·136 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Aralık 2025 15:49 Hakka Sığındık”, bana hem gülümseten hem de düşündüren bir Hüseyin Rahmi klasiği olarak listeme geçti. Yazarın o keskin gözlemlerini, halkın günlük hayatından yakaladığı küçük ama çok şey anlatan ayrıntılarını okumayı gerçekten seviyorum.
Osmanlı’nın son dönemi ve bütün kitaplarına olduğu gibi İstanbul’u kaleme alan, toplumun batıl inançlara ve hurafelere nasıl kapıldığını ince bir mizahla anlatan bir roman. Hikâye boyunca mahalle hayatının tüm şekillerini görüyoruz: komşu dedikoduları, korkular, kulaktan kulağa yayılan söylentiler, “cin”, “peri”, “uğursuzluk” gibi inançların dönemin insanların hayatlarını nasıl yönlendirdiğini ustaca işlemiş.
Hüseyin Rahmi Gürpınar romanlarında en çok hoşuma giden şey, toplumun batıl inançlara ne kadar kolay sürüklendiğini ve bunun bazen hayatları nasıl şekillendirdiğini çok canlı bir dille göstermesi oldu. dönemin mahalle kültürü, inanışları, dedikoduları ve insanların birbirini nasıl etkilediği adım adım kurulmuş. Kendimi sanki eski İstanbul sokaklarında gezer gibi hissettim.
Kitap konusu
İspanyol gribi salgın oldugu dönemde Mahallenin en zenginlerinden Hacı Ferhat Efendi' nin evinden üç cenaze çıkması ile birlikte salgının yarattığı korku hurafeye yaklastırır, harekete geçen ev sahibi çareyi muskada, tütsü ve dualarda arar. Tabi komşu lakırtı etkisi en büyüğüdür. Mikropla ilgisi düşünülemez.
"Cin musallat oldu, büyü yapılmış, evinize nazar çökmüş." gibi.
Beni etkileyen bir diğer nokta, Hüseyin Rahmi’nin mizah ve ironi dolu ama incitmeyen tarzı… Olayları abartılı şekilde anlatsa bile altında güçlü bir toplumsal eleştiri var. Bazı sahnelerde güldüm, bazılarında “Aynısı bugün de oluyor” diye düşündüm.
Genel olarak kitap;
toplumsal eleştiri sevenlere,
eski İstanbul’un mahalle kültürünü merak edenlere,
mizahla harmanlanmış klasik romanları sevenlere
çok uygun.
Son sayfayı kapattığımda “Hüseyin Rahmi hâlâ bugün bile ne kadar geçerli şeyler söylemiş” diye düşündüm. Klasiklerin gücü de tam burada zaten.