10/10
·382 syf.··
2025 57. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 12:05
Çok kişinin yarım bıraktığı ,bu kitabı nihayet bitirdim.Bu kitabı okuduğum sürede onlarca popüler kitap okuyabilirdim. Üzerine bir de çok yoğun günlerime denk geldiği için ekstra uzadı. Ama bitirdim şükür. Roman büyük bir kadroya sahip. Tanpınar bu romanda, Türkiye’nin modernleşme hikâyesini mizah, ironi ve hafif bir hüzünle anlatıyor. Zamanın insan üzerindeki ağırlığını, toplumun şekil değiştirme çabasını ve bireyin arada kalmışlığını gösteren bir ayna adeta. Başkahraman Hayri İrdal, Halit Ayarcı ile tanışmadan önceki ve tanıştıktan sonraki durumunu kendi iç dünyasında değerlendiriyor. Tabi Tanpınar ne yapıyor? Tanpınar'lığını yapıyor ve hiçbir şeyi şeffaf yazmıyor. Bir sis koyuyor ve o sisin ardından okuduklarını seçmeye, anlamaya,hissetmeye çalışıyorsun. Hayri İrdal, Osmanlı’nın alışkanlıklarını, ağır işleyen zamanını ve içe dönük dünyasını kalpten benimserken; Halit Ayarcı ise Cumhuriyet’in hızını, yenilik arzusunu ve dışa dönük enerjisini temsil ediyor. İşte bu iki uç bir araya geldiğinde Hayri’nin içinde görünmez bir savaş başlıyor. Ne tam olarak eskiye tutunabiliyor, ne de yeniye bütünüyle teslim olabiliyor. Tanpınar da tam burada duruyor zaten: Zamanla insan arasında kurduğu o tuhaf, sisli, ironik ilişkide. Bazen gülümseten, bazen düşündüren, çoğu zaman da “ben bu dünyaya neresinden yetişeceğim?” dedirten bir roman bu. Mükemmel semboller, tasvirler,rüyalar,hayaller.. Ve şimdi biliyorum.Tanpınar okunmaz,Tanpınar'ın içinden geçilir. Sevdiğim bazı alıntılar: *Baba olamamışsınız.... Baba olunca geçer. *Emine'nin ölümüyle son tutunduğum dal da kopmuş gibi büsbütün boşlukta kaldım. Kaybettiğim şey benim için o kadar büyüktü ki ilk önceleri bunu bir türlü anlayamadım. Ne de hayatımdaki neticesini ölçebildim. Sade içimde simsiyah ve çok ağır bir şeyle dolaştım durdum. Sonra bu haraplığa daha başka bir duygu, bir çeşit kurtuluş duygusu karıştı. Bir baskıdan kurtulmuştum. Artık Emine bir daha ölemezdi, hatta hastalanamazdı da. Orada zihnimin bir köşesinde olduğu gibi kalacaktı. Hayatımda birçok şeyler daha beni korkutabilir, başıma türlü felaketler gelebilirdi. Fakat en müthişi, onu kaybetmek ihtimali ve bunun korkusu artık yoktu. *Ama doktor, ben hasta değilim...Allah rızası için... size anlattım. tekrar gözlerini gözlerime dikti en katî sesiyle: -Hastasınız... diye kesip attı. Psikanaliz çıktığından beri hemen herkes az çok hastadır. *Ben şimdi saatlerimi üşengeçliğe ayarladım… *Bazı insanların ömrü vakit kazanmakla geçer… Ben zamana, kendi zamanıma çelme atmakla yaşıyordum. *Sizden hastalığınıza daha uygun rüyalar görmenizi istiyorum. Anladınız mı? *Fakat neyi anlatabilirdim, kime neyi anlatabilirdim? İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir insan insanla konuşamaz. *Ölüler yüzüme bile bakmıyor, diriler yalnız sabır ve kanaat dersi veriyordu.. && Okuyacaklara yoğun olmadıkları bir "zaman" da okumalarını tavsiye ederim.&&
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma
·
67 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.