·104 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Aralık 2025 23:13 Yoksulluk İçimizde bana iki insanın birbirinden uzaklaşırken aslında kendilerine doğru yaklaştıklarını hatırlatan bir hikâye sundu. Süheyla, hayatı moda sayfaları ve makyaj malzemelerinden ibaret sanan genç bir kadınken; Engin, yoksulluğun içinden çıkmanın tek yolunu zenginlikte arayan hırslı bir adam. Birbirlerine tutunsalar da, Engin’in mal mülk sevdası sonunda bu bağı koparıyor.
Süheyla’nın yaşadığı kırılma, onu bambaşka bir yola sürüklüyor. Maneviyatla tanıştıkça kendini yeni bir düzleme taşıyor; sakinleşen, derinleşen ve kendini yeniden kuran bir Süheyla çıkıyor ortaya. Engin’le yıllar sonra bir düğünde karşılaştıklarında aralarındaki o tanıdıklığın tamamen silinmiş oluşu ise hikâyenin en çarpıcı anlarından biri.
Süheyla’nın Engin’e söylediği “Seninle harama batmamış bir beldeye hicret edelim.” cümlesi, Engin’in içindeki çatlakları açığa çıkarıyor ve onun serüveninin asıl bu noktada başladığını hissediyorsunuz. Aslında kitap, bir aşk hikâyesi gibi görünse de daha çok bir arınma, yeniden doğma ve insanın kendisiyle hesaplaşma öyküsü.
Bu kitabı sevdim çünkü abartıya kaçmadan insana kendini düşündürten; hırs, arayış, kayboluş ve yeniden doğruluş gibi duyguları çok sade bir dille anlatıyor. Eğer insanın iç dünyasına yapılan yolculukları ve karakter dönüşümlerini okumayı seviyorsanız, Yoksulluk İçimizde sizi de içine alacaktır.