Gönderi

9/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 23:26
Seneca stoacılık felsefesini benimsemiş; Tanrı, doğa, insan ilişkileri ve yaşam hakkında sunduğu etkileyici bakış açısı ile bana karşıma çıkan iyi veya kötü hiçbir şeyi abartılı duygularla yaşamamam gerektiğini öğreten seçkin bir felsefeci. Aslında kendi tecrübelerimle farkındalık geliştirdiğim ama yaşamıma indirgemekte zorlandığım çoğu davranışı yumuşak anlatımı sayesinde benimsememi sağladı diyebilirim. Peki bu kitabında ne anlatıyor? Lucilius'un Dünya tanrısal öngörü ile yönetiliyorsa neden iyi insanların başına türlü felaketler geliyor ve tanrı buna izin veriyor sorusu ile başlamış ve bu soru üzerine yazılmış kısa bir kitap. İslam dininde benimsediğim Allah iyi kulunu sınar, başına gelende vardır bir hayır, yakınlaştırıyorsa ve uzaklaştırıyorsa bil ki senin iyiliğin için öğütlerine paralel bir felsefeye hakim. Felaketler, yoksulluk ve bunun gibi birçok dezavantajlı durumun iyi ve erdemli insanların başına gelebileceğini savunuyor. O insanların daha çok pişip daha güçlü olduklarını ve Tanrıya daha çok yaklaştıklarını söylüyor. Ve bunun sonucunda cesaret gerektiren, dünya hazzından ayıran bütün işlerin başında iyi insanlar olacağını öngörüyor. Yani felaketin iyi insanın elinde iyiliğe, kötü insanın elinde ise kötülüğe yol açacağını savunuyor. Peki ben de şunu sorgulamak istiyorum. Felaketler iyi insanların başına geldiği için mi bu durum böyle yoksa felaketlerin insanı savunmasız bırakması, insanı iyiliğe ve hırs kibir gibi kavramların törpülenmesine teşvik ettiği için mi savunulan düşünce oluşmuş? Doğuştan ferahlık içinde olan kişiler rahatlık ve bunun verdiği kibirle kötülüğü tercih edebiliyor. Doğuştan dezavantajlı olan kişiler de kibir ve kötülükle değil temel ihtiyaçlarını giderebilme güdüsüyle daha ılımlı bir yaşam sürüyor. İki tarafın da tam tersi durumlarda olduğu da görülüyor elbette. Bence asıl savunulması gereken düşünce şu, Tanrı insana sürekli iyilik rahatlık ve hoşluk verirse insan tanrıyı unutur ve dünya hazzına dalar. Felaketler, Kulum beni hatırla ikazı olabilir. Bunun sonucunda da tanrı iyi olduğunu bildiği kulunu daha çok ikaz eder diyebiliriz. Ben başıma gelenlerin sebebini yaşamımda oluşan dezavantajlı durumlara bağlarken bir yandan da Allahın beni kendisine yaklaştırmak istediğini ve kendisini hatırlattığını da hissedebiliyorum. Yani iyilik, kötülük, felaketler, dünya hazzına yatkınlık keskin ifadelerle savunulacak bir somutlukta değil galiba. İnsan aklı her şeyi seçebilecek güçtedir. Genel olarak iyi kalmak ve her ne yaşanırsa yaşansın iyi kalmaya devam etmek gerekir.
Tanrısal ÖngörüSeneca · Alfa Yayınları · 20171,089 okunma
·
81 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.