Harp Dönüşü, savaşın ve insan ruhunun derinliklerine inen, okuyucuya tarihsel bir yolculuk sunan bir eser. Dil kullanımı, karakter gelişimi, temaların işlenişi ve kurgusal yapısıyla dönemin önemli romanlarından biridir.
Kitabın konusuna gelecek olursak,romanın merkezinde Macit adında bir subay var. Boğaziçi'nin köylerinde ve yalılarında hızlı bir hayat yaşayan başkarakterimiz Macit, bir gece tesadüf ettiği Humret'e aşık olur ve sadece onu düşünür. Humret ile gizli gizli buluşmalar,mutlu günler gelip geçerken Çanakkale Savaşı çıkar ve Macit cepheye çağrılır. Cepheden İstanbul'a yaralı gönderilen Macit'in bakımını bir süre gizli bir şekilde Humret yapar. Sonrasında Macit Humret'e evlilik teklif eder fakat çeşitli sebeplerden dolayı Filistin Cephesi sonrasına bırakılır. Macit orada savaş sırasında esir düşer ve Mısır'daki bir kamptan kaçmayı başarır. Kaçtıktan sonra Türk dostu bir prensin villasına sığınır, burada Prens ve kızı Fatma ile güzel günler geçirirken aklı hep sevdiği Humret'te ve memleketinin kurtuluş haberlerindedir. Macit, Avrupa seyahatindeyken Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'da başlattığı mücadeleyi öğrenir ve ülkesine dönerek bu mücadeleye katılır. Kitapta açıkça belirtilmese de Filistin Cephesine giderken aynı trende Mustafa Kemal'den bahsedilir. Halide Edip'in oraya mektep kurmaya gönderildiği anlatılır. Kitabın sonunda Humret ve Macit'in durumu da sürpriz olsun.
Harp Dönüşü, savaşın insan ruhunu nasıl etkilediğini, aşkın savaş karşısındaki kırılganlığını ve dayanıklılığını, vatanseverliği ve ahlaki değerlerin savaş ortamında nasıl sınandığını işlemektedir.