Hakka Sığındık (Günümüz Türkçesiyle)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.833
Gösterim
Adı:
Hakka Sığındık
Alt başlık:
Günümüz Türkçesiyle
Baskı tarihi:
Haziran 2021
Sayfa sayısı:
136
Format:
Ciltli
ISBN:
9786254054570
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İspanyol gribinin dünyayı kasıp kavurduğu yıllarda İstanbul bir yandan yangınlarla, bir yandan da salgın hastalıkla kavrulmaktadır. Zengin fakir ayırt etmeyen hastalık, yoksul evlerine de zenginlerin köşklerine de sıçrar, girdiği hanelerden birkaç can almadan çıkmaz. Haksız kazançla zengin olanların batıl inançlarından ve korkularından faydalanmak isteyenlerse evliyalık iddiasıyla bir düzen kurup çıkar sağlamanın peşindedir. Hüseyin Rahmi Gürpınar, çelişkilerle ördüğü romanında bir dönemin bütün aksaklıklarını göz önüne sererken okuru nefes nefese bir polisiyeyle baş başa bırakıyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer. Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.
152 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Günümüzde 'Korona', daha önce 'Domuz Gribi' veya 'Kuş Gribi' olarak bilinen bulaşıcı hastalığın benzeri, 1900'lü yılların başlarında İspanya'da ortaya çıkar. Önce Avrupa'ya yayılır, daha sonra Türkiye'ye de bu hastalık uğrar. Bizde de adı 'İspanyol Gribi' adı olarak nitelendirilir. Avrupa'da çok canlar yakan bu grip, ülkemizde de görülmeye, duyulmaya başlayınca roman ve hikayelere de konu olur. İspanyol nezlesi veya gribinin bulaşıcılığından yola çıkılarak zengin, fakir, hacı, hoca, üfürükçü ve mahallelinin iç içe geçtiği bir roman okuyoruz.

Roman, Hacı Ferhat Efendi ve Hafız İshak Efendi'nin konak yaşamlarından başlar. Hakk'a Sığındık ile İstanbul'un bir semtine konuk olup, 'işitilmedik bir olayı' okuyoruz. İspanyol nezlesi yüzünden ortaya çıkan salgın, hastalık ve ölümler kitabın ana konusu olur. Yapılan uyarılara karşı vatandaşların yine bildiğini okumasını da görüyoruz. 'Hastalık, sağlık Allah'tan (s.23)' diyerek hastalıklı insanlarla aynı ortamda bulunanları mı desek, onların eşyalarını kullanmaya devam edenleri mi, doktorların söylediği sözleri kadercilik anlayışıyla reddedip uyarıları dikkate almayanları mı, kısaca inanç, sağlık, kader, manevi hayat, ekonomik durumlar etrafında şekillenmiş bir roman.

Yazar, o mahalle yaşamını anlatması yanında, gerçek kişilik olarak da düşüncelerini sayfalar arasına sıkıştırıyor.

Dönemin zenginliği ve bu zenginliğin kaynağını belirtilmesi yanında, fakirlik, yolsuzluk, usulsüzlük, inanç sömürüsünden de bahsediliyor. Bir tarihi dönem içinde yaşananlar karakterler üzerinden aktarılır. Konuk olduğumuz mahallelerdeki zenginlerle fakirlerin mutfaklarında da yemek yiyoruz. Onları bize 'roman' olarak okutturur ama yaşanmışlıklar onun gözünde, romanın da ötesindedir.

Romanda baskın ana karakter tipinin sönük olmasına karşılık esas vurgu mahalle yaşamından çekilen fotoğrafların yazıya aktarılmasıdır. Bu doğrultuda mahallelinin yaptığı dedikoduları da perdesiz bir şekilde bizlere ulaştırılır. Anlatım tarzı sürükleyici ve 'acaba ne olacak' diyerek merak uyandıracak şekilde ilerler.

Ekabir tayfasıyla başlayan hikaye de, on bir yaşındaki bir kızın yaşamına da konuk oluyoruz. Eski polis Sinan, 1919 yılından, vicdan ve kanun arasında kalmışlığın ezikliğiyle sesleniyor. Yoksulluk kader mi?

Gürpınar da kitaba çok güzel bir başlık koymuş: Hakk'a Sığındık. Gerisi hikaye yani. Bir İspanyol gribinden başlayarak durum analizi ortaya koyan Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bu kitabını da tavsiye ederim.

Not: Okuduğum kitap, Özgür yayınları, Ocak 2016 tarihli ve günümüz Türkçesine uyarlayan Kemal Bek. Kitabın önsöz kısmında Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın yaşamı, yazarlığı hakkında iyi bilgilendirme yazısı yer almaktadır. Piyasada çok sayıda baskı bulunuyor. Bazıları sadeleştirme bazıları da eski Türkçeden yeni Türkçeye aktarım oluyor. Takdir okuyucundur.

Elimde bulunan diğer 2 baskının biri Ayrıntı yayınlarına ait (Şubat 2018 tarihli ve sunuş yazısını ise Emine Gürsoy Naskali yazmış. Ayrıca kitabın yayım süreci hakkında Duygu Turp Kaya tarafından da bilgi verilmiş. Bu sayede romanın ilk olarak 1330 (1919) yılında basıldığını, Latin harflerine aktarımı ve sadeleştirmenin ise 1950 yılında Hilmi kitapevi tarafından yapıldığını, bu baskının da 'romanın ilk baskısından sadeleştirme - eski Türkçeden yeni Türkçeye - yapılmadan' hazırlandığını öğreniyoruz. Sayfa altlarında ise dipnotlarla kelime ve kavramlar açıklanmış.)

Maviçatı yayınları tarafından 2017 yılında basılan kitap ise sadeleştirilmiş bir baskıdır fakat bu sadeleştirmenin kimin tarafından yapıldığına dair bilgi yok.

Ayrıca sahaflarda ya da PDF olarak, Mustafa Nihat Özon tarafından 1965 - 1972 arası sadeleştirilmiş (Atlas Kitapevi) H.R. Gürpınar'ın çeşitli kitaplarını da bulabilirsiniz.

Bu kitabı okumuştum ve incelemesini de siteye ekledim diye biliyordum. Sonra https://1000kitap.com/Lili_Brik (Verda Hanım'ın) kitaptan alıntılar eklemeye başlayınca neler yazdığımı merak edip inceleme yazıma bakmak istedim. Fakat ortada yazı yoktu yani bunu eklemeyi unutmuşum. https://1000kitap.com/Lili_Brik sayesinde bunu öğrenmiş oldum, ona da buradan teşekkür ediyorum.

1919 yılında İspanyol gribinin İstanbul halkı üzerindeki etkisini okumak isterseniz Hakk'a Sığındık'a bir şans verin diyebilirim.

Bu kitabı 15 - 18 Ocak 2020 tarihleri arasında okuyup inceleme yazısı ise 31 Mart 2020 tarihinde 1000Kitap sitesine eklenmiştir.
120 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İçinde geçtiğimiz şu zor zamanlarda, kitap okumak başlı başına bir korunak oluyor. Geçen hafta Beşir Ayvazoğlu'nun köşesinde kaleme aldığı "İspanyol Gribi’nden Coronavirüs’e" yazısında bahsettiği kitaplardan biriydi Hakka Sığındık. Merak edip, hemen edinip okumaya başladım. Kitabın telif yılı 1919. O yılın salgın hastalığı ise İspanyol Gribi. Salgın durumunun içinde ki toplumumuzun portresini çizerek başlıyor Gürpınar. "Hangi evde hastalık kendini gösterirse, orada düğün varmış gibi, bütün komşu kadınlar hemen ziyarete, uğramaya -kendi deyimlerince- hatır sormaya koşuyorlar ve "A! Dostluk bu günde belli olur" nakaratıyla hastanın hizmetinde bulunuyorlar; bardağından içiyorlar, artığını yiyorlar, koynuna girecek gibi yatağına sokuluyorlar." Roman bu girizgahtan sonra hiç umulmadık bir polisiye kurgusuna sürüklüyor okuru. Salgın zamanında insanlardan, zaaflarını kullanarak para tırtıklamanın yolunu bulmuş gizemli şahsın peşinden koşturmayla devam ediyor. Diğer ilginç olan şey ise, romanın sonunda bulunan gizemli şahsın, para aşırması, yasal-ahlaki bir zeminde tartışmayla romanının son bulması. Biraz merakınızı kamçılaması için son cümleyle elveda edelim. "Görevime bağlıyım, Vicdanımı da çiğnemek istemem. Kanun, sizi yakalamamı emrediyor... Vicdanım bırakılmanızı. Her ikisine de saygı göstermek için şimdi üst makama istifamı sunuyorum."
İyi okumalar.
192 syf.
·2 günde·8/10 puan
Savaş bitiminden sonraya tekabül eden zamanlarda İstanbul'da sıklıkla meydana gelen yangınlara birde İspanyol nezlesi denilen ölümcül bir salgın hastalık eklenmiştir. Sefalet kol geziyor, insanlar savaşın etkisiyle açlık çekiyor, çıkan yangın veya hastalık illetinden ölümle cebelleşiyorlardır.
Hacı Ferhat Efendi ve komşusu Hafız İshak Efendi ise bolluk içinde yaşayıp günlerini gün ediyor, eğlenceden lüksten geri kalmayan bir hayat sürüyorlardır. Fakat komşuları bir lokma ekmek bile bulmakta zorlanıyor, zengin komşularından gelen güzel yemek kokuları içinde bu iki aileye bilenip hayıflanmakla günlerini geçiriyorlardır. Çok eskilere dayanan bu hikayenin bu kısmına kadar günümüzle benzerlikler yakalayabilmeniz mümkün. Kitabı tavsiye sebeplerimden biri de toplumsal özellikleri bugünkiyle rahatça karşılaştırabilmeniz.
Günlerden bir gün bu zengin ailelerin evlerine tehdit mektubu gelir ve eğer yazan parayı kendisine vermezse aile mensuplarından kimselere hastalık bulaşıp öleceğini bildirir. Derken bir karmaşa kopuverir, para gideceği yere gidemez. Cahil kafalardan sesler yükselir, çeşitli yorumlar sanrılar etrafta kol gezer.
Olayı Polis komiseri Şinasi çözer. Aslında çözüm ayağına gelir. Fakat olayların arkasındaki sebepler içler acısı olmakla birlikte günümüz toplumunun sorunlarıyla da tıpatıp aynıdır.
158 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitabı gerçekten cok beğendim yazarın zaten şimdiye kadar beğenmediğim bir kitabı olmadı yine zekice göndermelerle sorunları ortaya koymuş. Sadece dili eski Türkçe olduğu için sürekli kelimelerin günümüz Türkçesinde karşılığını bulmak yordu.
158 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Tam da corona virüsün patladığı bugünlerde çok manidar bir kitap.

Kitabın ilk paragrafı "İstanbulda, Hoşkadem taraflarında İspanyol nezlesi yangın gibi evden eve saldırarak aile fertlerinden üç-dört cana kıymadıkça sönmüyordu. Hastalık olan evlerle imkan derecesinde girip çıkmaktan sakınılması hususunda doktorların önerileri, gazetelerin ihtarları etkisiz kalıyor; bu nasihatlerini zıddına hareketten ileri gelen elim vakalar, birbirini takip ediyordu. Kimsede kurallara uyma eseri görülmüyor, eski kafalar hep bildiğini okuyordu." diye başlıyor.

2019 Eylülünde 'İki Hödüğün Seyahati' kitabıyla okumaya başladığım Hüseyin Rahminin, bu kitabıyla beraber, okuduğum on üçüncü kitabı oldu. Kitabın baskısına değinmek isterim. Bu kitabı almadan önce Maviçatı Yayınlarının baskısındaki yazım hatalarıyla ilgili yorumlar okudum. Kitabın baskısı kaliteli, yazıları okurken insanı yormayacak şekilde basılmış ama okuduğum yorumları haklı çıkaracak kadar yazım hataları da çoktu.

Hüseyin Rahmi kitaplarını hep farklı yayınlardan almaya çalışıyorum. Bunun sebebi hangisi daha kurallı ve kaliteli ise o yayıneviyle devam etmek için.

Olay örgüsü güzel hazırlanmış bir kitap. Aşağıda yazacağım özet kısmında son kısma girmeyeceğim kitabı okuyacaklar için tabiri caizse "spoiler" olmasın.

Özet( ilk paragraftan sonrası için)
İspanyol nezlesinin yanında mahallede açlık ve sefalet de vardır. Yalnız mahallede duvar duvara bitişik iki zengin ailenin evinde neredeyse her gün düğün var gibidir. Şarkı sesleri hiç kesilmez. İki ev de müzik evine benzer. Komşularda hasta ve hatta cenaze olduğunda dikkate almazlar. Bolluk içindedirler yeme içme gırla gider.(Bu bolluğun nereden geldiğini kitabı okuyunca anlayacaksınız.) Komşu kadınlar dedikodu yapmaktadır. (Hüseyin Rahmi Gürpınar kitaplarının daimi tipleridir bu kadınlar. Yazar Harika konuşturur onları. Sanki onlarla beraber hissedersiniz kendinizi.) Komşular şikayetçidirler bu abartılı eğlence durumundan. Bu iki zengin kişi -Hacı Ferhat Efendi ve Hafız İshak Efendi- birbirlerini çok severler. Bir sabah Hafiz İshak, elindebir mektupla, telâş içinde Hacı Ferhat'ın konağına gelir. Korkmuştur. Mektupta Hazreti Abdal Veli'ye, belirtilen adrese, Üç Yüz Lira gönderilmesini yoksa oğlu, gelini ve torununun İspanyol nezlesine kapılıp öleceğini söyler. Hafız İshak korkmuştur polise gitmek ister ama Hacı onun gönlünü ferahlatıp bu işin aslının olmadığı söyleyip gönderir. Mektubun üstünden daha yirmi dört saat geçmeden Hafız İshak Efendinin sırayla torunu, gelini ve oğlu İspanyol nezlesinden ölür. Hafız İshak matem tutarken odasına daha önce gelen ve farkına varmadığı bir mektup daha görür.  Okur ve Hacı Ferhat'ın yanına gider. Mektupta artık tüm varlığını da versen ölen canların geri gelmeyeceği yazar. Hacı Ferhat mektubu okur üzülür. Keşke İnansaydık Abdal Velinin mektubuna der. Derken o sırada Hacının Uşağı elinde bir zarfla odaya girer. Zarf, az önce okudukları zarfla aynıdır. Bu kez Abdal VeliHca Ferhattan Beş Yüz Lira ister. Eğer bu para ödemezse Hacının evinden beş kişi İsponyol nezlesine yakalanacak ve ölecek der. Abdal Veli'nin evliyalığına iman ederler. Hacı Frhat parayı ödemeyi kabul eder. Parayı Abdala göndermesi için Hacı Ferhat'ın hac arkadaşı olan Hacı Hurşit çağrılır, durum anlatılır. Parayı Abdal Veli'ye teslim etmek için Hacı hurşit, arabacı Osman ve hizmetkâr Fettah yola çıkarlar. Mektuptaki adrese varırlar. Hacı parayı vermek için iner. Osman ve Fettahın, Abdal Veli meselesinden haberi yoktur. Abdal Veli'yi bulacakları adrese varmadan uzak bir mesafede dururlar Hacı Hurşit parayı teslim etmek için arabadan iner diğerlerine beklemesini söyler. Hacı Hurşit ilerleyince Osman merak edip Hacının arkasına takılır. Bu sırada Fettah arabada kalır. Fettah korkmuştur. Derken hırsızlar Fettaha saldırıp her şeyini alırlar. Fettahı bağlarlar ve arabayı da alıp kaçarlar. Aynı şey parayı teslim ettikten sonra Hacı Hurşit ve Osmanın da başına gelmiştir. Osman ve Hacı birbirlerini bulurlar. Daha sonra Hacı ve Osman gelip Fettahı bulurlar. İplerini çözerler. Konağa güç bela giderler. Olanlardan sonra Hacı Ferhat'ın damadı polise başvurur. Hemen o günün akşamına durumu anlamak için bir divan kurulur. Hacı Hurşit durumu anlatmaya başlar. Osman ve Fettah da sırayla anlatır.  Daha sonra olayın aslını Sabık Polis Komiseri Şinasi araştırmaya başlar.

Burada yazmaya çalıştığım özet, kitabın doksan iki sayfasına kadar kısa olay örgüsü olarak söylenebilir. Devamını kitabı alıp okumanız dileğiyle...
152 syf.
·Puan vermedi
Hüseyin Rahmi'nin Hakka Sığındık romanı beklediğimden de ilginç çıktı. İlk baskısı 1919`da yapılan bu kitabın Cumhuriyet döneminde ilk baskısı 1950'de yapılmış anladığım kadarıyla. Bu gecikme de tesadüf değil.İspanyol gribi salgını sırasında yazılan bu kitap, her zamanki çok eğlenceli sahnelerin, batıl itikatlı tiplerin müthiş konuşmalarının yanısıra çok sert bir düzen eleştirisi de içeriyor. Daha 3. sayfada yeni kaçmış İttihat ve Terakki ekibi şöyle anılıyor: "Bu İttihat
kaporozlarının veleh ve nefretten insana gaseyan getirecek yağmakerlikleri".
"Aç halk birbirini didiklerken onlar tok, yarın endişesinden azade... lehlerine yeni bir inkılap için fitne düşünüyorlar."
Kitap çok sarsıcı yoksulluk manzaralarıyla dolu. Devamı da var."İttihat ve Terakki...çevirdiği tezvirat dolabının koluna yapışanları korur, gözetir, çapullara gark ve bazen tövbe yoksulu olmak derecesinde ihya eder. Hiçbir idare, bendelerini taltifte bu mertebeye varamamıştır."
Çok tanıdık geldi değil mi size de? "Cemiyet çürüyüp dağıldıktan
sonra bile beslemeleri o büyük velinimetlerine söz söyletmezler... Masumları ezmek, üşerayı yükseltmek, kabahatsizlere ceza etmek, kabahatlileri mükafatlandırmak cemiyetin baş düsturuydu."
Bu düstur hep geçerli kalmış bu memlekette. Açıkçası bu kadar güncellik insanın moralini de bozuyor bir yandan
"Bizde geçinmenin esas akidesi: Evvela çatmak, sonra çalmaktır. Mutlakiyette de budur, Meşrutiyette de... Daima kanunun fevkinde ya bir hükmet ya bir cemiyet peyda olur. Su başlarını zorbalar alır."
Bu müthiş tespitler hala geçerli maalesef
Daha genel sosyalizan tespitler de yapıyor yazar: Zenginlik ve refahın "insanların büyük bir kısmını hemen hayvanlara yakın ağır, uzun mesai içinde çalıştırıp bunaltmak suretiyle" kazanıldığını söylüyor. "En müthiş hırsızlıklar kanunun himayesiyle irtikab olunanlardır" diyor.
Hüseyin Rahmi romanlarının klasik yapı ve kurgu zayıflığı sorunu bu kitapta da var, ama özel bir tutkuyla yazılmış, Dickensvari güçlü çocuk yoksulluğu sahneleri içeren bu kitabı okuyunuz lütfen.
192 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Enfes bir Türkçe... Yalın ve anlaşılır anlatım. Çağına tanık bir yazar. Sade, hiçbir şeyi süslemeden... haddimize değil ya bunları yazmak.
Özetle; yüz yılda değişen bir şey yok zihniyette...
192 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Marksist Açıdan Türk Romanı

Ulaş Başar Gezgin


‘Marksist Açıdan Türk Romanı’ bugün eksikliğini duyumsadığımız yapıtlardan. ‘İşitilmedik Bir Vaka’ (Hüseyin Rahmi Gürpınar), ‘Çalıkuşu’, ‘Yeşil Gece’ (Reşat Nuri Güntekin), ‘Kuyucaklı Yusuf’, ‘İçimizdeki Şeytan’ (Sabahattin Ali), ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’, ‘Gurbet Kuşları’ (Orhan Kemal), ‘Onbinlerin Dönüşü’ (Samim Kocagöz), ‘İnce Memed’ (Yaşar Kemal), ‘Aylaklar’ (Melih Cevdet Anday), ‘Yılanların Öcü’, ‘Irazcanın Dirliği’, ‘Onuncu Köy’ (Fakir Baykurt), ‘Alinin Biri’ (Fahri Erdinç) ve ‘Hayal ve Gerçek’ (Mahmut Makal), Bulgaristan Türkü iki Türkologun (İbrahim Tatarlı ve Rıza Mollof) Marksist yazın incelemelerinin konuları oluyor.


Hüseyin Rahmi Gürpınar

Kitap, Hüseyin Rahmi için ilerici ve realist diyor. Evet, yazar, çoğu yapıtında, siyasal bilinçten yoksun gerçekçi bir yazar izlenimi verir; ancak kimi yapıtlarında bu tablonun dışına çıkıp daha siyasal portreler çizmeye başlar: 'İşitilmedik Bir Vaka' romanında, başkişi, 'Nüzhet Ulvi' adlı bir yazardır. Romanda, kendisine 'sosyalist' denmese de, o, sosyalist bir yazarın düşüncelerini yansıtır.

Nüzhet Ulvi şöyle demektedir:
"Kanunlar, küçük bir azınlığın saadetini sağlamak maksadiyle yapılıyor. Çünkü umumun birden refahına ihtimal verilemiyor. İnsanların büyük bir çoğunluğunu, hemen hemen hayvanlarınkine yakın ağır, uzun emek şartları içinde çalıştırıp bunaltmak suretiyle, o küçük ve güzide azınlık, kendisine rahat, refah ve türlü sefahatlar temin ediyor. Kanunların, refahtan nasibi olmıyan insanlığın bir cefakâr çoğunluğunun çektiği zorlukları hafifletmiye uğraşır gibi görünmesi, ustalıklı bir kurnazlıktır." (s.102)


Reşat Nuri Gültekin

Reşat Nuri Güntekin'e geçersek, ‘Çalıkuşu’nun bir uzlaşmacı mutlu sonla bitirilmesi eleştiriliyor. Kitaba göre, asıl konu, kadının özgürlüğü sorunsalıdır; fakat bu konuda Güntekin ileri görüşlü olmaktan uzak. Feride, edilgen bir direnişçi; kitabın sonunda, yazar, Feride’yi böyle bir direnişe bile layık görmüyor; onu burjuvazinin kafesine geri kilitliyor. 'Yeşil Gece', Güntekin'in daha az bilinen bir romanı; ancak kitabın yazarları ve Nazım Hikmet, bu kitabın toplumsal bilinç anlamında daha keskin ve dolu olduğunu düşünüyor. Kitabın Rusça baskısına önsözü Nazım Hikmet yazmış. Kitap, eğitim sisteminde gericiliğe direnen idealist bir erkek öğretmenin öyküsü. Bu, Çalıkuşu'na fazlasıyla benzese de ondan daha radikal ve bilinçli. Ayrıca Şahin öğretmen, köylü kökenli. Nazım Hikmet, Reşat Nuri'yle arkadaş olmadığını; ancak mahkemede kendisine idam cezası verileceği konuşulduğunda Reşat Nuri'nin sessizce ağladığını yazıyor. Öte yandan, 'Yeşil Gece', mülkiyet ilişkileri ve toprak reformu gibi konulara girmediği için eksik sayılıyor.




Sabahattin Ali, Orhan Kemal ve Samim Kocagöz

Yazarlar, 'Kuyucaklı Yusuf'u yaygın olarak bilinen nedenlerle öve öve bitiremiyorlar. Aynısı ‘İçimizdeki Şeytan’ için de geçerli. ‘İçimizdeki Şeytan’ın zamanın Almanyası’ndan destek alan Türk ırkçılarından devşirdiği kişilikler, oldukça gerçekçi. Sosyalist bir aydın, ırkçı bir kişilik ve ikisi arasında gidip gelen bir kadın... Bir diğer övgüyle anılan isim, Orhan Kemal. ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ romanının devamı niteliği taşıyan ‘Gurbet Kuşları’nda Orhan Kemal’e özgü başarılı işçi sınıfı yaşantıları betimlemelerine ek olarak siyasal olarak bilinçli kişiliklere yer verilmesi not ediliyor (s.130 ve 131). ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ romanında 1940’ların köylerindeki sömürü konu edilirken; ‘Gurbet Kuşları’nda köylüler kente göçmüştür ve 1950’lerin İstanbul’unda yeni insanlar ve olaylarla karşılaşırlar.

Sökeli yazar Samim Kocagöz’ün ‘Onbinlerin Dönüşü’ adlı romanını, araştırmacılar, Türkçe’de ‘İçimizdeki Şeytan’dan sonra faşizm karşıtı en iyi roman olarak değerlendiriyorlar. Olaylar, 1936-1955 arasında İstanbul Üniversitesi eksenindeki aydın çevreler üstünden gelişir. Kitapta Türklük ve milliyet sorunu, dönemin Sovyet ideolojisine benzer bir hatta formüle edilir:
“ben, bu çeşit Türklüğümle iftihar ediyorum. Gurur duyuyorum! Çok şükür Türk yaratıldım, diyorum. Fakat bu hislerime kapılarak dünya yüzünde yaşayan hiçbir milleti aşağılık görmüyorum. Alt tarafı, önce insan, sonra Türküz. Bir Fransız da önce insan, sonra Fransızdır.” (s.69)


Yaşar Kemal, Melih Cevdet Anday ve Fakir Baykurt

Araştırmacılar Yaşar Kemal’in İnce Memed’i için şöyle diyorlar –ki bu, genellikle gözden kaçan bir durum:
"Romanda olaylar çok hareketlidir. Eser, okuyucuyu sonuna kadar gergin bir merak içinde tutmaktadır. Belki bunda yazarın senaryoculuğunun da payı vardır." (s.179)

Kitapta daha sonra, Melih Cevdet Anday'ın ilk romanı 'Aylaklar' inceleniyor. Roman, Osmanlı'nın son yıllarından ilerleyen yıllara 'aylaklar' olarak adlandırdığı asilzadeleri konu alıyor. Aylaklara sonunda dağ gibi maddi birikim dayanmayacaktır; konaktan apartmana düşeceklerdir. İncelemede varoluşçuluğun gerici bir akım olarak tariflendiğini de buraya not düşelim (s.134, s.193, s.195).

Fakir Baykurt incelemelerinde, hangi köyün (Orhan Kemal'inki mi, Mahmut Makal'ınki mi, yoksa Samim Kocagöz'ünkü mü) gerçek köyü temsil ettiği sorusuyla ilgili tartışma, anmaya değer. Hepsi temsil ediyor; çünkü ülkenin farklı bölgelerini betimliyorlar: Sırasıyla, Güney, Orta ve Batı Anadolu. Samim Kocagöz'ün betimlemelerinde, radyo ve gazete, köy hayatının bir parçası iken, bu, diğerleri için geçerli değil. Yine de, üretim biçimi üç aşağı beş yukarı aynı olduğuna göre, mülkiyet ilişkileri açısından benzerlikler görülmesi şaşırtmıyor.

İncelemede, Fakir Baykurt ve Sabahattin Ali anlatılarındaki kaymakam tiplemeleri karşılaştırılıyor. Fakir Baykurt romanlarındaki 'liberal kaymakam' tiplemesinin geneli yansıtmaktan uzak olduğu ileri sürülüyor. Yine de Baykurt, romanındaki bu tiplemeyle devlet görevlileri içindeki az sayıdaki demokratı temsil etmiş oluyor; ayrıca onların aslında ne kadar güçsüz olduklarını gösteriyor. 'Onuncu Köy'deki muhtarlar hep köylüden yanadır; ilk aydınlananlar onlar olur. Köyden kovulan öğretmene zanaatini öğreten demirci ise, romanda birleşik mücadeleye karşılık geliyor.


Sonuç

Fahri Erdinç ve Mahmut Makal üstüne incelemelerle devam eden kitap, önemli bir boşluğu dolduruyor. İncelemelerden çıkan çeşitli bulgular yaygın olarak bilinir olsalar da, daha az bilinen bulgular da söz konusu. Aslında kitabın daha kuramsal bir girişle açılması ve düşünsel zeminin bu biçimde oluşturulması fena olmazdı; fakat kitap bu haliyle bile okunmaya değer bir çalışma.


Kaynak

Tatarlı, İbrahim ve Mollof, Rıza (1969). (Hüseyin Rahmi'den Fakir Baykurt'a) Marksist Açıdan Türk Romanı. İstanbul: Habora Yayınları.



Kaynak: Gezgin, U. B. (2017). Anlatıbilim Açısından Roman, Öykü ve Masal İncelemeleri (2000-2017) [Novel, Story and Fairy Tale Analyses through Narratology].

ANLATIBİLİM AÇISINDAN ROMAN, ÖYKÜ VE MASAL İNCELEMELERİ (2000-2017)

Prof.Dr. Ulaş Başar Gezgin

Yazında Ezilenler ve Ezilenlerin Yazını
1. Marksist Açıdan Türk Romanı.
2. Sovyet Türkologlarının Gözüyle Türk Yazını.
3. Yaşar Kemal’i Yaşar Kemal Yapan 6 Özellik.
4. ‘Boynu Bükük Öldüler’: İlk Yılmaz Güney Romanı.
5. Yıllar Sonra Yeniden Genç Gorki ve Arabesk.
6. İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?
7. Bulgaristan Hatırası Bir Marksist Türkolog: İbrahim Tatarlı

Sabahattin Ali Yazını
8. Anlatıbilim Açısından Kürk Mantolu Madonna.
9. Merhum Marko Paşa’nın Size Çok Selamı Var.
10. ‘Değirmen’de Sabahattin Ali Öykücülüğü.
11. ‘Kağnı’da Sabahattin Ali Öykücülüğü.
12. ‘Yeni Dünya’da Sabahattin Ali Öykücülüğü.
13. ‘Sırça Köşk’te Sabahattin Ali Öykücülüğü.
14. ‘Ses’te ve ‘Esirler’de Sabahattin Ali Öykücülüğü.

Gülmece ve Hiciv Anlatıları
15. Muzaffer İzgü Öykücülüğü: Azrail’den Bir Namussuz’a.
16. Gülmece yazarı olarak Hasan Hüseyin: ‘Made in Turkey’.
17. ‘Bay Düdük’ (1958).
18. Bir Heccav Olarak Ümit Yaşar Oğuzcan.

Çokkültürlü Yazın Çokkültürlü Toplum
19. Türk Yazınında ‘Etnik Öteki’ İmgesinin Açımlanmasına Giriş Olarak Hüseyin Rahmi Yazını ve “Yankesiciler” Adlı Öykü.
20. Çokkültürlü Toplum Çokkültürlü Öykü: Sait Faik Öykücülüğünde Ermeni İmgesi.
21. Saroyan Öykücülüğü ve Yetmiş Bin Süryani.

Masallar ve Efsaneler
22. Eskimeyen Bir Yazın Evreni: 30 Yıl Sonra Yeniden Behrengi.
23. Ferçler ve Zebler: ‘Binbir Gece Masalları’ Üstüne Bir İçerik Çözümlemesi Denemesi
24. ‘Masalın Aslı’.
25. ‘Vietnam Efsaneleri/ Vietnam Söylenceleri’.
26. Tibet Masalları.

Vietnam ve Tayland Yazını
27. ‘Direnme Savaşı’: Direnenlerin Tarafından Vietnam-Amerikan Savaşı.
28. ‘Şafakta Kazandık Zaferi’.
29. Bir Vietnam-Amerikan Savaşı Romanı: Gök Cephesi
30. Siyam Romancılığı Bağlamında Romanda Gerçeklik Sorunu.
31. Siyamlı Romancı Siburapha’nın Yaşamı.
32. Siyamlı Şair Sunthorn Phu’nun 'Phra Abhai Mani' Adlı Yapıtındaki Anlatının Özeti ve Değiniler.

Türkiye Yazını, Türkçe Yazın
33. Öykücü Yönüyle Ahmet Cemal’i Anarak.
34. Torik Akını: Az, Öz, Akıcı, Okunası
35. İstanbul Öyküleri.
36. Onyıllar Sonra ‘Vatandaş’ı Yeniden Okumak
37. Ölü Çiçekler Müzesi’nde Gezinti.
38. ‘Uzaklara Mektuplar’.
39. Ali Rıza Arıcan Öykücülüğü
40. Puslu Kentin Mavisi: Modern Çin’den Öyküler.

Taylan Kara Yazını
41. Poe’nun Kuzgunu: Derinden ve Uzun...
42. ‘Böyle de Buyurabilirdi Zerdüşt’: Hiççi Bir Başarı Öyküsü.
43.‘Vasatlığa Giriş Dersleri’: Yine de İnsana Dair.
44. Vasat Edebiyatı 101: Mizahla Polemik Arasında.

Ütopya Anlatıları
45. Uzaklaşan Ütopya ve Distopyalaşan Dünya.
46. Devrim Öncesi Edebiyatında Ütopya: Kızıl Yıldız (1908) Örneği.

İranlı Öykücüler
47. İranlı Öykücüler: Hem Yakın Hem Yakın (1-4).
48. Çağdaş İran Yazınının Öncüsü Sâdık Hidâyet (1-4).

Avrupa Yazını
49. Fransız Yazınında Bir ‘Muhalif Yazar Miti’ni Sorgulamak: Marguerite Duras.
50. (Ölüm Yıldönümünde) Jose Saramago’yu Anarak...
51. Bilişsel Bilimlere İlişkin Bir Roman: ‘Düşünce Balonları’

Diğer Yazılar
52. Darüşşafaka ve İmkansız Hayatlar.
53. Endonezya’dan Bir Öykü: ‘Kral, Cadı ve Papaz’.
54. Azerbaycan’dan Bir Öykücü: Anar.
55. ‘En-Dor’a Giden Yol’.
56. İki Çocuk Öyküsü: ‘Başka Karıncalar Diyarı’ ve ‘Yerle Gök Arasında’
57. Defterde Kalan Borges (1899-1986) Dipçeleri.
58. Latin Amerika’nın Çatık Kaşları: Bir Cehennem Ağacı Olarak Muz Ağacı.
59. Başka Dünyalar Açısından Nobel Yazın Ödülü’ne İlişkin Değiniler.

Gezgin Yazını
60. Ulaş Başar Gezgin’le Yeni Romanı Üzerine (Söyleşi).
61. Babasız Bir Roman Kişiliği Yaratmak (Söyleşi).
152 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap duyguyu adeta size yasatıyor Gürpınarın kalemi herzamanki gibi hakkını vermiş.
Hacı hurşit ve arabacı osman ın analtılan kısımların da bir kitapta ilk kez bu kadar kahkaha attım diyebilirim .
Hakeza huriye ve kardeşlerinin yasadıkları kısımlar vicdanımı sızlattı.
Polis komiseri şinasi nin onurlu davranışı ve "her hükümet adamı benim gibi kanundan aldığı emiri çıkarından çok ,vicdanıyle ölçerek uygulamayı bilseydi bu kadar uzun süre ve her yerde kötülük hüküm sürmezdi " der ve istifa eder.
Gördüklerimiz değilde kişilerin hayatlarını öğrendikce vicdanımız sızlıyor bakıs acımızı değiştirecek bir kitap üstada teşekkürler ..
152 syf.
·Puan vermedi
#kitapyorum
#okudumbitti
#hakkasıgındık
#hüseyinrahmigürpınar
#mavicatı

Hakka sığındık, cumhuriyetin ilk yıllarında hafız ve hacı lakaplı iki komşu üzerinden yürütülen bir hikayedir.
Kitabı okurken daha önce okuduğum bir kitaptaki cümleler aklıma geldi. İsmini hatırlayamadım kıtabın lakin kitapta, cumhuriyetin ilk yıllarında ısmarlama yazılan kitaplardan ve bu kitaplarda kötülenen hacı hoca tayfasından bahsediliyordu. Hakka sığındık kitabında bununla karşılaştım ki, kitapta herkes açlık sefalet hastalıkla savaşırken, hacı ve hafız lakaplı komşular bolluk içinde yüzüp, her gece eğlenceler düzenliyorlar ve komşularına hiç yardımları dokunmuyor ki bu islamın asıl gayesine terstir. Kitaptan çok zevk almadım o yüzden okurken. Bana ısmarlama kitaplardan olduğunu düşündürdü.
152 syf.
·2 günde·6/10 puan
Hüseyin Rahmi Gürpınar yine bildiğimiz gibi toplumsal sorunlara değinmiş.
Cahillik ne kötü bir şey basit bir meseleyi bile gizemli hale getiriyor insanları komik hale Her zaman bilimin ve aklın yolundan gidilmeli.
İşte bu kitaptada cahillik ve batıl inançlar olayları çıkmaza götürürken akıllı bir polis olayların gerçek yüzünü ortaya çıkarıyor. Kitap birazda gizem ve polisiye var. Herkese tavsiye ediyorum.
Efendim halkın geçiminde sıkıntı çok arttı, kimse geliri ile geçinemiyor.
Herkes bir yol tutturdu .
Hırsızlığın, dolandırıcılığın, hilekârlığın türlüsü günden güne çoğalıyor,
Rabbim muhafaza buyursun.
Pek yakinda bu afeti memleketimizin üzerinden kaldırsın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hakka Sığındık
Alt başlık:
Günümüz Türkçesiyle
Baskı tarihi:
Haziran 2021
Sayfa sayısı:
136
Format:
Ciltli
ISBN:
9786254054570
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İspanyol gribinin dünyayı kasıp kavurduğu yıllarda İstanbul bir yandan yangınlarla, bir yandan da salgın hastalıkla kavrulmaktadır. Zengin fakir ayırt etmeyen hastalık, yoksul evlerine de zenginlerin köşklerine de sıçrar, girdiği hanelerden birkaç can almadan çıkmaz. Haksız kazançla zengin olanların batıl inançlarından ve korkularından faydalanmak isteyenlerse evliyalık iddiasıyla bir düzen kurup çıkar sağlamanın peşindedir. Hüseyin Rahmi Gürpınar, çelişkilerle ördüğü romanında bir dönemin bütün aksaklıklarını göz önüne sererken okuru nefes nefese bir polisiyeyle baş başa bırakıyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer. Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.

Kitabı okuyanlar 117 okur

  • Melike Yanaz
  • Şafak Aykut

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%2 (1)
8
%2 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0