Puan vermedi·496 syf.····Okunma: 07 Aralık 2025 17:01 “Asıl penceresiz olan hapishane değil; toplumun kadınlara açtığı hayattır.”
Penceresiz Ev tam da bu cümlenin ağırlığını taşıyan bir roman. Afganistan’da kadınlar için hapishane, çoğu zaman dışarıdaki hayattan daha güvenli bir sığınak hâline geliyor. Çünkü bu duvarların ardında bulunan kadınların neredeyse hiçbiri gerçek anlamda suçlu değil; şiddetin, törenin, aile baskısının ya da zorla evliliğin kurbanı hepsi.
Romanın merkezinde dört çocuk annesi Zeba var. Kocası öldürülmüş olarak bulunuyor ve Zeba, sadece olay yerinde “eli kanlı” bulunduğu için suçlanıyor. Kadın olduğu için söz hakkı tanınmıyor. Tam da bu noktada Avukat Yusuf ile yılları kesişir. Onun inancı ve mücadelesi, değişimin her zaman küçük bir umutla başladığını hatırlatıyor.
Yazar, Afganistan’daki ataerkil düzeni, adalet sisteminin çarpıklığını ve kadınların maruz bırakıldığı baskıyı çarpıcı bir gerçeklikle aktarıyor. Hem duygusal hem de sarsıcı bir anlatım var; okur, kadınların yaşadığı çaresizliğe tanık oldukça öfke ve hüzün arasında gidip geliyor. Tüm bu karanlığa rağmen hikâye, sonunda bir umut ışığı sunuyor. Yalnız, finalin biraz hızlı ve “oldu bittiye” getirilmiş hissi verdiğini de söylemek gerek.
Yine de Penceresiz Ev, okunmaya değer, etkileyici bir roman.
Keyifli okumalar.