Puan vermedi·232 syf.····Okunma: 01 Aralık 2025 09:17 Yazarın da kitabın başında belirttiği üzere, yazar yazmış olduğu kadın hikayeleri ile tanınır. Bir gün rastgeldiği bir hanımın “ neden hep kadın hikayeleri yazıyorsunuz, bir erkek hikayesi yazmıyorsunuz?” demesi üzerine “ ben şimdiye kadar romana konu olacak kadar macerası kuvvetli bir erkeğe rast gelmedim.” cevabını verir. Bunun üzerine kadın abisinin günlük defterlerini yazarımıza verir. İşte Harp Dönüşü romanı da bu defterlerden doğar.
Romanın kahramanı, Boğaziçi’nin köylerinde ve yalılarında hızlı bir hayat süren Macit öyle bir an gelir ki sincabı serpintili mavi gözlü Humret’e aşık olur. Aşk bu ya tabii ki kavuşmak o kadar kolay değil memlekette savaş patlak verir macit önce Çanakkale’ye gider oradan yaralanarak döner, arkasından iyileşir iyileşmez parmağınla Humret’in hediyesi olan ve kendi aralarında aşklarının nişanı olan yüzük parmağında Suriye’ye gider. Bir gün savaşın bitmesi Humreti’ne kavuşması umuduyla beklerken İngilizlere esir düşer ve Mısır’daki esir kampına gönderilir. İşte macera burada başlar.
Macit bir gün esir kampından kurtulabilecek mi, sincabı serpintili mavi gözlü Humreti’ne kavuşabilecek mi onu da Spoiler vermeden okuyup öğrenmeniz tavsiye ederim.
Harp Dönüşü benim yazarla tanışma kitabım oldu. Açıkçası konusu itibari ile bakınca seveceğimi düşünmüştüm ama bu kadar sevebileceğimi düşünmemiştim.
Kitapta anlatılan aşk hikayesinin yanı sıra öyle yerler vardı ki milletimizin içinde nasıl bir vatan sevgisi olduğunu zaten bilmekle beraber o dönemlerde yazılan bu romanla daha da çok anladım. Özellikle Macit‘in ağzından yazılan “ son bir defa ben benliğimi yokladığım zaman yine anladım ki kanında kahramanlık olan bir milletin, savaş meydanında vuruşmadıkça, gönlünü dolduran aşka kendini layık görmüyor.” cümlesi bunun en güzel ifadesiydi.
Yaşama arzusu en aziz sevgilere ihmal ettirir. Ölüm öyle bir hakikat ki fırsat ve mühlet vermiyor. Onunla karşı karşıya gelenler her şeyi feda etmeye razdırlar. Yalnız bir an olur ki orada ölüm insan kalbinin, nefis büyüklüğünün, vatan hislerinin karşısında hakir ve nankör bir cellat gibi aciz kalır.