Merhaba arkadaşlar. Kıbrıs’tan sevgilerle... 2019 yılından beridir Lawrence kitaplarına her denk geldiğimde yedekliyordum. Yaklaşık 20 kitap civarında bir kitap hazinesi oldu elimde. Şimdi, bunları değerlendirme vakti. Bu serinin ilk kitabı ise Aaron’ın Asası ismini taşıyor. Orijinal adı da Aaron’s Rod. Eser 1. Dünya Savaşından sonra, savaş sonrasının İtalya ve İngiltere'sinde geçen bir roman olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bu kitabın bir romandan çok sosyolojik, toplumsal ve bireysel bir sorgulama olduğu açık. Kitabın kapanışındaki son 2 cümlede bile yazar bundan vazgeçmiyor ve bir şeyler öğretmeye, anlatmaya, açıklamaya çalıştığı çok açık.
Bizler bu romanda aynı zamanda bu sorgulamalar yanında başarısız bir evlilik yapan, İngiltere’deki sefaletten ve başarısız olan evliliğinden kaçan bir adamın (Aaron Sisson) siyasi ve dini ideolojileri anlamaya çalışmasına şahit oluyoruz. Ve günümüzde de geçerli olduğunu düşündüğüm şu argümanı da göreceğimizi şimdiden belirteyim. İyilikten kopulmuş. Evet, insanların iyiliğe olan inancı sarsılmamış, tamamen bitmek üzere. Yaşanılan hayatlar anlamını yitirmiş ve paramparça olmuş. Ve bu yıkım içinde sorgulayan, anlam bulmaya çalışan bir adamın mücadelesi sunulmuş bizlere.
Diğer yandan kitaptaki en güzel şeylerden biri de müziğin evrenselliğine olan vurgudur. Baktığımız zaman bizlerin de böyle düşündüğüne inanıyorum. Gerçek anlamda müzik insanı rahatlatır. Aaron’da kendisine iyi gelmesi için müzikle uğraşmaya başlıyor. Aşkta, arkadaşlıkta, sosyal ilişkilerde başarısız biri olması ona bir uğraş edindiriyor ki bunalıma girmesin. Ancak bir yerde yaşadığı o acı kayıp (insan değil eşya) ona çok büyük acılar veriyor.
Hikayenin belirli bir kurgusu olmaması ise ilginç kısımlardan biri. Yani üzerine çok eğilmediğini, üstüne fazla düşünmediğini, açıkçası özenmediğini bile rahatlıkla söyleyebilirim. Yani nasıl söyleyeyim. Daha önce savaşa girmiş insanları ve davranışlarını gözlemlediniz mi bilmiyorum ama neredeyse yeryüzünde savaşmayan insanların kalmadığı, psikolojisi yerle bir olmuş toplumları düşündüğümüzde kafede bir bomba patlaması ve kimsenin umursamaması, hatta insanların kaçmaktan endişelenmekten ziyade şapka ve paltolarını arayışa geçmeleri sahte, saçma, anlamsızca ve çok absürt.
Son olarak işçi sınıfını bırakıp -neden gittiğinin farkında olmadan- yola düşen bir adamın üst sınıflar arasında bulunma çabası da biraz garip. Ama bu güzel. Çünkü o dönem için pek çok yazar kendini orta sınıf olarak konumlandırıp üst sınıflarla dalga geçerken kendini alt sınıfları anlayanlardan göstererek oraya konumlandırır ve onlara bir şans verirken bu romanda işçi sınıfından birinin entelektüel denilenler arasında bulunmasını okuyoruz.
İncelemeler:
#44393159
Okumalar:
Aaron’ın Asası
Adaları Seven Adam
Hepimize iyi okumalar dilerim..
Aaron'ın AsasıD. H. Lawrence · Aylak Adam · 201415 okunma