10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2025 79. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 10:46
Bu kitapla birlikte Kapak kızı-Yeşil Peri Gecesi- Osman üçlemesini tamamlamış bulunuyorum. Duygularımı ifade edecek kelime bulamıyorum. Osman’ı okumak tek kelime ile muhteşem bir serüvendi. Ne zaman bir roman okusam aklıma Çalınan Dikkat kitabındaki şu alıntı gelir; “Kurmaca diğer insanlarla empati kurma yetinizi güçlendiren bir araç, empati yetiniz için bir tür spor salonu olabilir ki empati de en zengin ve en kıymetli odaklanma biçimlerinden biridir.” Osman’nı okuduktan sonra bu tespitin ne kadar doğru olduğuna bir kez daha ikna oldum. Kitap boyunca zihnimde canlanan şey ortaokul matematik derslerinde tahtaya çizdiğimiz kesişim kümeleri oldu. Birbiri ile kesişen onlarca insan hayatı. Bir vakit bir arada olusun, yer içersin, dertleşirsin, hayatı paylaşırsın. Yollarınız bir gün ayrılsa da, bir arada olmaya devam etseniz de o insanların hayatını tıpkı o kesişim kümelerinin kesişen alanları kadarını bilirsin. Hiç tanık olmadığın o küme şemasının diğer kısmı için ise yalnızca tahmin yürütür, o insan için orada kendi zihninde bir dünya kurar, belki de kendi sahip olamadığın her şeyi o dünyadaki insanın yaşamına atfederek bir kıyas mekanizması oluşturursun. Oysa ki bizim hiç tanıklık etmediğimiz o alan, bizim tahayyül bile edemeyeceğimiz gerçekliklerle doludur. İşte bu roman, birbiriyle kesişen o kümelerin her parçasına fener tutuyor. Başlamadan şuna değinmeliyim ki, bu kitaptaki her bir detayı anlamlı kılan ilk iki kitaptaki olaylar. Çokca övüldüğü için meraklanıp, yalnızca Osman’ı okusam yeter diye düşünür müsünüz bilmem ama böyle bir şeyi asla yapmamanızı öneririm. Tavsiyem üçlemeyi, hiç bir kitabı atlamadan, aralıksız okumanız. Neyse gelelim kitaba. Romanın başkahramanı Osman. İkinci kitabın kahramanı Şebnem’in kocası. Roman Osman’ın ölümü ile başlıyor. Bir gazeteci Osman’ın sahafa düşmüş günlüğünü buluyor. Hikayeyi çok ilginç bulduğu için günlük sahibinin hayatını kitaplaştırmaya karar veriyor ve günlükte adı geçen kişilere tek tek ulaşıp onlarla röportaj yapıyor. Roman iki koldan ilerliyor; bir Osman’ın günlüğe yazdıkları, bir de gazetecinin Osman ile yolu kesişmiş insanların anlattıkları. Yazar her şeyi öyle bir örüntü içerisinde ele alıyor ki, neredeyse hiç bir şey gölgede kalmıyor. Osman’ın günlüğü çocukluğundan başlıyor. Babası teknik üniversitede profesör, çok sayıda üniversite bulunmayan o zamanların Türkiye’sindeki bir kaç insandan biri ve aileden zengin. Görgülü, varlıklı bir aileye doğuyor Osman, Nişantaşı çocuğu olarak geçiriyor tüm gençliğini. Sonradan görme olmayan bir ailenin yakışıklı, naif, kırılgan çocuğu. Sanata, edebiyata ve müziğe ilgili, yiyip içmeyi, Avrupalarda gezmeyi seven bir tip. Belki de hayatta hiç bir şeyi başarmak zorunda olmadığından başladığı hiç bir şeyi tamama erdiremiyor. Jeoloji mühendisliği okuyor ama mesleğini yapmıyor, müzisyen olmaya heves ediyor, besteler üzerine çalışıyor ama bir noktada içime sinmedi deyip kenara atıyor. Başarılı olmak, para kazanmak için bir sebebi de yok aslında çünkü tabiri yerinde ise ağzında altın kaşıkla doğmuş. Babasının ölümünden sonra devraldığı miras ise ömrü boyunca ona yetecek cinsten. Sürekli iş, aş, para için savaşan insanların dışardan onda gördüğü şey şu; zengin ve görgülü bir aileye doğmuş, eğitimli, yakışıklı, yetenekli bir adam. İnsan bu dünyada başka ne ister ki? Bu, Osman’ın hayatının, o kesişim kümesindeki insanların görebildiği kısmı. Babasının, toplumdaki saygın konumuna rağmen berbat bir aile babası olduğunu, annesine yıllarca şiddet uyguladığını, çocuklarını ile asla sağlıklı bir ilişki kuramadığını kimse bilmiyor. Osman sahip olduğu onca zenginliğe rağmen paranın satın alamayacağı bazı şeylere, mesela mutlu bir çocukluğa ve aile saadetine özlem duyuyor. Şu cümleleri kuruyor bir yerde; “ bu kadar zengin olmaktansa mutlu bir ailede büyümeyi yeğlerdim.” Mutsuz büyüdüğü için yetişkinliğinde de güçlü bağlar kuramıyor, doğuştan sahip olduğu o konfor onu hayata tutunma ve mücadele gibi yetileri kazanmaktan alıkoyuyor. Kısacası herkesin onda varlığına imrendiği her şey adım adım Osman’nın sonunu getiriyor. Neyse Osman’ı çok uzun anlattım. Elbette Osman’dan ibaret değil roman. Birinci ve ikinci romanda adı geçen bir çok kişinin hayatına da dokunuyoruz üçüncü kitapta. Büyüleyici olan da bu; yaşamların farklı yüzlerine tanıklık etmek. Şebnem, Gün, Kübi, Teoman, Uluç Müdür…Olayların hangi noktaya gideceğini biliyoruz ikinci kitaptan. Ama buna rağmen heyecanı doruklarda yaşıyor okur. Çünkü neler yaşanacağı değil, Osmanın tüm bunları nasıl yaşayacağı önemli. Dünyaya ve insanlara bakışımızın ne kadar sınırlı olduğunu fark ettim bu romanda. Mesela romandaki insanların olan bitene dair yorumları son derece öznel. Kimse neyin ne olduğunu gerçek anlamda tahmin edemiyor. Şebnem’in hayatına ve yaşadıklarına dair en yakınlarının bile tahminleri son derece yanlış. Sonra insanların yaşam yolculukları. Her bireri öyle değişken öylesine iniş çıkışlı ki. Kubi Gün ile hayatta bir çok insanın yaşayamayacağı türden bir aşk yaşıyor, onunla adım adım bir yol inşa ediyor, yaşamının ilk kırk yılı büyük başarılarla geçiyor ama sonra erken yaşta Gün’ü kanserden kaybetmesi ile bir çöküş dönemi başlıyor hayatında. Yaşamının ilk yıllarını büyük mücadelelerle geçirip sonradan düzlüğe çıkanlar, evlilikler, boşanmalar, doğumlar, ölümler…Tüm keskin dönemeçlerine rağmen hayata sımsıkı tutunanlar veya Osman gibi tutunamayanlar. Bu kitaptan öğrendiğim şey şu ki; hayat ve insanların yaşamı bizim hayal gücümüzün sınırlarını aşan farklılıklara sahip. Ne zaman Ayfer Tunç okusam şu yorumu yaparım; “Yazar, huzurumuz kaçmasın diye sırt döndüğümüz, görmezden geldiğimiz her ne varsa getirip burnumuzun dibine sokuyor.” Bütün çetrefilliliği ile insan hayatları, ülkenin acımasız gerçekleri, sosyal çürüme… yine her şey ama her şey var bu kitapta. Yazarın neredeyse her kitabında tanıklık ettiğim karakter yaratma başarısını, olayları zekice kurgulama ustalığını, empati yeteneğini bir kez daha ayakta alkışlıyorum. Çok yaşa Ayfer Tunç! İyi ki varsın.
OsmanAyfer Tunç · Can Yayınları · 20208,3bin okunma
·
158 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok iyi bir inceleme tebrikler