedeni… Ölüm sebebi biraz basit geldi. “Kızının intikamını almaya çalıştı” diye düşünsek bile Rachel’ı, Helen’ı ve Zoe’yi öldürebileceğini anlarım ama Cat Jones gibi masum bir kadını öldürmesi gereksizdi bence. Sırf kızı eve gelsin diye Cat Jones’u öldürmüş oldu. Bu, öldürme motivasyonu açısından altı boş kaldı benim için. O kısımlar sanki sadece sayfa dolsun diye yazılmıştı.
Onun dışında beğendim. Sonuçta kendini okutan bir kitap oldu benim için.