Zorba (kitapta tanımlandığı haliyle) kocaman şişko kara bir kediydi. Ben tombikto demeyi tercih ederim aslında. Boynunun altındaki beyaz kalp şeklindeki küçük alan dışında kapkara olan bu kedi daha henüz yavruyken meraklı ve macera düşkünü bir kişiliğe sahipti. Annesinin kardeşleriyle birlikte ona baktığı küçücük dünyaları olan kutudan limandaki büyük dünyayı merak ettiği için çıktığında kendisini sadece farklı ve büyük bir dünyanın değil bazı tehlikelerin de beklediğinin farkında değildi.
Küçücük yüreğindeki merak duygusu ve keşfetme istediği annesinin uyarılarına baskın geldiğinde kutudan çıkıp limanı keşfetmeye başlamıştı. Görece büyük bir ağzı olan pelikan kendisini yuttuğunda küçücük tırnakları onu kurtarmaya yetmedi. Tam o anda ufak bir oğlan çocuğu onu koca pelikanın ağzından alıp küçücük kalbine bastırdı ve yeni yuvasına götürdü. Sahiplenilmek ve korunmak duygusunu ilk o zaman tatmıştı. Büyüdü ve kocaman şişko bir kedi oldu.
Evde yalnız kaldığı bir yaz tatili başlangıcında insanoğlunun kötü ve kirli davranışları yüzünden petrole bulanan zavallı dişi bir martı balkonuna iniş yaptığında ne kadar büyük bir sorumluluk altına girdiğini fark etmemişti. Küçücük bir yumurta bıraktı zavallı martı Zorba’ya ve belki de imkansız yeminler ettirdi. “Yavrumu büyüt ve ona uçmayı öğret.”
Zorba ve diğer liman kedilerinin kendilerinden çok farklı olan bir yavruya sahip çıkmasının öyküsü. Zorba’nın zavallı anne martıya verdiği sözleri tutma çabasının öyküsü.
Her ne kadar kısa ve yalın olsa da duyguları o kadar güzel geçiyor ki insana, inanılmaz keyifli bir öykü.
Dünyayla olan bağlantımızda insanın doğaya verdiği zarar ve belki de hiç tahmin edemeyeceğimiz sonuçlarıyla yüzleştiriyor bizi.
110 sayfalık bir çocuk kitabında bir kediden öğrendikleriniz sizleri şaşırtabilir.
Martıya Uçmayı Öğreten Kedi